Çarşamba, 16 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Limon ağacı

Gavur İzmirli Hakan Bakır hocamız memleketinden resimler paylaşıyor.Bir bahçe resmi koymuş bir paylaşımına.Resmi büyütüp büyütüp incelerken birden bir resim kocaman bir girdaba dönüşüp içine aldı beni.Tam otuz yıl öncesine doğru yuvarlanıp gittim.

Biz Batı Anadolu kentlerinin uzağında yaşayanlar için İstanbul,İzmir, Ankara, Bursa gibi kentler cazibe merkeziydi.Oraları gidip görmek en büyük özlemimizdi.

Ve o genç yaşlarda bu olanağı bize Üniversite Sınavına giriş sınavları sağlardı.O zamanlar sınavlar sadece metropol kentlerde yapılırdı.Iki kent tercih ederdiniz ve birinden biri çıkınca gider o kentte sınava girerdiniz.

Bir taşla iki kuş.Hem gezme şansını yakalardınız hem de sınava girerdiniz.

İste o yılların birinde İzmir de sınava girmiş ve bir hafta İzmır'i gezmenin keyfiyle tam dönerken Turgutlu dan kalem arkadaşımızın

"Sakın bize uğramadan dönmeyin!" Daveti almıştık.

Temmuz ortaları ve Turgutlu sıcaklardan kavruluyorken ayak bastık şirin ilçeye.

Arkadaşımızın evi eski duvarlar arasında boylanan asma ağaçlarının, begonyaların kuşattığı küçük bir cennetti.Bahçe dibine dizili eski sedirler üzerine kondurulan saksılarda okşanınca misler gibi kokan fesleğenler ilk göze çarpananlardandı.

Annesi gölgeliğe kondurduğu yemek masasına Ege nin bütün zeytin yağlılarını dizmiş buyur etmişti hepimizi.

Bir ara salataların limon eksikliğini farkeden arkadaşımız annesine kaş göz işareti yapınca, koca gövdeli uzun boylu teyze hanım mutfağa gitmektense, bahçenin güneyindeki çamaşır ipinin uzunca sopasını alıp bahçe içindeki limon ağacına vurarak iki limon düşürmüş ve küçük boylu çeşmenin semiz otları arkına akan suyuyla yıkayıp masaya getirmiş ve limonları dilerek salata tabaklarına paylaştırmıştı.O sahneyi ağırlaştırılmış bir film karesi gibi kaydetmiştim bellegime.

Portakalı, limonu ve bilumum narenciyeyi dalından çok sebze, meyve tezgahlarında gören biz Şark çocukları için o limon ağacı unutulmaz bir resim karesi gibiydi.

O gün yola salmadılar bizi...

Arkadaşımızın annesi:

"Ateş almaya mı geldiniz?Hele bir gün soluklanın gari.Yarin da sizi Sultaniyemizin bağında nefeslendirelim."Deyince davete icabet etmemenin büyük bir saygısızlık olacağını düşünerek memlekete gecikeceğiz haberi vermiştik.

Ege de tıpkı Akdeniz gibi yazın kavurucu sıcaklığını yaşıyordu.Sabah olunca Gediz ırmağının kıyısındaki üzüm bağına göturüldük.Altın sarısı taneli çekirdeksiz üzümün adının da Sultaniye olduğunu o gün öğrendik.

Dönüş zamanı aklımızda kalan güzelliklerden en etkilisi bahçedeki limon ağacından çamaşır ipi sopasıyla düşürülen limonlardı.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...