Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Kırık leblebiler

Van'ın en görkemli ilkokullarından biriydi İnönü İlkokulu.

Ramazan ayının ilk günleri ve babamın nereden almışsa almış sırt çantalarından birinin sahibiyim.Caka sata sata gidip geliyordum okula.

O zamanlar sırtıklık etmeyen çocuklar çok sevilirdi.Mahallemizin güzel amcalarından İdris Baskın amcayla sıkça karşılaşıyorduk.Onu görünce; dimdik,ciddi bir vakarla yürüyorum.Bu halime, kaşlarını çatıp:

"Afferin yeğenim.Hep böyle ol!"Diye azimlendiriyordu.

Yine öyle bir gün ve günlerden ramazandı.İdris ağabeyin kırmızı pırıl pırıl jawa motorsikleti vardı.Yanımda zank diye durmuş:

"Afferin sana! Hep böyle aslanlar gibi ol!"Diye iki sarı yirmi beş kuruş koymuştu avcuma.

Vınlayıp gidetken yanımdan arkasından baka kalmıştım.

İki sarı yirmi beş kuruş o zaman para...Birisiyle, cebinizi kırık leblebiyle doldurabiliyordunuz

Orucum ya okul paydosunda İnönü İlkokulunun meydana doğru arka yolundan dosdoğru küçük camiinin köşesindeki Leblebici Ömer ağabeyin dükkanına yürüyorum.

O sıralar ramazan ayı kış mevsimine rast geliyor...Günler kısa,oruç kolay.

Lelebici dükkanınında kavrulan çerezlerin mis kokusunu duyarak dükkandan içeri giriyorum.Yirmi beş kuruşun birini uzatıp kırık leblebi alıyorum.Leblebileri gazete kâğıdından küllaha koyuyor Ömer abi.Dışarı çıkınca küllahi pantolumun sağ ve sol cebine paylaştırıyorum.İki cebimde ağzına kadar dolu.

Ara sokaklardan yürüyüp Cumhuriyet caddesine çıkıyorum.Artık güneş çoktan Van gölünün üzerinde kaybolmak üzere.Caddenin her iki yanındaki toprak damlı iç içe geçmiş dükkanlarının ışıkları yanmaya başlamış.Etrafta iftar için hazırlık yapanların tatlı telaşı var.İbrahim Okan amcanın kadim Halk fırınının önünden geçerken pide veVan kıymalısının kendine has kokusu her tarafa yayılmaya başlamış.

Bir ara vitrinlere bakarken gayri ihtiyari cebimdeki kırık leblebileri atıştırıyorum.Oto Şark yazıhanesini geçerken bir el omzuma dokunuyor.Dönüp bakıyorum.Sütçü Fevzi amca.
Her zamanki babacan haliyle hal hatır sorup:

"Merhaba!Oruç değil misin"Diyor.

Ağzıma götürdüğüm leblebiyi birden tükürüyor,oruç olduğumu hatırlıyorum.

Fevzi amca yanılgılı durumumu anlıyor:

"Korkma! Bilmeden yenen oruç bozulmaz."Diyor.

Büyük bir ızdırap duyuyorum..Öfkeden her iki cebimdeki kırık leblebileri savurup atmak istiyorum.

Eve ulaştığımda perişanım.Dikkatsizliğim,aldanmışlığımla orucu ziyan ettiğim için fena halde üzülüyorum.

Ve o ramazan ayının şeker bayramının ilk gününde gayri ihtiyari yediğim orucun ziyanını tutuyorum.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...