Pazartesi, 24 Haziran 2019
Şahin AKÇAP

YAĞMURUN FOTOĞRAFI


Kimse bu son fotoğrafa bakıp da:

—Gafil avlandık!

—Afat!

—İlahi adalet! Hikâyesi okumasın.

İstanbul ve Trakya’daki yağmur ve sonrasından söz ediyorum.

Yaşanılanların fotoğrafı şehircilikte sınıfta kaldığımızın fotoğrafıdır.

Günler öncesi meteoroloji raporlarında gelen güçlü yağıştan söz edildi. Tedbir alınması için her kes uyarıldı. Ama aymazlık galip geldi, ülkemizin doğal olaylara karşı ne kadar zayıf ve etkisiz olduğu haber ajansları tarafından dünyaya yansıtıldı.

Kentleşme geliş güzel olduğunda, gecekondulara oy uğruna göz yumulduğunda yaşanacaklarında faturası işte böylesine ağır oluyor.

Yağmuru bizden önceki kuşaklar rahmet olarak algılardı. Rahmet sözcüğünün karşılığı bereket ve hayırdı. Oysa şimdi bizler yağmuru yine rahmet ama sözcük karşılığı olarak ölüm olarak yaşıyoruz.

Peki, geçmişte neden yağmur tehlike arz etmiyordu? Çünkü yeşil alanlar daha çoktu. Ormanlar daha sık ve çoktu. Şimdi ormanlar bir avuç tarla veya yerleşim alanlarına, golf sahalarına terk ediliyor. Yani bizler hayatın alnına acımasızca kurşun sıkmaya devam ediyoruz.

Rüzgâr eken, fırtına biçer.

Dere yataklarına ev yaptırsanız, dere yataklarını periyodik olarak temizleyip, arındırmasanız, yeşile kıyarsanız, güçlü paralarla ortaya çıkıp her yanı düzensiz beton denizine çeviren yüklenicilere göz yumarsanız yaptığınız rüzgar ekmekle eş değerdedir. Doğadan buna yanıt ise; sel felaketi, düzensiz yağışlar, fırtına ve kasırgalardır.

O İstanbul ki, yıllardır büyük bir depreme uğrayacağı konusunda yer bilimcileri tarafından uyarılıyor. Uyanan var mı? İşte yanıtı güçlü bir yağmur karşısında ser sefil olan İstanbul fotoğrafı.

—Antalya’da aynı sıkıntıyı ve acıyı yaşayabilir mi? Sorusunu sorarsanız.

—Tıpkı İstanbul gibi her an yaşayabilir. Yanıtı verebilirim.

Nasıl yaşar?

Düzenli olarak drenaj kanallarının bakımı yapılmaz ise.

Yeşiline kıyılmaya devam edilirse.

Hava sirkülâsyonları önemsenmezse.

Önüne gelen istediği yere devasa konutlar dikerse.

Ormanlık alanları; terör canilerinden, bilgisiz tarım üreticisinden korunmazsa İstanbul afetinin birkaç mislisini yaşar.

Ne demiştik:

—Rüzgâr eken fırtına biçer!

Aha işte kanıtı... İstanbul ve Trakya’dan yağmur sonrası yansıyan çaresizliğin resimleri.

İstanbul için ne demişlerdi:

—Dünya kenti!

Ya Antalya için?

—Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi.

Bence İstanbul unvanını kaybetti.

Antalya bundan ibret almalı.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-05-14

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-06-24

E-bülten Gurubu

bize katılın ...