Cumartesi, 24 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

KAN COĞRAFYASI MI ? ANADOLU KARDEŞLİĞİ Mİ?


Ege’den, Akdeniz’e hareket etmeden önce; iznimin son Pazar gününde analığın küçük balkonundan yirmi dört saat işlek olan yolu izleyerek geçiriyorum.

Az önce; Vatan Gazetesinde, Prof. Ahmet Özer’in; C.H.P Genel Başkanı için hazırladığı rapordan kesitlerin olduğu haberi okumuşum, haber beynimin içinde dönüp duruyor.

Haberin analizini yaparken beynim; tam bu sırada, bir sünnet konvoyu geçiyor yoldan.

On yaşlarında sünnet giysileri içinde bir erkek çocuğu; süslenmiş atın üzerine bindirilmiş. Gurur içinde ve dimdik duruyor. Onun arkasında geleneksel Yörük giysileri içinde annesi ve babası. Derken; akrabalar, sevenler uzun bir konvoyu oluşturarak geçiyor. Kadınların her birisinin elinde tatlı tepsileri, armağanlar var. Ve tepsilerin üzeri kırmızı tülbentlerle örtülmüş.

Bir önceki günde; koca bir kamyon üzerinde düğün alayı geçmişti yoldan. Türk bayrağı rüzgarda salınırken; kadınlı, erkekli insanlar kamyonun üzerinde ellerindeki renk renk mendilleri sallıyorlardı.

Daha on beş gün önce ; Van’da, bacımın evinin bahçesinde sac semaverde pişirilmiş çaylarımızı kırtlama şekerlerle yudumlarken; davul,zurna sesiyle yerimizden doğrulmuştuk . Evin olduğu sokağın birkaç metre ötesinde komşuların düğünü olduğunu söyledi yaşlı anam.

Düğün gece yarısına kadar devam etmiş ; Kürtçe türküler söylenmiş, halaylar çekilmişti.

Şimdi elimizi yanağımıza koyup bir düşünelim…

Ege’de at üstündeki delikanlı büyüyecek, ikinci mürüvveti olan asker olma onurunu yaşatacaktı ailesine. Anadolu insanının ulusal geleneği olan askerlik mürüvveti ne yazık ki şimdiler de korkulu bir olguya dönüştü. Analar, babalar gururla asker ocağına gönderecekleri oğullarının sağ, salim dönmesinden endişeliler.

Aynı örneği Van’da sünnet olan bir çocuğu gözlerimizin önüne getirerek düşünebiliriz. Kürdü de, Türkü de aynı ana, aynı baba. Endişe ise ; Anadolu’daki tüm ana ve babaların endişesi.

Görüyoruz ki Türkiye’nin nabzı şimdi bu noktada atıyor. Ancak farklı düşünceler ve analizler gelinen yolu çıkılmaz kılıyor. Doğrular ve yanlışlar birbirine karıştırılıp kör düğüme dönüştürülüyor.

Türkler de, Kürtler de tarihteki o birleştirici bey örneğini bu noktada anımsamalıdır.

-Bana bir ok getirin.der bey. Sadaktan çıkarılan ok beye sunulur. Bey bir çırpıda tek oku dizine vurup kırar.

-Şimdi de bana sadaktaki tüm okları getirin. der . Okları bütün gücüyle elinde, dizinde kıramaz.

-En cengaver askeri getirin, o kırsın okları. diye buyurur.

Yiğit mi yiğit, güçlü mü güçlü asker tüm çabalarına rağmen okları kıramaz.

Bey gülümser:

-İşte diyeceğim odur ki ; tek olursak çabuk kırılır, birlikte olursak kırılmayız. der.

Anadolu’nun bin bir rengini kültürler oluşturur. Yüzyıllar boyu bir arada yaşayan; kız alıp kız vermiş, akraba olmuş, et ile tırnak olup bütünleşmiş insanlar üzerinde karar verilecek günlerin gelindiği günümüzde her kes dikkatli olmalı, Anadolu kardeşliğine halel getirecek eylemlerden, düşüncelerden uzak durmalıdır.

Ve verilecek bütün kararlar; toplum bilimcilerin, tarihçilerin, sağduyu sahibi gerçek aydınların ortak kararı olmalıdır. Genler üzerinde yanlış saptamalar yapan bir genetikçi nasıl ortaya ucube bir yaratık çıkarabilirim olasılığını düşünüyorsa eğer; sosyal bilimciler ve politik otoriteler de; en küçük bir yanılgıda , aynı büyük yanlışa düşme riskinin hayati boyutunu da akıllında tutma sorumluluğundadır.

Biz, Anadolu denilen bereketli topraklarda yaşayan milyonlarca insan!

Kürtlüğümüzle, Türklüğümüzle bir alıp veremediğimiz yok. Hesap içindekiler; silaha, paraya, siyasi mutlak güce, stratejik coğrafi konuma sahip olmak isteyenlerdir.

Bence gerçeğin kendisi; “ Kan Coğrafyası mı, Anadolu kardeşliği mi? “ sorusuna; dün ve bugün arasında sosyolojik bilimsel köprüler kurabilecek yanıtların yüreğindedir…

Hiçbir şer düşünce, kirli plan, kurnaz senaryo ; Türk ve Kürt kardeşliğini yok edemeyecektir.

Kanıtı, kadim Anadolu’nun zengin tarihinin sayfalarına; sevinçlerle, mutluluklarla, gözyaşlarıyla ve şanla, şerefle yazılıdır.

O güzel Alevi deyişiyle:

-Gelin bir olalım, iri, diri olalım!..

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...