Salı, 17 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Fabrika ayarlarına dönmek

Pazar akşamı TV kanallarından birinde yeniden yayınlanan Taş Fırın Ereği Faruklu, Dominant Teyzeli Çocuklar Duymasın dizisine odaklandım.
Dizde alışagelmiş karakterler zorlansalar da az biraz gülmece oluşturacak replikler(konuşmalar) ile diziye izlenirlik ve şirinlik katmaya çalışıyorlardı.
Önceki yıllarda güzel bir sahne izlemiştik. Sofraya gelen sebze ağırlıklı yemeklere dudak büken çocuklara evin annesi hayatlarının dersini veriyor, onlara Çanakkale’de düşmana karşı canını ortaya koyarak savaşan Mehmetçiklerin bir öğüne düşen karavanalarındaki yem eklerinin listesini açıklıyordu. Ve:
“Siz şimdi barış ortamında, evinizin mutfağında pişen ve içinde tüm vitaminleri içeren yemeklere burun kıvırıyorsunuz.” Diyordu.
İşte öyle bir sahneyi hayal ederek diziyi izlerken TEOK sınavlarına hazırlanan çocukları yanına çağıran evin haşin erkeği Faruk:
“Boş verin o soruları şimdi ben size hayatın içinden sorular soracağım.” Diyerek başlıyordu sorularına.
“Yazın bakalım babanızın cep telefonunu?” İlk sorusuydu.
Çocuklar birbirlerine şaşkınlıkla bakarak:
“Cep telefonumuzda kayıtlı, oradan bakarak yazabilir miyiz?” Diye sorarken.
“Hayır! Ezberinizden yazın.”
Peş peşe soruların hiç birine çocuklar yanıt veremiyordu.
Örneğin:
“En yakın arkadaşınızın adresini yazın.”
Çocuklar her soruda cep telefonlarına yöneliyor ve Faruk engelliyordu.
Sonra dönüp çocuklara:
“Bakın işte ne haldesiniz. TEOK sorularından önce hayatın sorularına yanıt veremiyorsunuz.”Diye sitem ediyordu.
Çocuklar da itiraz ediyor:
“Hepsi cep telefonlarımızda kayıtlı. İki tuşa basınca hepsine ulaşabiliriz.” Diye diretiyorlardı.
İşte bu noktada en can alıcı dersini veriyordu Faruk. Çocuklar aracılığıyla hepimize:
“Ya telefonunuzu olağanüstü bir durumda kaybettinizse. Bir kaza anında babanıza ihtiyacınız olduğunda olmayan telefonunuzla nasıl anne ve babanızın telefonu numaralarını hatırlayacaksınız?”Diyordu.
“Bu soruların TEOK sınavlarıyla ne ilgisi var?” Diyen annelerine de:
“Çok var. Hayatın en mühim bilgilerini aklının içinde tutamayanlar TEOK sınavında başarılı olsalar ne yazar.” Diye eleştirisini sürdürüyordu.
Sahi hangimiz eşimizin, annemizin, kardeşimizin, en yakın dostumuzun cep telefon numarasını ezbere biliyoruz?
Öyle ki banka şifrelerimizi, en önemli bilgilerimizi organlarımızın birer parçasına dönüşen akıllı telefonlara hapsettik. Bizleri ne yazık ki bilgisayarlar idare ediyor. Bilincimizi o araçlara bağlayıp bıraktık.
Daha düne kadar trafikteki araçların şehir plakalarını bilen bizler, ülkelerin başkentlerini, ırmaklarını, göllerini, denizlerini patır patır söyleyenler akıllı telefonların belleklerine sığınmak zorunda kaldı.
Sağduyumuz, irademiz giderek makinelerin tutsaklığı içinde kaldı.
Kolaycı, kopyalayıcı, zahmetsiz bilgi erişimi; araştırmacı, araştırırken öğrenme yetimizin üzerinden bir silindir gibi geçti.
Ülkemiz eğitiminde söz sahibi olanlar bakalım derin mevzulardan sıyrılıp acı gerçeklere dönerek yeni yetişen kuşakları fabrika ayarlarına döndürebilecekler mi?
Sadece yönetenler değil. Anne ve babalar da bu monotonlaşmaya yüz tutan gidişata çareler üretmelidir. Ya öğretmenler? Onlar da hala internet ortamında fotokopi tekniğiyle, printer yöntemiyle yapılan ödevleri kabul edecekler mi?
Ya da… Araştıran, sorgulayan, yorumlayan ve öz güven içinde yeni kuşaklar için üzerlerindeki ölü toprağından kurtulacaklar mı?
Şu somut gerçeği de unutmamalıyız.
Öğretmenlerin mücadelesi olmadan hiçbir kuşak çağdaş dediğimiz medeniyetin kapılarını aralayamaz. Öğretmenler kaybederse toplum kaybeder, ülke kısır bir döngü içinde yerinde saymaya devam eder.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...