Cuma, 20 Temmuz 2018
Ramazan KALKAN

YÜZ YILLIK BÜYÜK OYUN...!

Son on yıldır dinimizde doğru bildiğimiz yanlışları bilgim ölçüsünde insanlara anlatmaya çalıştım.... Halen anlatmaya da devan ediyorum...

Bundan yaklaşık 7 yıl önce bir yerde, ‘Mezhepler yok... Hepsi uydurma ve yalan dolan’ dediğim için orada bulunanların sözlü saldırısına uğrayıp kafir ilan edildikten sonra kavulmuştum.. . Şimdiler de mezheplerin islamla bir ilgisinin olmadığı idrak edilmeye başladı...

Açıkçası gerçek müslümanlığın ne olduğunu anlatmak için her türlü saldırıyı göze aldım. Bir ara günde üç beş ayrı yerde üçer-beşer guruplara dinimizde doğru bildiğimiz ve tabulaşmış yanlışları anlatıyordum... Dediğim gibi yılmadan devam ediyorum...

Peki bunu neden yapıyorum?...

Önce, ülkemi çok seviyorum... Atatürk’ün mirasına sahip çıkmaya çalışıp sadakatli olmaya çalışıyorum. Allah adına yalan söyleyenlerin maskelerini düşürmeye çalışıyorum. Ekranlara çıkıp topluma hurafeleri anlatanların bir kısmının aslında vatana ihanet içerisinde olduğunu deşifre etmeye çalışıyorum. İslam ile müslümanlığın arasında bulunan uçurumu izah etmeye çalışarak Türk Milletini nasıl oyuna getirmeye çalıştıkları planı deşifre etmeye çalışıyorum...

Neyse ...

Bugün bir hurafeyi daha tekrar burada deşifre etmeye çalışacağım...

“KURTARICI YALANI”

Kuran’nin hiçbir ayetinde ahir zaman öncesi bir kurtarıcının geleceğini gösteren bir Kelimetullah yoktur... Hatta sahih diye gösterilen hiçbir hadiste bile ne bir kurtarıcı ne de kıyamet savaşı yoktur...

Son yüzyılda, islam terminolojisi içinde yer edinen ve milletin diline iyice dolanan Melhame-i Kübra denen bir savaşta yoktur. Diğer semavi dinlerin beklediği bir Armegeddon savaşı da yoktur... Yoktur diyorum çünkü; hiçbir kutsal kitapta böyle bir haberden bahsetmez. Bu söylemler kutsal kitaplar referans gösterilerek beyinlere enjekte edilmiştir... Sadece eski Ahit Tekvin 15’de vaad edilmiş ülke ve topraklardan bahseder. Gerçekte zaten bu ayette bugünü kast etmez. Ancak global güçler bu ayeti de evirip çevirip, ‘Vaad edilmiş topraklar’ başlığı ile bir sınır çizerek bu toprakları ahir zamanda Tanrı’nın sözde İsrailoğulları’na vereceğini diye propagandasını yaparlar. Hatta bunun için ise bir kıyamet savaşından bahseder... Gerçekte bu ayet böyle birşey söylemez... Bu söylemlerin tamamı bir projenin parçasıdır. O projenin adı “Büyük israil’dir”.... Yani büyük İsrail’i oluşturmak ve petrol bölgelerini ortak olarak ele geçirmek için kutsal kitapların içine veya kıyısına bu hurafeler enjekte edilmiştir. Asıl amaç Ortadoğu’da yaşanan savaşa uhrevi zemin hazırlamaktan başka birşey değildir. Şöyle ki ülkesi işgal altında yada iç kargaş içerisinde olan bir Müslüman bu savaşın Allah’in bir emri olduğunu düşünerek bir direnç göstermiyor. Herşeyden önce iman gereği direnç gösterirse Allah’a karşı geldiğini düşünecektir... Ne kadar akıllıca bir plan değil mi?... Dolayısıyla tavuk karası gibi nutku tutulan bölge halkı işgalcileri alkışlayarak karşılamaya başlıyor...

Bu projeye; Türkiye’de inandı...

Son kitap kuran olduğuna göre, bizim için tek gerçek referans da kuransa bir kurtarıcı ve kıyamet savaşı bu kitapta yok ise ekranlara çıkıp bir kıyamet savaşı ve kurtarıcıyı anlatan insanlar neyin aklını yaşıyor yada neye hizmet ediyor...
Yıllarca üstü kapalı bir yöntemle bilinç altına çalışanlar bir kıyamet ve kurtarıcı savaşına dair kitaplar yazıp ‘Tanrıyı kıyamete zorluyorlar’ diyerek neyin propagandasını yaptılar... (Şimdilerde çark etmeye başlamak üzereler)

Düşünün ki İslam Devleti olan İran Şia inancında islamın şartı altı... Altıncı şartı cihat... İran’da imanın şartıyla birlikte sistem kurtarıcı Mehdi’nin geleceğine inanmak üzerine kuruludur...

Peki şimdi soruyorum bu şartları kim koydu ?...

Yaradan’nin insanlık için bir reçetesi olan Kuran’ın içine bu şartları koymayı Allah bilmiyormuydu... ?

Peygamber Efendimiz Muhammed (SAV) vasiyetinde cemaat ve tarikatları kastederek “Fırkalara bölünmeyin” şeklindeki uyarısına rağmen bu kadar cemaatin ülkemizde ne işi var..?

Sudi Arabistan’ın kurulduğu 1927 Cidde Antlaşması sonrası düzenlenen ilk kanun maddelerinin birisi ‘Tekke ve cemaatler’ kesinlikle yasaklanıyordu.. .

Neden biliyormusunuz?...

Çünkü Arabistan’ı kuranlar cemaatlerin bir ülkeye ne kadar büyük tahribat yaratacağını biliyordu... Kendi kurdukları devletin içinde bu unsurları istemiyorlardı... Bugün Sudi Arabistan’da bir tane bile tarikat veya cemaat yoktur...

Peki şimdi size soruyorum?...

Ulu Önder Atatürk 1925’de ‘Tekke ve zaviyeler’ kanunu yürürlüğe sokarak cemaat ve tarikatları yasaklamasına rağmen Türkiye’de ki bu kadar cemaat ve tarikatları ne işi var. İngilizler, Arabistan’ı kurduklarında Atatürk’ün 1925’de çıkardığı bu kanunu düşünmüşler ve aynı kanunu Arabistan’da uygulamışlardır. Çünkü Atatürk’ün neyi düşündüğünü anlamışlardı...

Neyse konuyu çok uzattım ama umarım bazı okuyucularım için bir kıvılcım yakabilmişimdir.

Son olarak şunu belirtmek istiyorum... Allah ahir zamanda bir kurtarıcı gönderdiyse oda emin olun Mustafa Kemal Atatürk’tür... Allah yeni bir kurtarıcı gönderene kadar da benim tek kurtarıcım Atatürk’tür...

Tabi ki en büyük kurtarıcı ALLAH... TANRI... TENGRİ’DİR.. .

Bilmem anlatabildim mi ?...

Esen kalın...

Ramazan KALKAN

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2018-06-06

""

Mustafa ŞİMŞEK
Mustafa ŞİMŞEK2018-06-08

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2018-07-14

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2018-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2018-05-30

E-bülten Gurubu

bize katılın ...