Pazartesi, 24 Haziran 2019
Şahin AKÇAP

SANATÇI DUYARLILIĞI (2)


Zülfü Livaneli, sevenlerinin dileğini Özgürlük parçasını reklâm filminden çekerek yerine

getirdi.

Kendince bu tavrını yanlış buldu. Ancak kitlelere mal olan bir yapıtın dillerde dolaşmasını da çok istiyordu. Ama…



Livaneli’nin unuttuğu bir şey var. Onu bugünlere getiren elbette emeği, alın teri, yeteneği. Ancak geldiği yerde tutan güç de halk. Yaptığı yanlış değil, kitlelerle birlikte hareket etme bakımından önemlidir. Özgürlük şarkısını benimseyen, toplumun; emekçi, demokrat, aydın, ilerici kesimidir. Bu kitle oyunu iki kilogram yağa, tuza, una, üç beş çuval kömüre satmayan kitledir. Bu kitle yüreğinde Kuvai Milliye coşkusu taşıyan kitledir.



Özgürlük yapıtının sıradan bir reklâm filminin çıngılı olmasını istemeyen binlerce yurtseverin bakış açısındaki duyarlık yabana atılamaz. Bugün nasıl 1 Mayıs marşı, reklâm filmi müziği olamıyorsa, halkın sahiplendiği Özgürlük şarkısı da reklâmlara film müziği olamayacak. Bu bir sahiplenme refleksidir. Bu bir Livaneli’ye son günlerdeki düşünce tarzında iyi düşünmesi için ince bir mesajdır. Halkın tepkisi bir anda olmaz. Halk yaşadıklarını biriktirir. Ve birikimini yeri geldiğinde bir tepki olarak açığa çıkarır. Ha…Burada karar Livaneli’nindir. “Ben bildiğimi okurum arkadaş!” diyebilir. “Benim düşüncelerim bu!” ısrarını sürdürebilir. Ama bir daha meydanlarda binlerce yiğit yüreği bulamaz. En baba yiğit organizasyonları devreye koysa da o şavkı oluşturacak gür ateşi bir daha yakamaz.



Livaneli tarihin geldiği bu noktada, halkının efsane sanatçılarından biridir. Meta değildir. Tıpkı; Aşık Veysel, Yılmaz Güney, Bülent Ecevit gibi. Hiçbir nişan, uluslar arası ödül, hatta sırça saraylar bu önemli gerçeği unutturmamalıdır.



Sanatçının şah damarı sevenleridir. Sanatçıyı ateşleyen de toplumsal yaşamdaki yanlışlar, haksızlıklardır. Bu iki olgu oksijen ve kıvılcım gibidir. Birinden biri olmasa ateş olmaz.



Sanatçının ölümüne gelince:



Bir sanatçı yaptıklarıyla yetinemeye başlarsa…



Kendini yaratanları küçük görürse…



Büyük dağları ben yarattım havasına girerse…



Bir varmış bir yokmuş olur.



Bunu Livaneli biliyor.



Sanatçı duyarlılığı (1) başlıklı yazımızda Nil Karaibrahimgil ile Neşet Ertaş arasındaki polemiği konu etmiştik.



Yazımızın ikincisi de Livaneli’ye denk geldi.



Dilerim bir üçüncüsü olmaz. Onları eleştirmek yerine ürettikleriyle övünmek daha güzel…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-05-14

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-06-24

E-bülten Gurubu

bize katılın ...