Çarşamba, 13 Aralık 2017
Ramazan KALKAN

SON SATRANÇ

Dünya'nin kaderi yine Ortadoğu'dan şekillenecek gibi görünüyor.... Şuan Ortadoğu satranç tahtasına dönmüş durumda. Özellikle Kuzey Suriye ve Kuzey Irak jeopolitiğinde görünen siyasi ve askeri çatışmalarda var olan tüm unsurlar, büyük devletlerin piyonu olmaktan asla öte geçemez!.. Ben burada okuyucularıma tüm oluşumları tek tek isimlerini yazarak bu yapıların bölgede ki atraksiyonlarına göre bir analiz yapabilirim. Ancak, bu tamamen beyinlerimize çöp atmaktan öteye geçemez... Konuya genel bir bakış yapmak daha anlaşılır olacaktır...

NEDEN DÜNYA'NIN KADERİ ORTADOĞU'YA BAĞLI...?

Öncelikle, baştan şu gerçek bilinmelidir ki burada yaşananların tamamı büyük devletlerin pastadan pay kapma savaşıdır. Bu manada dünyanın kaderini etkileyecek son viraja girmiş durumdayız... Başta petrol olmak üzere, doğalgazdan tutun, tüm yeraltı zenginliklerinin olduğu bu bölge, büyük devletlerin iştahını kabartmış durumda. Dünya'nın kaderini belirleyecek tarih ise 25 eylülde Kuzey Irak'da yapılması planlanan referandum gerçeğidir!.. Ama ötesinde bir gerçek daha var ki burada referandumun yapılmasının ardından, bir Kürt devletinin kurulması ihtimali; başta Türkiye'nin hassasiyetine ve ulusal güvenliğine saldırı olarak algılanacaktır!..

İSRAİL KAMUOYU OLUŞTURUYOR...

İsrail, bölgede ki Kürtlerin kaderini kendi tarihi kaderleri ile özdeştiriyor. Bu çerçevede, Kürt'leri mağdur bir kavimmiş gibi göstermeye çalışan israil, sözde bu kavmin artık devlet kurmaları konusunda hak sahibi olduğunu iddia ederek, dünya kamuoyuna mesajlar veriyor. Bu durumu Netenyahu'nun "Kürt'ler bizimle aynı kaderi yaşıyor" söylemiyle yaptığı açıklamalarından da anlıyoruz... Ancak, gerçekte İsrail'de çok iyi biliyor ki böyle bir kader benzerliği asla olamaz... İsrail'in, duygusal görünen bu yaklaşımının ardında yatan gerçek ise şöyle...; Sözde, Arap geninden olmayan ve dinsel olarak koyu islamcı görmedikleri ve her tarafa çekilebilecek bir Kürt devletinin kurulmasına destek vererek, İran'a karşı bir koz ve uzak askeri üsse sahip olmak olarak görüyor. Öte yandan İran cephesinde ise burada kurulacak ABD destekli bir Kürt devletinin varlığı asla kabul edilemez bir risk...

ABD RUSYA ...

