Perşembe, 27 Temmuz 2017
Zeyyat ŞAHİN

DÜŞ YOLCULUĞU

Çıkamadığım yolculuklar, binemediğim trenler; beni bekleyen istasyon şefleri, yolumu gözleyen küçük kasaba kahvecileri var. Ve var uzaklarda bir yerde söylenmeyi bekleyen türküler. EĞİN nam küçük; ama eskilerin en eskisi bir kasabalı türküler bunlar. Oysa ben, yine hep yolların başında, küçük kasaba istasyonlarının uzağında ve beni bekleyen bütün türkülerin gurbetindeyim.

Uzun zaman var ki, bir yolculuk düşlerim. Yapayalnız çıkılan bir yolculuk… Yalnızlıkla başlayan ve yalnızlığı yapayalnız taşıyan bir yolculuk… Alıp başımı gitmek isterim. Bulduğum ilk trene binmek, gittiği son istasyonda inmektir düşüm. Üstüme sinmiş hüzünlere eklemek isterim küçük istasyonların bekleme salonlarında unutulmuş hüzünleri. Ve en hüzünlü ıhlamur ağacının gövdesine kazınmış bir cümlede unutmak isterim kendimi. Yani yolculuk düşlerim, düşlerim yolculukla başlar yolculukla biter çoktandır.

Düşemediğim yolların sonunda taş duvarlı, beyaz badanalı evler var ve sokaklar var sabah akşam hüznü davet eden, her dem hüzünlerle hayat bulan. Düşemediğim yolların sonunda taş kentin ayazında bir hikâye var, hikâyesinden firar etmeye mecali kalmayan. İçimde geç kalma korkusu, aklımda geç kalmaya kıyamadığım bir menzil. Ve ben o menzile ram olmuş bir zavallı âdem, bütün âdemlerin acısı yüreğimde.

Düşlediğim bir yolculuk bu, yalnız düşlerimde çıkabildiğim bir yolculuk. Ve her düş gibi uyku ortasında bitiveren, yarım kalan bir yolculuk. Yarısı uykuda, yarısı düşte bir yolculukta paramparçayım. Elim yüzüm ter içinde; saçlarım toz içinde. Bir kasaba istasyonunun tulumbasından dökülen serin sulara muhtacım; bir kasaba istasyonunun ulu çınarlarının gölgesine hasretim. Yıllarca süren, yollarca süren bir hasret bu. Ben bu yüzden istiyorum yollara düşmeyi; bu yüzden, düşlere yatıyorum her gece dilimde bir yolculuk duasıyla.

Yollarda olmalıyım, yollar yollar boyunca türküler söylemeliyim. Türküler söylemeliyim çıkamadığım yolculuklara dair, türkülere söylemeliyim yolculuklarımın sırrını. Belki duyan olur sesimi, belki soran olur yüreğine değen bir nağmeye beni.

Çıkamadığım yolculukların, binemediğim trenleri çoktan vardı düşlediğim istasyonlara. Bense bir istasyonun gece yarısı yolcusuyum hiç gelmeyecek trenlere biletim var…

Zeyyat ŞAHİN

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2017-07-24

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2017-07-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2017-07-20

""

Zeyyat ŞAHİN
Zeyyat ŞAHİN2017-07-07

E-bülten Gurubu

bize katılın ...