Salı, 22 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Büyük korkular korkusuzluğu getirir

23 Ocak 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde ; Oktay Ekşi, Bekir Coşkun, Tufan Türenç,Yılmaz Özdil,Yalçın Doğan,Özdemir İnce sanki söz birliği etmişçesine kaleme aldıkları günlük yazılarında “korku” temasını işlemişler.
Tufan Türenç ,Stephen King’in, Misery kitabından uyarlanmış bir tiyatro oyununu izlerken tüylerinin nasıl diken diken olduğunu anlatıyor yazısında.
Oyunun kahramanı yazar bir gece ödül töreninden dönerken kaza yapar,savrulan arabası karlar içindeki bir şarampole yuvarlanır.Yaralanır,kan revan içinde kalır.Yarı baygın yatarken bir kadın tarafından yakındaki eve taşınır.Sonrası tam tamına bir korku süreci.Kurtarıcı kadın kafayı yemiş bir kadındır ve yazarı iyileştirir.Ancak yazar her iyileştiğinde kadın eline geçirdiği balyozla bir ayağını kırıp evden ayrılmasını,kaçmasını engeller.Ne yazık ki kurtuluş umudunun zerre kadar ışığı bu korku tünelinde görülmemektedir.
Sayın Türenç bu anlattığım tiyatro oyununu seyrettikten sonra o gece uyuyamıyor..Çünkü Stephen King’in eserindeki öyküyü, Türkiye’de son yaşananlara benzetiyor.
12 Eylül sonrası da her gün ,bir diğer günün üstüne ürperten korku olup yıkılırken; kitaplığında Nazım Hikmet,Yaşar Kemal, gibi yazarların kitaplar bulunanlar da nice korkular yaşamıştı.Teksas,Tommiks okuma özgürlüğünün olduğu ülkemizde Yaşar Kemal, Nazım Hikmet okumak yasaktı.Okuyanlar da sakıncalı,vatan haini!
Gece çalınan kapı…Kapı önünde noktalanan ayak sesleri…Radyo bültenlerinde yayınlanan isim listeleri…Her kavşakta durdurulan arabaların,otobüslerin içinde yapılan kimlik kontrolleri ; gazete okumaktan aciz vatandaşı bile korkutur olmuş:
-Acaba bir seher vakti beni de apar topar götürecekler mi? psikozuna düşürmüştü.
Cumhuriyet Gazetesi’nin taşınmasının, okunmasının bile tehlikeli olduğu günlerden bugünlere gelen aydınlar şayet Hürriyet Gazetesi yazarlarının yorumlarını okuduysalar inanıyorum ki o günleri yürekleri bir kez daha heyecanla çarparak anımsamışlardır.
Ergenekon dalgaları ile adlandırılan operasyonları bütün bir ülke olarak merakla izliyoruz.
Elbette her ülke kendi karanlıklarını oluşturanlarla ilgili mücadele edecek, kirlilikleri ortaya koyacaktır.
Ancak hukuk devlet olmak ve insan kişi hak ve özgürlüklerini asla unutmamak ; kanıt ve belgeler ışığında hareket etmek,masum insanlarla,masum olmayan insanları birbirinden ayırmak bir demokrasi erdemliliğidir,çağdaş devlet olmak gerekliliğidir.
Bunları ayırmadan hareket etmek ise; karanlığa ışık aramak yerine, ışığı karartmak olur ki; ortaya çıkacak sonuç affedilmezliktir, hukukun ve insanlık onurunun katlidir.
Tarih de bu affedilmez hatayı iri puntolarla “baskı ve korku” sözcüklerini içinde geçiren yönetim biçimi olarak yazar.
Tanrı ülkemizi böyle bir yönetim biçiminden korusun!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...