Perşembe, 22 Haziran 2017
Nevriye UĞURLUEL

Ahtapotla akrebin hikayesi

Takvimden düşen yaprak gibi geçip gidiyor ömür... Hastalıkta anlıyoruz sağlığımızın kıymetini, yokluğunda çekiyoruz sevdiklerimizin hasretini... Bazen pişman oluyoruz sözlerimizden veya söyleyemediklerimizden...
Günün 24 saatini harcıyoruz koşturmacayla... Kimi işyerinde, kimi evinde, kimi hasta yatağında, kimi kafelerde barlarda... Herkesin hayatı yaşama, saatleri, dakikaları harcama süreci başka başka...
Herkesin derdi kendine büyük... Çeken biliyor yaşadıklarını... Kimse kimsenin derdini bilmiyor, dinlemiyor, duymak istemiyor... Ağır geliyor, çünkü paylaşmayı bilmiyoruz...
Gözümüz hep başkalarının yaşantısında... Onda var, benim niye yok... Onlar geziyor, biz niye gezemiyoruz... Yedikleri, içtikleri gözönünde insanların...
Elimizdekinin kıymetini bilmiyor, kaybedince anlıyoruz maalesef... Yaşadıklarımızın, sevdiklerimizin kıymetini zamanında bilmek dileğiyle...
Güzel bir hikaye sunuyorum sizlere...

AHTAPOTLA AKREP
Çok uzak bir adada yaşayan ahtapot ve bir akrep birbirlerine aşık olmuşlar. Fakat ikisi de birbirinden korkuyormuş. Ahtapot akrepden onu
zehirli iğnesiyle sokar diye, akrep ise ahtapotun uzun kolları onu boğar diye… Fakat daha fazla dayanamayarak ikiside birbirlerine kollarını uzatmışlar. Ahtapot “en kötü ihtimalle bir kolumu veririm, nasıl olsa yerine yenisi gelir” diye düşünmüş. Akrep ise “onun için kendimi feda edebilirim” demiş. Birbirlerini çok seviyorlarmış. O kadar mutlularmış ki bütün hayvanlar çok kıskanıyormuş onları…
Zamanla akrepten sıkılmaya başlamış ahtapot, aklında açık denizler varmış hep… Oralara gidip başka hayvanlarla tanışmanın hayalini kuruyormuş. Güzelliğini bu şekilde geçirmemek için okyanuslara doğru yüzmeye başlamış.Terk edilen akrep günlerce sahilde onun dönmesini beklemiş. Ardından çok ağlamış fakat göz pınarları olmadığı için, hep içine akmış göz yaşları.
Okyanusların en güzel sularında süzülen ahtapot yeni yerler gördükçe “işte gerçek mutluluk” diye düşünüyormuş içinden. Akrebi çoktan unutmuş. Derken birden bir balıkçı ağına dolanmış olarak bulmuş kendisini. Kurtulmaya çalıştıkca daha çok dolanıyormuş. Onu gemiye çekmişler. Balıkçılar ahtapotun kollarını kesip geri denize atmışlar. Kesilen kollarıysa içkimasalarında meze olarak kullanılmak üzere bir restorana satılacakmış.
Canı çok yanan ve ne yapacağını bilemeyen ahtapot eski aşkı akrebe dönmeye karar vermiş; fakat kolları olmadığı için yüzemiyormuş artık. Terk edilen akrepse onsuz olmaktansa ölmeyi tercih etmiş ve zehirli iğnesiyle kendisini sokmuş.
Diğer hayvanlardan yardım isteyen ahtapot akrebe ulaşmak üzereymiş. Akrebin yanına vardığında ise akrebi ölmek üzereyken yakalamış. Akrep son nefesini verirken, “evet işte ben bu güzellik için kendimi feda ettim” demiş içinden. Gerçek aşkının akrep olduğunu anlamış ahtapot. Ama artık ne ahtapotun onu saracak kolları kalmış , ne de akrebin onu tekrar sevebilecek kalbi…

Her şey zamanında yaşandığında güzeldir... Sevdiklerinizin kıymetini bilin...

Nevriye UĞURLUEL

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Bülent DOKUZLUOĞLU
Bülent DOKUZLUOĞLU2017-04-19

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2017-06-19

""

Mustafa ŞİMŞEK
Mustafa ŞİMŞEK2017-05-07

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2017-06-21

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2017-06-06

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2017-06-21

""

Zeyyat ŞAHİN
Zeyyat ŞAHİN2017-06-14

E-bülten Gurubu

bize katılın ...