Çarşamba, 23 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Siyaset yazma da, ne yazarsan yaz...

Öyle demişti rahmetli babam…
-Ağacı yaz,kuşu,böceği,kurdu,kuzuyu yaz ama siyaset yazma.
Niye mi?
-Fincancı katırlarını ürkütürsün…Birisinin çıkarına dokunursun…
- Velhasıl evlat düşman sahibi olursun. diye nasihat etmişti.
Cumhuriyet Gazetesi ile yolculuğum esnasında tehlike de atlatmıştım.
80 öncesinde Cumhuriyet Gazetesi okumak baba yiğitlikti.
Gaziantep’de mola veren otobüsten nişanlımla aşağıya bisküvi,kraker almak için inerken bizimle birlikte olan anne ve babası arkadan seslenmişti:
- Sakın otobüsten uzaklaşmayın.
Gençlik işte…Alacaklarımızı alıp,ayaklarımızı açmak için otobüsün etrafında turalarken bir grubun aracın arka kapısından girip,ön kapısından indiğini görmüştük..Gençler…Birinie baktılar diye düşünüp otobüse bindiğimizde kayınvalide ve kayınpederin renklerinin kaçtığını,Cumhuriyet Gazetesi’nin yırtılıp koridora saçıldığını kayınvalidenin:
-Ses etmeyin…Geçip oturun..diye işaret parmağını dudağına dayadığını gördük.
Gaziantep’ten sonraki on saatlik yolculuk süresinde ülkemizde düşüncenin hala şiddetle yok edilmesi gereken bir olgu olduğunun yok edilmediğini konuştuk.
İstediğin gazeteyi okuyamayacaksın,kütüphaneye gittiğinde memur:
-Niye Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini öğretmenin ödev olarak verdi.Başka yazar mı yok?Söyle bakayım hangi okulda okuyorsun,öğretmenin adı ne?diye seni sorgulayacak,Allah ile aldatmayı sanat edinenler inançlarını sömürecek,gelir dağılımından emeği ile yaşayanlar en azını kazanacak ve sen de siyaset konuşmayacak,yazamayacaksın.
Bize Tercüman Gazetesi ile okuma alışkanlığı kazandıran babamıza bir gün dedim ki:
-Baba Tanrı insanı eşit yarattıysa sonradan yaşanan bu eşitsizliği yaratan kim?Hangi güç benim okuyacağıma,düşüncelerine ipotek koyabilir?O zaman bu evde senin Tercüman Gazeteni de benim Cumhuriyet Gazetemi de okuyalım.Ve eşitsizlik,emek üzerindeki sömürü,inançların politikaya alet edilmesinin ardındaki gerçeklere birlikte yolculuk yapalım.
Yorgun bakışlarını bir süre üzerimde tuttuktan sonra:
-Savaşçı olmak istiyorsun değil mi? diye sordu.
-Hayatı özgürce ama başkalarının özgürlüğüne büyük saygı duyarak yaşamak istemek savaşçı olmaksa evet.diye yanıt verdim.
Her düşünce çizgisinde çok değerli insanlarla tanışık oldum.Bazen benim dünya görüşümden olanların zıt görüşteki düşünenlerden daha geriye düştüğünü,bağnaz yaklaşımlarının, garip tutumlarının şaşkınlığını yaşadım.
Ve yaşım yarım yüzyıla dalya dediğinde de ülkemizde barış ve kardeşlik içinde yaşamanın tek yolunun hoşgörü,anlayış olduğunu gördüm.
Kavga etmeden tartışılabilindiği,küfre,hakarete mağlup olmadan ortak noktalarda buluşulabilindiğine şahit oldum.
Tabanda bu güzelliği bizler yakalamış,yaşarken;tepedekilerin de buna gayret etmesi ve hoşgörü geleneğini yaşatması sanırım gerilimi yüksek olan şu günler için ilaç yerine geçecektir.
Siyasete gelince… Hayatın kendisi zaten siyasettir…
İnsanların ekmek kavgasındaki çırpınışı, çoluk çocuğuyla yaşama tutunmaya
çalışması bir anlamda siyasettir…
Dileğimiz geçim derdi dışındaki siyasetin de seviyesini kaybetmemesidir.
Ülkemizin kısır politik çekişmeleri aşması,kalkınması işte bu “seviye” ile yakalanacaktır.Aksi takdirde yaşanacakların adı kaos olur ki buna da düşman sevindirmek denir…
Tanrı işte bizi bu kaostan korusun…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...