Pazar, 25 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Keklik bulağı

Siz hiç yeşilkler arasına saklanmış,söğüt ağaçları tarafından kuşatılmış toprağın rahminden usul usul kaynayıp cam gibi yansıyan serin bulakların yanına uzanıp,lillendirmeden dudağınızı dayayarak su içtiniz mi?

Siz hiç sanki buzdolabından çıkımışcasına yerin derinliklerinden bir yol bularak toprağın üzerinde minik bir göle dönüşmüş suyun içine domates,salatalık,kavun,karpuz atıp soğuttunuz mu?

Her ikisini de yaşamış insanlardandık biz...

Serin sulu bulakların tadına erişmiş,ayna yüzünde mahcemalini seyretmiş çocuklardık biz.

O hep bir efsane gibi anlata anlata bitiremediğim Tepebaşı ya da nam-diğer "Acem"mahallesinin dereye nazır evlerinin yamaçlarından aşağılara doğru iner,iğde ağaçlarının mis kokuları arasından geçip ulaşırdık keklik bulaklarına.

Özenle uzanırdık etrafı yeşil çimleri üzerine,dudağımız değdirerek kana kana içerdik.

Dere bizim hayatlarınızın vahasıydı...Bulaklardan biri en dulda yerde öylece kaynar ve etrafındaki tüm canlılara yaşam kaynağı olurdu.

Tam orta yerinde sanki ilahi bir elin çiziğini yemiş gibi suyunu süzerdi toprak ananın.

Gizli bulağın sahibi sadece biz değildik.Şişesini koltuğuna vurup gelmiş ağır abiler bulağın kenarına çilingir sofralarını kurup kafa çekerlerdi.Efendi gibi oturanlara ses etmesek de içten içe öfkelenir,şişenin dibini görüp zıvanadan çıkanlara da kuşatanlarımızla,sapanlarımızla restimizi çekerdik.Kaygımız bulağımızn elden gitmemesinden yanaydı.

Bazen hoyrat kullanılırdı bulağımız.El ayak çekildiği de inip kirlenen çevresini temizler,sarhoş atıklarını alır bir başına bırakırdık.Ve bulak bütün bir gece sessiz bir vakar içinde kendi kendisini temizler,yenilerdi.

Bundan üç yıl önce memlekete gittiğimde çocukluğumun serin sulu bulağına indim.

Acımasız kır göçü,ilkel konutlaşma derenin bütün güzelliklerini yok etmişti.Ne hiç durmadan akan kehriz suyu ne de bulak kalmıştı.Ucube briket duvarlı evler o cennetin sanki mezar taşlarına dönüşmüştü.

İğde ağaçları,gür dallı söğütler,yeşil çimenler,sarı papatyalar artık yoktu.

Bir tümsek üzerine oturup gözlerimi kapadım,sessizce gözyaşlarımı içime akıttım.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...