Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Antalya’dan 1 Mayıs notları

Nasıl da heyecanlıydım. 23 Nisan’a hazırlanan ilkokul çocukları gibi.
“Yahu bana kırmızı tişörtümü verin.”Dediğimde bizimkiler güldü:
“Baba senin hiç kırmızı tişörtün olmadı ki.”
Neyse içinde kırmızı olan bir tişörtü üzerime çekip yola koyuldum.
Toplanma yeri Aydın Kanza Parkıydı. Saat 14.00 çağrı yapılmıştı ama insanlar saatler önce çoluk çocuk, ellerinde bayraklarla her tarafa saçılmışlardı. Her sendikal örgüt üyelerini kendi grup flaması ve pankartı altında topluyor, aralarına şüpheli kimsenin alınmaması uyarısı yapıyorlardı. Her santim kareye disiplin hâkimdi. Bu tabloyu gördükten sonra hemen oradan ayrılıp kortejler gelmeden Cumhuriyet meydanına yürüdüm. Bir gazeteci ruhuyla varış noktasını da gözlemlemek istiyordum.
Cumhuriyet meydanına bütün girişler bariyerlerle çevrilmiş ve giriş güvenlik kapıları iki arama şeklinde düzenlenmişti. Diyelim kötü niyetli ilk tarama aşamasından kaş göz arasında geçti değil mi… İkinci noktada tekrar aranarak enselenebilirdi.
Polis arkadaşlar olağanüstü içten ve naziktiler. Her aranan insana buyurun hoş geldiniz diyorlardı. Bu da geçmişten akıllarda kalan fobiyi yok etmeye yetiyordu. Hemen önümdeki ben yaşlardaki hanımefendi polislere:
“Siz de yoruluyorsunuz arkadaşlar. Oysa hep beraber kutlamalıyız.” Dedi. Genç polis gayet nazik bir ses tonuyla yanıt verdi:
“Olsun. Sizleri güvenlik altında tutmak görevimiz.” Diyerek arayıp meydana buyur etti.
80’yılları öncesi Van’dan Bitlis’e 1 Mayıs mitingine yarım otobüslere binerek gittiğimiz günü hatırladım. Korku ve yollarda başımıza neler gelir kaygısıyla Bitlis’e varmış, kutlamadan sonra aynı tedirginlikle geri dönmüştük.
Demek ki devlet isterse 1 Mayıs’ta kavga, olası patlamalar, saldırılar olmazmış.
Polisin güvenliği dışında sendikalar da üyelerini güvenlik çemberine almıştı.
Gruplar 1 Mayıs marşı eşliğinde ve birçok aralıkta çalan davulların ritminde Anafartalar’dan Atatürk Caddesine yürüyerek, marşlar söyleyerek girdiler. Küçük çocuklar da vardı annelerinin, babalarının ellerinden tuttukları. Gülümseyen yüzler, mutlu şarkılar, yer yer çekilen halaylarla meydan ana baba gününe dönmüştü.
Platformdaki mikrofondan bir genç bayan ve delikanlı grupların adını söylüyor ve ellerinde bayraklar, flamalar, dövizlerle emekçiler kendilerine ayrılan yerlere yerleşiyorlardı.
Tasasız, kaygısız, telaşsız ve korkusuz…
İşçi sınıfının örgüt başkanları taleplerini dile getirdiler.
Savaşsız, sömürüsüz bir dünya için ant içtiler.
Son günlerde emekçileri derinden üzen Kıdem Tazminatının kaldırılmasının emeğe ve emekçiye ihanet olduğunu anlattılar.
Bir düğün alayı gibi geldiler… Ve baharın bin bir rengi çiçekleri gibi olup Cumhuriyet alanını gökkuşağına dönüştürdüler.
Tek amaçları vardı…
O da:
“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…”

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...