Salı, 19 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Artık ayaklarımın üstündeyim.!

Bir saat önce yanı 20 Haziran ı gösterirken takvim; Antalya nın gökyüzü kara bulutlarla kuşatıldı.Önce çakar çakmaz gökyüzünü boydan boya beyaza yayan ve gözleri kamaştıran şimşek ardından kulakları sağır eden canhıraş gökgürültüsü.Ve dakikalar içinde de bardaktan boşanırcasına yağan yağmur.

Bizimkilere:

-Geç kalmış bahar yağmuru. Dedim.

Artık baharı ve yazı birbirine karışmış bir dünya ikliminde yaşıyoruz.Rüzgâr ekip fırtına biçen insanlık yasam alanlarını yaşanmaz hale getirip aymazlığına devam ederse çok daha beter günler şüphesiz ki kapıda.

Evim evim güzel evimde ikinci gün hızlı geçti.Açık bir yerden eve girip kanat çırpan kumru yavrusu hayli heyecan yaşattı.Objektifime poz verse de salona döktüğü tüyleriyle iş çıkardı bana.Alışverişe çıkan eşim döndüğünde telaşlı halime bakıp sordu:

"Bu ne hal? Bir şey mi oldu?"

Naylon poşete topladığım tüyleri gösterip, bizim tüylü kiracılardan birinin eve girip hoşgeldin de bulunduğunu anlattım.Oturup iki uzun yol savaşçısı güldük.

Ani bir karar verdim ve kuaförüm Sümer kardeşi telefonla aradım.Tatlı bir gençtir, fena Besiktaslı takımdaşımdır.Merhabalastık.

O,yeni transfer haberleri muhabbetine girmeye çalışırken sözünü kestim traş randevusu istedim.Saat vermeliydi ve gidince saçıma sakalıma bir duzen verip, eve dönüşümü sağlamalıydı.

Ve "Ya bismillah" Deyip Sümmer den gelebilirsin daveti ile dışarı çıktım.Apartmandan inerken, oturduğumuz semtteki berber dükkanının kısa mesafesine yürürken dizlerimin mecalsizliğini farkettim.Ama inadım inattı gitmeyi başardım.

Zayıflamış halimi, yara bantlı boynumu,yorgun yüzümü farkeden Sümer anlattığım son yirmi günlük sağlık mücadeleme üzüldü.

Yaklaşık bir saat sonra saçlarım olabildiğince kısaltılmış ve on günlük sakalım kesilmiş olarak evime döndüm.Evde sevinçle karsılandım.
Eşim:

"Rengin yerine gelmiş.dedi.

- Öyle demezler.Başa "Maşallah koyup, ardından. rengin rufun açılmış, sufatına can gelmiş" derler bizde deyip gülüştük.

Bir gün sonra yani bugün diyaliz günüm.Eşimin refaketciliğine de cesur bir kararla son verip, bir başıma diyalize tedaviye gideceğim.

Ve belki bir iki gün sonra haydi hanım tramvayla çarşıya inelim,oradan Tophane çay bahçesinde oturup aşağıda uzanıp giden masmavi Akdeniz'i seyrederek çay içelim diyeceğim.Biz Van gölü çocuklari için karşımızda mavi başımızın üstünde mavi olmazsa yaşayamayız.

Bir uzun süreli tedavi gören hasta için iki önemli olgu var demistim ya."Sabır"ve "moral"...Bu iki sözcüğün yanına gelin bugunden itibaren "cesaret" sözcüğünü de ekleyelim.Evet cesaret yasama direnmenin en önemli basamaklarından...

Bakalım bugün neler yaşayacağız.İzninizle o da yarınki yazımda kalsın.

Şu an sabaha doğru ve gece yarısının 03 ü...Bir bucuk saat sonra sabah ezanı okunacak.

Balkona çıkıp yağmur sonrası evimizin güneyindeki görüntünün resmini çekeceğim şimdi.Gokyuzunde yağmur sonrası yusyuvarlak bir dolunay var.

Fotoğrafların ikisi hastahane dönüşü ve iki gün sonrası halim.Ha gayret deyip eski halime döneceğim.

Başaracağım da

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...