Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Ermeni Sorunu ve Bir Okurun Bakış Açısı

Ah Tamara efsanesi Van Gölündeki Akdamar Adasında geçer.
Ah Tamara öykü kitabımın lokomotif öyküsü olsun diye en başa koymuş,yayın editörümden (düzeltmeninden) “sakıncası yok” onayı almıştım.
Öykü kitabımın ikinci baskısı Elips Yayınları tarafından yeniden yapılınca Ah Tamara iki kitaba dönüştü.
Birincisi Aha Tamara, ikincisi Eylülsüz Sonbahar adını aldı.
İstanbul Tüyap Kitap Fuarında bana ayrılan imza gününde ilginç olaylara tanık oldum.Hani zaman ve tarih müsait olsa,Elips Yayıncılık ertesi güne TBMM Başkanı Sayın Köksal Toptan için imza günü planlamasa tanık olacağım ilginçlikler sürecekti.
Öğleden sonraya sarkan öğle yemeği için fuarın üst katındaki kafeteryaya çıktığımızda ve imza standından daha yeni ayrılmışken cep telefonum çaldı:
-Hocam bir delikanlı var.Kitaplarınızdan aldı ancak sizinle görüşmek için ısrar ediyor.dedi.
Yanımdakilere:
-Siz karnınızı doyurun.Israrla görüşmek isteyen biri var.Aşağıya iniyorum.dedim.
İmza standında genç,zayıf ve uzun boylu,hafif saklı bir genç elinde Ah Tamara ve Eylülsüz Sonbahar kitaplarımla bekliyordu.
Merhabalaştık,el sıkıştık.Delikanlı:
-İlk baskıyı Van’dan edinmiştim.Ancak Ah Tamara’nın İstanbul kitap fuarındaki imza günü haberini dostlardan aldım.Size bir Türkiyeli Ermeni genci olarak teşekkür etmek istiyorum.dedi gözlerinin içi gülerek.
Heyecanlanmıştım.
-Asıl ilginize ben teşekkür ederim.
Delikanlı hemen söze girdi:
-Ermeni meselesi hala birileri tarafından kan davasına dönüştürülmeye devam ediyor.İnanın Ah Tamara efsanesini soluk soluğa okurken korkulu ve kaygılıydım.Acaba bunu yazan ,efsanedeki o sevda öyküsüne geçmişi temcit pilavı gibi ısıtmaya devam edenler gibi hata yapmış mı,o büyülü aşka kan sıçratmış mı dedim.
Gülümsedim.
-Fatih Sultan’ı İstanbul’un fatihi yapan neydi biliyor musunuz?Bilge hocaları…Onlar öyle hocalardı ki; bir padişahın milletini ayırmadan,kayırmadan,inançlarını bir diğerinin üstünde tutmadan yönetmenin görkemli vizyonunu Mehmet’e öğretmeleriydi…İstanbul alındığında diz kırıp etek öpenlerin:
-Gayri müslim ne olacak devletlüm ?diye soranlara:
-İhanet ve itaatsizlik olmadıktan sonra hepsi bizdendir.yanıtını vermişti.Öyle olduğu içindir ki Anadolu bir kültürler mozaiği oldu.Camii de oldu,kilise de,sinagog da…Ancak Anadolu’nun 1915 ‘den itibaren işgalinde Doğu Anadolu’ya giren Çarlık Rusya ordularından cesaret alan Ermeni kökenli bazı sütü bozuklar Rus ordusuna kılavuzluktan başka birlikte,kardeşçesine yaşadığı insanlara saldırmaya,kıymaya başladı.Etki ve tepki kanununu bilir her kes de Ermeni meselesi ortaya çıkınca sus pus olur.Yani mesele öyle başladı.Şimdi ben Ah Tamara’yı yazarken dünde kalan ve anımsanması bile yüz kızartan olayları mı katsaydım öyküye.Hayır!O öykü iki farklı dinen iki insana yapılan hoş görüsüzlüğün öyküsüydü.Doğup büyüdüğüm toprakların insanlarından duyduklarımı yazdım sadece.
Siz de,ben de geçmişi deştikçe kavga,kan,kin fışkıracağını biliyoruz.Bunu neden yapalım.Bu üle insanları hain ve şerefsiz eller tarafından katledilen Hırat Dink için yürümedi mi?:

‘Hepimiz Hırak Dink’iz demedi mi?Bana göre bu topraklarda kader birliğ etmiş her kes et ve tırnak gibidir.Yazdığım sayısız makalede hep Anadolu Kardeşliği savını korkusuca savundum.Hasta yürekli,ciğeri metelik etmezlerce tehdit edildim:2Senin safın ne?’ diyenlere acı acı gülüp geçtim.Genç kardeşim ;sen,ben ve aklı selim her Anadolu insanı Atatürkçü çizgiden kayıp düşmedikçe; ne insanımıza ,ne de bir yeryüzü cenneti olan ülkemize fenalık gelmez.Hele hele ülkeleri karıştırmakta hünerli olan ülkelerin oyunlarına asla gelmemeliyiz.dedim.
Ve sonra kucaklaştık,eli,mi öpen delikanlının gözlerinden öptüm:
-Bu toprakların bilgeleri der ki;kanı kanla yıkayamazsınız.Siz yeni yetişen genç kuşaklar bu sözü asla unutmayın.diye ilave ettim.
Evet sevgili okurlar.
Geçmişteki kan ve gözyaşlarını unutturmayanların,mutlu günleri hasır altı edenlerin amacını biliyoruz.Oyuna gelmeyeceğiz!Bizi oyuna getirmek isteyenlere de Diyojen’in:
-Gölge etme,başka ihsan istemez sözünü yapıştıracağız.
Yarın bu köşede Necla Şener’i konuk edeceğim.
Hem de:
-Ben Ermeni olsaydım.başlıklı yazısıyla.
İlginizi çekeceğinden eminim…
Necla Şener’e düşüncelerini bizimle paylaştığı için teşekkür ederim.
(Yarın:Okur Necla Şener’in Ermeni Sorununa Bakış açısı)

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...