Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

GÖNÜLLER BİR OLURSA UZAKLAR YAKIN OLURMUŞ (2)


Bozkırda kısa yaz gecelerinde gökyüzü doyumsuz olur.

Van Gölü otobüsü yıldız dolu göğün altında Batıdan,Doğuya hızla kayıp akarken geriye kaçan tepeleri,yamaçları izliyorum.

Şanlı Urfa’nın Harran ovasındaki küçük ama derdi büyük ilçesi Akçakale’nin bir sınır köyündeki öğretmenliğimin ilk günlerini anımsıyorum. Baharın ikinci ayı Mayıs’ta akşamları çobanlarla yazıya çıktığımızda; sırt üstü yere uzanır,ellerimizi başımıza yastık yapar gökyüzündeki yıldızları seyrederdik.

-Hocam sanki kuyunun içindeyiz.Yeryüzü bir kuyu,kuyunun üstü gökyüzü.derdi Abit.

Doğruydu gözlemi.Deneyin,kırsal bir bahar ya da yaz akşamı sırt üstü yere uzanıp gökyüzüne bakın Abit’in saptamasının ne kadar doğru olduğuna tanık olacaksınız.

Otobüsteki yolcuların çoğu uyumuş.Yol arkadaşım asker Hüseyin:

-Malatya’ya ulaştığımızda beni kaldırın.demiş,sonrada sol omzuma başını yaslayarak hemen uyumuştu.

Simavlı delikanlının ip ince bedeni saatler sonra asker ocağında olacak,asker giysilerine bürünüp vatanın can siperlerinden bir olacaktı.

Rahat uyusun diye usulca omzumu daha da yaklaştırıyorum delikanlıya.

Ön koltuklarda uyumakta ayak direten üç yaşındaki kız çocuğunu sabrı taşan annesi:

-Yat!Yatmasan muavine söylerim atar seni aşağıya..diye korkutarak sonunda uyumaya mecbur ediyor.

Kayseri’nin ilçelerinin,köylerinin yanı başından geçiyoruz.Saat çoktan gece yarısını vurmuş.

Kayseri-Malatya arası yaklaşık dört ,beş saat çekiyor.İç Anadolu’nun göbeğini Doğu Anadolu’ya bağlayan bu uzun ara; hem yolcular hem de şoförler için sıkıcı.Bereket versin yolculuğumuz gece sürüyor.Ya gün ortasında bu uzun araya düşseydik?Temmuz sıcağına aracımızın klimaları güç yetirebilir miydi acaba?

Uzun yol şoförlerinin gece-gündüz demeden direksiyon salladıkları

bu zor hayatlarını düşünürken aklıma Bekir Yıldız’ın, Harran adlı uzun röportajı geliyor.Merhum Bekir Yıldız,Harran yapıtında ne güzel anlatmıştı Güney Doğu’ya insan taşıyan şoförleri.Ve yolcuların yol sürecindeki psikolojik durumlarını müthiş bir gözlem olarak yansıtmıştı.

Yaz geceleri kısa demiştim ya sabah saat 04-05 de usulca aydınlanan günle yüzünü gösteriyor.Yol tabelalarında Malatya’ya kırk kilometre kaldığını okuyorum.Kilometre levhalarında on kilometreye indiğinde mesafe hala omzumda uyuyan,nefesini hissettiğim asker Hüseyin’i kaldıracağım.

Malatyalı köylü,çiftçi güneşle birlikte uyanmış.Kayısı bahçelerinin yanı başındaki küçük köy evlerinin bahçelerine serilen örtüler üzerine serilen kayısılar kurutulmaya bırakılmış.Yol boylarındaki tabelalardan birinde okuduğu yazıya gülümsüyorum:

-Kayısı kolonyası bulunur.

Malatya’nın önemli bir tarım ürünü olan kayısıdan kolonya ve parfüm de üretilmesinin bu güzel duyurusunda :

-Demek ki Malatya’da işler iyi.izlenimi ediniyor,seviniyorum.

Uşak-Afyon arasındaki yol boyunca kiraz ağaçlarının meyve dolu dallarıydı görüntüdeki.Şimdi de Malatya’da görüntümüzün içine kayısı giriyor.

Anadolu’nun bereketli topraklarının binbir rengi ve tadının yol boyunca süreceği inancıyla sarsılırken Malatya’ya on kilometre kaldığını fark ediyor,asker Hüseyin’i bir baba şefkatiyle uyandırıyorum.Hüseyin gözlerini ovuşturuyor,kendini toparlıyor.

(Yarın:Etek sarı sen etekten sarısın)

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...