Her ne kadar birbirleri ile çatışıyor görünselerde ABD ve Rusya'nın kapalı kapılar ardında, ortak çıkarlar konusunda bir pazarlığın olduğunu algılamamak mümkün değil. ABD yönetimi Suriye üzerinden Essed'e uyguladığı baskıyı bir koza dönüştürerek Rusya'nin bölgede ki doğal zenginlikler ve Barzani cephesinde ki talepleri konusunda hamlelerini yapmaya devam ettiği sahneyi anlamamak ise saflık olurdu... Türkiye'nin elinde de Rusya kozunu akıl oyununa çevirdiğini fark ediyoruz. Yine Rusya destekli diğer ülkelerde burada ABD destekli yeni bir devlete asla musamması olamaz. Hatta İrak merkezi yönetimi kendi topraklarında bir bölünmenin olmasına da şiddetle karşı... Ancak, Iran'nın ilkokul mezunu olan meşhur Komutanı General Kasım Süleymani ne düşünüyor ona bakmak lazım. Her devletin bir hesabı varsa, Komutan Süleymani'nin de bir hesabı vardır; deyimi yaygın bir kanı olarak karşımıza çıkıyor. Çok ilginç gelebilir ama Süleymani'nin Kuzey Kore ile ortak çıkarlar konusunda Putin üzerinden temas halinde olduğunu duyarsak şaşırmayın... Putinle çok iyi ilişkilere sahip olduğunu gördüğümüz Komutan Süleymani unsuru satranç tahtasını yerlebir de edebilir... Öte yandan batılı büyük devletlerin referanduma destek vermesinin yanında, dahada önemli bir meselesi daha var. Oda şu ki referandum sonrasında bu bölgeyi Akdeniz' e bağlayacak ve Türkiye'nin hemen altından geçecek güvenli bir koridorun (Kürt Kantonları) oluşturulması planı hız kazanacak. Zaten, Kuzey Suriye'de şimdiden ABD'nin birçok küçük çaplı askeri üssü bulunuyor. Genelde bu üslerde ABD bayrağı ile YPG bayrağının çekildiği biliniyor. Kısacası Akdenize doğru açılan bir devlet altyapısını oluşturulduğunu görmeyen yok artık. Burada da IŞID bu koridora yol verir mi vermez mi?... Bu güce sahipmidir değilmidir onu da önümüzde ki süreç içerisinde hep birlikte göreceğiz...


(Sürecin sonrasını öngermek artık çok kolay. Ancak, şimdi öncelikli konumuz referandum ....)


REFERANDUM YAPILIRMI ?... YAPILSA BİLE BAĞIMSIZLIK İLAN EDEBİLİRMİ?

Bölgede ki diğer ülkelerin de kendilerince çeşitli hesaplarını tek tek sıralayabiliriz. Ancak, şuan asıl mesele 25 eylülde referandum yapılırmı?... Bana göre bu referandumun yapılma ihtimali düşük bir ihtimal gibi görülsede, tabiki yapılabilir... Farz edelim referandum yapıldı ve bölge halkı referandum da 'evet' dedi... Bu kez ortaya başka bir sorun çıkacak... O'da şu ki referandum sonrasında Barzani bağımsızlığını dünyaya ilan edebilecek mi.. .? Asıl mesele bu !... Burada referandumun yapılmasından ziyade Barzani'nin bağımsızlığını ilan edip edemeyeceği söz konusudur... Bana göre referandum yapılsa ve evet çıksa bile kolay kolay bağımsızlığını dünyaya ilan edemeyecektir. En azından çok zor diyebiliriz... Diyelim ki bağımsızlığını ilan ederse de kıyamet kıvılcımları o an kopmaya başlar gibi görünüyor...

PEKİ NEDEN?...

1- Çünkü böylesine bir bağımsızlık ilanı Türkiye'nin ulusal güvenliğine bir saldırı olarak kabul edilecektir. Bu mesele Türk halkının ve Türkiye'nin kırmızı çizgisinden öte birşey....

2- Türkiye'deki (MHP)Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, geçtiğimiz hafta bir açıklama yaparak, Kuzey Irak'da referandumun yapılıp; bir devletin ilan edilmesinin, savaş sebebi olduğunu kamuoyuna açıkladı. Bu açıklamanın hemen ardından Başbakan Binali Yıldırım, bu açıklamaya cevaben, "Savaşlar, devletler arasında olur" şeklinde ki açıklaması da oldukça manidardı... Bu açıklama kamuoyunda tam anlaşılmasada Başbakan Yıldırım, MHP Lideri Bahçeli'yi destekler nitelikte bir yorum yaptı diyebiliriz... Şöyleki, kimi kesimlerce; Başbakan Yıldırım, sanki, "Bekleyelim bakalım; devlet ilan ederlerse, o zaman savaş sebebidir. Henüz devlet değiller" demek istedi gibi bir algıya neden oldu diyebiliriz. .... Aslında devlet bürokrasisi çok akılcı bir söylemle dünyaya sanki net bir mesaj veriyordu...

