Cuma, 6 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

NERONLARIN KURBANLARINDANDI SEHERGÜL


2 Temmuz 1993 tarihi Türkiye’nin alnına kara,kapkara bir leke olarak düştü.
Sivas…Tarihin ölümsüzleştirdiği kentlerimizden bir değil miydi?
Gazi Mustafa Kemal’in Anadolu’nun bütün renklerini,inançlarını bir araya getirmek amacıyla yaptığı o büyük kongrenin kentiydi…Halkın emperyalizme karşı örgütlendiği bu kongre tarihte Sivas’ın şeref madalyası olmuştu.
2 Temmuz’da Pir Sultan Abdal şenlikleri için ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılar Sivas’ı onurlandırmak istemişlerdi:
-Gelin canlar bir olalım.demişler ancak kökleri ta Kubilay’ı katledenlere kadar uzanan güruh takımının gaza getirdiği caniler gözlerini kırpmadan koanaklama yeri Madımak’ı çıra gibi yakmışlardı.
Tam 35 can…
Muhlis Akarsu,Hasret Gültekin,Nesimi Çimen gibi halk ozanlarının ,Metin Altıok gibi şiirimizin güzide isimleri,Asım Bezirci gibi yazı dünyamızın değerleri,yeni yetişen gencecik sanatçılar yakılarak yok edildi.Edebiyat dünyamızın en çok yazan,mizah öyküleri dünya dillerine çevrilen Aziz Nesin barbarların elinden kıl payı kurtuldu.
Tıpkı faşist Nazi sapkınları gibi…
Tıpkı Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye romanındaki Fettah hoca gibi…
Düşüncelerinden,inançlarından dolayı gerici,yobaz güruh takımı birer Neron olup ateşi can evimize vurdular.Yaktılar alev alev Türkiye’nin aydınlık düşüncelerini,hoşgörüsünü,kadim konukseverlik olgusunu.
* * *
Sehergül Ateş çok saydığım,sevdiğim 16.Dönem SHP Tunceli Milletvekili Musa Ateş’in kızıydı.
Babasını her şeyiydi Sehergül..Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında,sosyal tüm aktivitelerde annesi yerine Sehergül eşlik ederdi Musa amcaya.
Bir Antalya tatilinde Musa amcayla gökteki yarım ayın ve dostlukların şerefine kadeh kaldırdığımızda başımızın üstünde dönen sivrisineklere kafayı takmıştım.Sandalye üzerinde duran gazeteyi kaptığım gibi sivrisineği tam alaşağı ederken engel olmuştu Musa amca:
-Bırak vızırdasın.Ona sen mi can verdin be oğlum.Bak henüz bize zarar vermedi.demişti.
Her şeyi seven,saygı duyan,yardım isteyenin yardımına koşan bir babanın kızıydı Sehergül…O da Madımak kurbanları arasında yerini aldı.Bir sivrisineğin bile yaşamına saygı duyan Musa Ateş’in kızı da şerefsiz,haysiyetsiz,gerici ve yobazların ateşinde yanıp kül oldu.
Geçtiğimiz yaz Didim’deki Parlamenterler sitesindeki yazlığında ziyaret ettim Musa Ateş’i…Küçük oğlu Egemen’i evlendirmiş.Egemen’in şirin kızı dalları armut dolu ağacın altında oturduğumuzda Musa dedesinin ayaklarının dibinde emekliyordu.Musa amca küçük torununu Sehergül diye seviyordu.
Bizleri uğurlarken gözlerimizde öpüp,yanımdaki kızlarıma:
- Hiçbir zaman inançlarınızı kaybetmeyin yavrularım.diye nasihat ediyordu.
Oysa koca çınarın kızını diğer canlar gibi inançları için yakmışlardı.
Otuz beş coşkulu yürek,aydınlık yüz 2 Temmuz 1993 tarihine ateşle semaha durmuştu…
Şimdi eli sopalı o on bini aşkın güruha sormak istiyorum:
-Yakarak yok edebildiniz mi inançları,düşünceleri ey bre melun gafiller?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...