Cumartesi, 7 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

Kul hakkı

Son günlerde haber izlerken, okurken kanımız çekiliyor.
Disk eski genel Başkanı Rıdvan Budak’ın ekonomik krizle ilgili raporlarının birer somut gerçek olduğunu anlıyoruz.Görüntüde ne yazık ki:
-Fabrikalarda üretim durmuş,işveren ve işçi umutsuz bir bekleyişin içine yuvarlanmış.
Ekonomistler ve toplum bilimciler teğet geçmeyen ekonomik krizin yerel seçimlerden sonra da derinleşeceği ortak görüşünde birleşiyorlar.
Bir emekçi için işsiz kalmak,iş yerinin üretim dışı olduğunu görmekten daha acı ne olabilir ki?
İşsiz kalan baba ya da anneler yaşanan kriz sonunda sorumlu oldukları aile bireylerine görevlerini yerine getiremedikleri için kıvranmakta , mahcup olmakta,bunalım yaşamaktadırlar.
Ve inanılmaz bir aymazlık tüm bu olup bitenin görmezden gelinmesine neden olmakta,okula giden evlatlarına yirmi beş kuruş bile veremeyecek duruma düşmüş babalar cinnetin girdabına düşmektedirler.
Kriz üretimi vururken doğal olarak toplumsal yaşamımızda onarılmaz çentikler açarak Türkiye’nin gelişme grafiğini aşağılara çekmektedir.
Kriz tüm dünyayı etkilemektedir.Ama her ülke kendi özgün koşullarına uygun tedbirler alırken bizde yöntem olarak tevvekküre sarılmak seçenek olarak görülmektedir.
Oysa ekonomi ve ekonomiyi oluşturan üretim de ;çaba,özverinin yanı sıra sorunları gerçek bütünlüğüyle kavramak yöntemi şu an usulca yurdumuzu saran kara bulutları dağıtmak için verilecek mücadelenin can suyudur.
Bizi yönetenler,üretimi finanse edenler “kul hakkı” olgusunu bir kez daha hatırlamalılar.
Eğer şu an üretim dışı bırakılmış emekçiler acı çekiyor ve bu acıya aileleri de katılıyor,ülkemiz gelişmekteki çizgide yerinde sayıyorsa vebal büyük,günah ağırdır.
Seçim meydanlarında gürleyenler; işsizliğe, üretimdeki durağanlığa ivme kazandırma yerine olup biteni yaratanın omuzlarına yıkıyorlarsa durum çok daha vahim,bedeli de çok ağırdır.
Atalarımız “Taşıma suyuyla değirmen dönmez.” derken boşuna söylememişler.
İç ve dış borçlanmalarla ülkemiz hiçbir yere varamaz.Akıl yolu var olan zenginlik kaynaklarımızın değerlendirilmesidir.Bu çabaların ortaya konulduğunu gören vatandaşta elbette ki yeri geldiğinde sabrını ve özverisini gösterecektir.Ancak çaba olmadığını gören vatandaş da doğaldır ki güvensizlik duyguları yaşayacak,tepkili olacaktır.
Şu an Türkiye fotoğrafından yansıyanlar ekonomik krizle mücadelenin uzağındaki yolsuzluklar, geçmişle, bugünün iç hesaplaşması,günü kurtarma politikalarının kısır çekişmeleridir.
Hepimiz ama hepimiz şu anda işsiz kalan emekçi kardeşlerimize karşı sorumluyuz.
Onların kul hakkını görmezden gelmek ise bir insanlık ayıbı,aymazlıktır.
Unutmayalım ki sıkıştıkları zaman din olgusunu ortaya sürenlerin hiç de ciddi olmadıklarını görüyoruz ve aklımıza Allah İle Aldatmak düşüncesi geliyor.
Dinimizde:,
-Komşusu aç yatarken tok olanlar bizden değildir.sözü ise toplumsal dayanışmaya davetiyedir.
Ancak bu söz sadaka kültürü tartışmalarına asla çekilmemelidir.
-Ben sosyal devletim.diyen devlet, sadakayı çağrıştıran eylem yerine üretim ilişkilerini bilimsel yanıyla değerlendirip,üretimdeki akışkanlığı çoğaltmalı,iş kapılarına ekonomik krizin vurduğu kilitleri kaldırmalıdır.Asıl çözüm yolu budur.
Gerisi fasa fisodur…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...