Çarşamba, 18 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Sırmo kokulu yarim

Rüzgar bile kıskanırdı onu.Koşunca sanki ayaklarının altındaki toprak bulut olup göklere yükseltirdi.

Buğday başaklarına benzerdi çift örülmüş saçları.Burnunun üzerinden yanaklarına saçılan çilleri sanki ilahi bir ressamın fırçasından çıkmış gibi büyüleyiciydi.

İnsan hiç ses çıkarmadan güler miydi?Gülerdi hem de bal rengi gözlerinde güneşin bütün ışıklarını oynaştırarak, tıpkı ummandaki yakamozlar gibi binlerce pırıltıyı yaratarak.

Ne zaman yakınıma düşse,geçip gitse önümden, dağların o nadide bitkisi sırmo gibi kokardı.

Hiç dokunmadan,konuşmadan sever mi insan?Öyle severdim onu; uzaktan,el değmemiş sabahları açan Van gölünün nazlı kızıl gülü gibi.

Bir akşam üstü geldi ayrılık haberi...

Hısım akrabasıyla kanlı bıçaklı olunca babası; ne varsa hanelerinde yükte hafif,pahada ağır olan alıp gitmiş yaban ellere.

Bizim oralıların derin duygulu huyudur küsmek.Dağ dağa küser de dağın haberi olmaz ya işte öylesine bitmeyendir küslük.Hele araya kavga girmiş,kan akmışsa iki cihan bir araya gelse de bitmez dargınlıklar.

Nasıl ama nasıl aradım onu Leyla'sını kaybeden Mecnun misali...

Rüzgâra bıraktığı sırmo kokusunu,buğday renkli çift örgü saçlarını,gülünce güneşe dönüşen bakışlarını.

Sordum dört bir yana.Dağlar ses verdi de sorduklarım ses vermedi.

O benim sırmo kokulu dokunamadığım,konuşamadığım yârimdi.

Bir varmış bir yokmuş olsa da... İçimin en mahrem köşesinde var olup, sanki gördüğüm en güzel bir rüya gibi yaşayan..

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...