Cumartesi, 7 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

Farah Diba'lı tabak kolleksiyoncuları gibi

Benim resim yapma hevesim, evimizin salon duvarını boydan boya kaplayan Kahveci Güzeli halısını seyredip,hayal kurarken başlamıştı.

İlmik ilmik dokunan halıdaki renk dağılımı,suretlerin yerleşimi etkileyiciydi.

Lise sıralarında kaleme aldığım Ah Tamara efsanesi öykümü o sıralar Tercüman Gazetesinin etkili yazarlarından Rauf Tamer'e ta Istanbullara giderek verirken Akdamar Adası' ın resmini de sulu boya ile öyküye kapak resmi olarak yapmıştım.Ilhamım duvardaki kahveci güzeli halısıydı.

Rauf Tamer yoğun bir iş günündeydi şöyle bir özenle sunduğum öykünün sayfalarını çevirmiş, sonra da kapak resmine takılarak.

" Öyküsü de bu resim gibi güzelse mutlak etkileyicidir."Demişti.

Rauf Tamer ilgilenmişti.Ancak ona gitmeden önce uğradığım Yeni A Dergisi ağır toplarından Adnan Özyalçıner bir merhaba ile geçiştirmiş sanki:

"Sende nereden çıktın?" Umursamazlığıyla başından savmıştı.

Ne gariptir ki Rauf Tamer sağ cenah,Adnan Özyalçıner sol cenah yazarlarındandı.Çok sonraları bu çelişkili durumu edebiyatımızın yürekli yazarlarından rahmetli Erdal Öz ile analiz etmiştik.

Edebiyat dünyamızın kısır döngüsüdür eski kalemlerin, yeni kalemlere garip tavrı.Her yeni yazar onlar için, raflarda bekleyen kitapları için tehdit unsurudur.

Ah Tamara yı çantama koyup kös kös memlekete döndükten bir kaç yıl sonra inadına öyküyü arasına yeni öyküler de katarak yayına hazırladım.Ve Atak Çaba Dershanesinin sponsorluğunda,Kenan Akköprü desteğinde tek bir kitapta yayınlandı.

Aradan bir süre geçti.Ilk baskısı tükenince kitabı yeniden basma ihtiyacı çıktı.Bu kez devreye Prof.Dr.Ahmet Özer hocam girdi, kendi kitaplarının da basıldığı Elips Yayıncılığa yönlendirdi.Ve o tek kitap bu kez iki kitaba dönüştü Ah Tamara ve Eylülsüz Sonbahar olarak okurlara sunuldu.

Her iki kitap için Istanbul Tüyap ve Antalya Konyaaltı Kitap fuarlarında imza gününe davet edildim.Kitaplar ilgiyle karşılandı.

Ne yazık ki Van Gölü öykülerini içeren her iki kitabım memleketimde yeterli ilgiyi görmedi.

Bir eleştirmen dost:

"O güzelim öyküleri o isimlerle çıkarmamalıydın.Tek kitap olmalıydı ve adı Van Gölü Öyküleri olmalıydı."Diyerek eleştirdi.

Sonunda anladım ki kitaplarla barışık değiliz.

Hani diyorsunuz ya hocam ufukta yeni kitap yok mu?

Olmaz mı?

Ancak bu kitaba soğuk iklimde yayınlamaya gözüm yemiyor...

Biriken onca öyküm ve deneme yazılarımı arşivimde tutsak tutmaya karar verdim.

Tıpkı çeyizinde Farah Diba'lı(*) çay tabaklarını saklı tutan ekabir kolleksiyoncular gibi.Aklıma geldikçe çıkarıp çıkarıp tozlarını alıyorum.

Sahi...Hâlâ çeyiz sandığında Farah Diba'nın resminin olduğu tabakları saklayanlar var mı?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...