Pazar, 25 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

İşsizliğin ayak sesleri

Ekonomik sıkıntılar sonucunda insanlar işlerini kaybeder.Böyle bir durum toplum
için tehlike çanlarının çalması demektir.
Birey önce alıştırmaya çalışır kendisini. Daha sonra elde avuçta olanla yetinmeyi koyulur.
Ancak kendisi dışında başka bireylere de bakma yükümlülüğü taşıyorsa sıkıntılar artar.
Yuvasının eşiğinden adımını attığı an gözler üzerindedir. Kendini işe yaramaz, sıkılıp atılmış bir limon gibi hissettiren bu bakışlar ruhuna sıkılmış acımasız birer kurşun olur. Öldüremese de kahreder.
Sovyetler Birliğindeki sistemin çöküşünün ardından yaşananlar ve dev bir ülke olan Sovyetler halkının evlatlarının çil gibi ortalığa dağıldığını,iş bulma umuduyla başka ülkelere giden kadınların ve kızların nasıl bir fotoğrafa dönüştüğünü biliyoruz.Yalnızca Sovyetler Birliği değil…Romanya,Moldova ve diğerleri…
Yeryüzündeki insanın yaşamını belirleyen en önemli güç ekonomidir.
Teknik devletler bu gerçeğe göre hareket ederler.Üretim ve tüketimi dengede tutar,nüfus planlamasını bu çerçeve içinde düzenlerler.
-Tanrı yarattı, rızkını da verir.yanılgısına da düşmezler.
Tanrı yaratır ancak, akılsız kullarının da her şeyi Tanrı’dan bekleme gafletini affetmez.Çünkü insan yarattıkları arasında düşünen,mantık yaratan,üretip,yönlendiren özelliğe sahiptir.Ve insan Tanrı için o kadar değerlidir ki Tanrı elçilerini bitkilerden,hayvanlardan değil insanlardan seçmiştir.Toplum eğitilmiş,bilinçlendirilmiştir.
İşsizlik, dünyayı sarmalayan ekonomik krizden sonra ikiye katlandı.
Üretim azalınca işveren gürül gürül çalışan makinelerini susturmak, makinelerin başındaki emekçileri arz ve talep gerçeğine göre seyreltmek yoluna gider.Ve emek susan iş makinelerinin ardından ekarte edilmiş olur.
Ne var ki günümüzde kendi yağında kavrularak ekonomik krizden kurtuluncaya kadar savaşan patronlar da var,tam tersi olanlar da. Peki,ekonomik kriz sahip olduğu iş yerinin durgun üretimine bahane sayanlar emeğinden başka hiçbir şeyi olmayan insanları kolayca kapıya koyabilirler mi?Eğer emek örgütlenmişse,sendikalıysa bunu yapamazlar.İş yasaları bu tür uyanıklıkların en önemli engellerinden biridir.
Ekonomik krizi aşacak planlar mutlaka üretilmelidir.
Panik yaratılmadan toplumun her yönde bilinçlendirilmesi, işveren ve işçi arasında birlikte ve omuz omuza çalışma heyecanı sağlanması olabilecek veya doğabilecek olumsuzlukları yarı yarıya azaltır.
Ülkedeki sosyal devlet mekanizmasıyla işsizlik sigortasına işlerlik kazandırılması
yönetenlerle,yönetilen arasında kopmaz güven bağları oluşturur.Ancak tam bunların tersi davranışlar,krizi ıskalarcasına gözden kaçırma politikaları zaten sıkıntılı olan hayatı usul usul gerilime terk eder.Güvensizlik ile çaresizlik hızlı biçimde umutsuzluğu yaratır.
Düşünür ve bilgelerin ortak kanısı:
-Mutsuz insanların olduğu toplumlarda mutluluk olmaz.Sömürü ve yanlışların olduğu ülkelerde insanların can ve mal güvenliği düşünülmez. noktasında birleşir.
Ekonomik kriz var mı,yok mu?
Varsa önlemleri bellidir…
Her gün güncelliğe yansıyan işsizlik haberleri krizin somut anlamda var olduğunu gösteriyor. Piyasalardaki belirsizlik geleceği gölgeliyor.
Peki çözüm? Çözüm bence dayanışma, üretim ilişkilerini bir daha gözden geçirme ve pa-nik-le-me-mek-tir…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...