3- Türkiye, ABD'nin kaybetmek istemediği en güçlü müttefiklerinden birisi olduğu bir gerçek. ABD referandum süreci ve sonraki gelişmelerle ilgili Türkiye ile ters düşmeyi göze alamaz diye düşünüyorum. Nedenine gelince?.. Benzer bir durumun geçmişte nasıl bir sonuçla yaşandığını tüm dünya biliyor!...
Şöyleki...; NATO ve ABD iyi biliyor ki Türkiye, ulusal çıkarları söz konusu olduğu takdirde, herşeyi hiçe sayabilir...! Bunun en bariz örneği ise Türkiye 1974'de büyük müttefiki olan ABD'ye bile rest çekerek, savaş ilanı ile birlikte Kibrıs'a askeri çıkarma yapıp; Rumları hezimete uğratmıştır...

4- Bölge "Misaki Milli Sınırları" içerisinde... Yani Türkiye"nin kurucu Önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün de imzası ile Osmanlı İmparatorluğu'nun son meclis toplantısında verilen bir teklif üzerine, 121 Milletvekili'nin imzası ile meclisde kabul edilen Osmanlı'nin son sınır durumunu gösteren haritada (Misakı Milli) Musul ve Kerkük Türkiye sınırları içinde bulunuyor. Her ne kadar bu harita 1. Dünya savaşı sonrası Lozan'da yapılan barış antlaşmalarında kabul görmeyip, sınırlar bugün ki halini alsada, Türkiye ve Türk toplumu için Musul ve Kerkük herzaman manevi sınırlar içerisinde kabul edilir. Türk toplumunun bu hassasiyeti, burada hesabı olanlar için tehlikeli bir oyun olduğunu bilirler.

5- Kuzey İrak meselesi sadece Türkiye'nin ulusal güvenlik meselesi olmaktan bile çıkmış durumda... Bu mesele bölgede piyonları olan tüm sınır devletlerinin dışında ABD karşıtı birçok devletin de ortak meselesi halini aldığı ortada. Buna, Çin ve Kuzey Kore bile dahil diyebiliriz...

BÖLGEDE SESSİZ VE SİNSİ BİR BEKLEYİŞ VAR....

Yani referandum sonrasında, 'bağımsızlık ilanı bu ayrıntılar gözönüne alınırsa çok zor gibi görünüyor. Tabi ki bir referandum yapılır ve sonrasında herşey göze alınarak bağımsızlık ilan edilirse işte o zaman kıyamet kopar diyebiliriz. İnsanlık, bir dünya savaşını Kore'den çıkacağını beklerken, kıyamet kıvılcımı Ortadoğu' da patlayarak kısa sürede dünyayı ateş topuna döndürebilir... Burada başlayacak bir kapışma Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'u bile tahrik ederek ABD'ye saldırması için güzel bir zamanlama algısı yaratabilir. Tabi ki şu detayı bilmemizde yarar var. Kore lideri Kim Jong Un'un tek başına veya kendi aklına göre hareket ettiğini kimse sanmasın.Yukarıda sıraladığımız gerekçeleri irdelediğimizde, burada bir kürt devletine destek veren batı cephesi son anda desteğini bile geri çekebilir... Yada bir müddet desteği öteleyebilir... Bu durum Türkiye'nin kararlı duruşuna da endekslidir... Şuan satranç tahtasında son hamleler için derin bir sessizlik hakim...

SON SÖZ...

İşin özü şu ki bu referandum süreci bir anda dünya için çok tehlikeli bir hal alabilir... Bu mesele Türkiye'nin yumuşak karnıdır ... Türkiye burada asla yeni bir devlete izin vermez.... Hatta, vermemelidir....! İşte, mesele burada başlıyor... Başta da dediğim gibi dünyanın kaderi bu meseleye ve arkasından getireceği olaylara bağlı... Yani satranç oyunu devam ederken piyonlar tıkandı... Şah-mat, oldu/olacak...! Bekleyip, hep birlikte göreceğiz...

Ramazan KALKAN
(Araştırmacı Gazeteci)

Ramazan KALKAN

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2017-10-16

""

Mustafa ŞİMŞEK
Mustafa ŞİMŞEK2017-12-02

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2017-12-11

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2017-12-05

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2017-12-04

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2017-12-10

""

Zeyyat ŞAHİN
Zeyyat ŞAHİN2017-11-17

E-bülten Gurubu

bize katılın ...