Perşembe, 8 Aralık 2016
Şahin AKÇAP

PAKİSTANLI ŞAİR İKBAL VE ATATÜRK


Pakistan Özgürlük mücadelesinin büyük düşünür ve şairi olan Şair İkbal:

'Bu dünyadan göçmüştüm.
Melekler beni
Rahmet ayetinin sahibi
Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın
Huzuruna çıkardılar.
Efendimiz buyurdu:
Ey Hicaz bahçesinin bülbülü
Güller, senin sözlerinin ateşiyle ısındı
Senin gönlün aşk şarabıyla coşkundur
Secde ve niyazdır
Senin coşkunluğun
Aşağılardan, yeryüzünden
Göklere doğru uçtuğun zaman
Melekler sana yüceliğin sırrını verdiler, cihan bahçesinden çıkıp
Bana güzel bir koku gibi yaklaştın
Söyle, bana ne armağan getirdin?' Buyurdular.
Dedim ki,
'Efendim Dünyada huzur ve rahat kalmadı
Gönlün arzu ettiği hayat ele geçmiyor
Varlık bahçelerinde binlerce gül, binlerce lale var Ama vefasızdır onlar
Terk eder bizi
Renkleri de kokuları da
Efendim
Bunların yerine
Bir şey getirdim size
Cennette bile eşi benzeri olmayan bir şey bir şişe kan
Bu senin ümmetinin namusudur, şerefidir, vicdanıdır.
Bu, Trablusgarb'da
Çanakkale'de
Şehit olan askerlerinin kanıdır.” şiirini Lahor’da büyük bir meydana toplanan on binlerce insana okuduktan sonra, İstiklal Savaşımız için; Hintliler ve Pakistanlılar ellerinde ne varsa yardım olarak gönderirler. Eşlerinin kollarındaki bilezikten tutun da, parmaklarındaki yüzüğe kadar ve hatta gömleklerini bile gönderirler.
Atatürk’e hayranlığını her zaman dile getiren Pakistan’ın Mehmet Akif’i, Şair İkbal’in sözleri geçen gün Pakistan’da yapılan törende şöyle dile getirildi:

“Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O’nun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.”



Sözün içinde geçen O, Atatürk’tür.



Her fırsatta Atatürk’e dudak büken sözüm ona aydınlara, Atatürk düşmanlığı yapmayı bir herze sayanlara, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna yaptıkları haksızlığı bu yazıyı okuyarak gözden geçirmelerini istedim.



Atatürkçü düşünce; podyumlara sığdırılan gardıropçu zihniyetin; iki-üç kadehten sonra coşup şiirlere vuran yarı aydın lümpenlerin düşüncesi değil. Gerektiğinde cephelerde kartallaşan yiğitlerin, üretim ilişkilerindeki emekçinin, tarladaki, bağ ve bahçedeki köylünün, meydanlardaki hak ve adalet arayanların, mazlum ulusların düşüncesi, hayat felsefesidir.



Pakistan’ın kalbinin bir parçası olan büyük Şair İkbal bunu fark edenlerden olduğu için değerli ve çok daha saygındır. İlginçtir ki; Şair İkbal’in ölüm tarihi de hayranı olduğu Mustafa Kemal’in öldüğü yıldır. Atatürk Kasım’da hayata gözlerini yumarken Şair İkbal’de 1938 yılının Nisan ayında rahmetle buluşur.

İkbal’i bir kez daha anımsarken, Atatürk’ü bir kez daha keşfedenlerin olduğunu görmek benim için ayrıca bir sevinç kaynağıdır.

Sizle, Mustafa Kemal Atatürk arasına ne kadar uçurum koyarlarsa koysunlar tarih dediğimiz yalan söylemeyen tanık onunla aranızdaki uçurumu kapatır yok eder.

Halkının onurunu özgürlük bayrağı yapmış, erdemliliğini yerlerde süründürmemiş liderler tıpkı Atatürk gibi ölümsüz kılınmıştır.

Günümüzdeki liderlerin, Atatürk’ü bir kez daha tanımaya çalışması onlara kaybettirmez tam aksine kazandırır.

Ulusal Kurtuluş Savaşımıza yüreğini, halkının yüreğiyle birleştirerek destekleyen Şair İkbal’in erdemliliğini asla unutmayacağız.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Mustafa ŞİMŞEK
Mustafa ŞİMŞEK2016-12-07

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2016-12-03

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2016-11-22

E-bülten Gurubu

bize katılın ...