Çarşamba, 24 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Çamaşır suyu kokulu kadınlar

Sabah eşini yolcu ettikten sonra heyecanla annesini aradı telefonla.
“Sana söylemiştim ben ne çok sevdiğini. İkide bir meymenetsiz deyip durdun kocama. Bak dün akşam bana ne hediye etti biliyor musun?” Dedi. Bir süre sustu. Telefonun diğer ucundaki annesinden tepki bekledi. Sonra kendi sorusuna yanıt verdi:
“Bana sigorta poliçesi hediye etti. Hani ev kadınlarını türlü kazalara karşı sigortalıyorlar ya. İşte öyle.”
Annesinin sesini alamayınca daha bir yükseltti sesini:
“Anne!Anneeee!”

***
Eskimeyen bir dostla oradan buradan yaptığımız sohbet gelip kadınların tükenmeyen özverisine dayanmıştı.
Ansızın arkadaşım:
“Benim için dünyanın en nadide kokusundan daha değerlidir emeği yüzün akıyla yoğrulmuş bir kadın. Dünyanın en pahalı parfümünü sürünmüş kadınla, gün sonunda yorgun düşmüş çamaşır kokulu bir kadını yan yana koysalar hiç tereddüt etmeden çamaşır kokulu kadını seçerim.” Dedi.
Sözleriyle müthiş bir yorumlar zincirine halka atmıştı… Gülümsedim…
Ne çok acı çekendi kadın. Berdellere tutsak edilmiş, ilk ergenliğinde ne zaman baş göz ederim diyen cahil ana ve babaların hedefi olmuş ve İslam coğrafyasında aşağılık din bezirgânlarının çocuk yaşta evlilik fetvalarıyla satışa çıkarılmış.
Rahmeti Duygu Asena Kadının Adı Yok yapıtında, Vedat Türkali’nin Fatnmagülün Suçu Ne, Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye yapıtında Anadolu kadınının ağıtsı öyküleri konu edilmişti.
Kadının var olup yok olmasının fermanı aslı olmayan uyduruk dinin içindeydi. Ve kadın böyle bir sarmalın içinden Kurtuluş Savaşının eşsiz komutanı Mustafa Kemal'in devrimleriyle kurtulmuştu.
Şimdi kadınlarımız yol ayrımında. Birisi onları mutlak teslimiyete götüren yoldur. İçinde özgür düşünce yerine hurafeler olan bu yolda yaşanan acıları görüyoruz. Fanatik dinci akımların ya da kökten dincilerin kul eden kadına bakış felsefesi giderek yasaların koruması altına doğru sürükleniyor. Ortadoğu cehennemindeki ve Arap coğrafyasındaki kadınlar eğer egemenlerin hanedanlıkları içinde yaşamıyorlarsa eğer alınlarındaki kul yazgıları kaçınılmaz olarak kölelik oluyor.
Bugün İran, Afganistan’da kadın var olma savaşı vermeye çalışırken; ülkemizdeki kadın da cumhuriyet devrimlerinin kazanımları olan demokratik hak ve özgürlüklerini koruma sorumluluğundalar. Ülkemiz kadını giderek hızlanan karşı devrimci rüzgârlarda Halide Edip, Türkan Saylan ruhuyla dimdik durmak zorundalar.
Dünden yapılan hatalar gözden geçirilmeli. Yaşam biçimlerine ve özgürlüklere saygı duyulmalı. Örtülü ya da örtüsüz bölücü ve parçalayıcı siyasi yaklaşımların sahiplerine şüpheyle bakılmalı. İkna odaları gibi Ortaçağ yaklaşımlarının özeleştirisi verilirken, sosyal hayattaki kadının özgür yaşam biçimlerine yapılan saldırıların temelindeki hastalıklar tedavi edilmelidir.
Siyasiler, yazarlar, sanatçılar, toplumsal hayattaki lider konumunda olan insanlar yaşam alanlarında yaşanan olumsuzluklara birlikte tepki koymalıdır.
Kısacası yaşam, inanç, düşünce biçimi ne olursa olsun kadınlarımızı tümü Atatürk Devrimlerinin kadına kazanımlarını bir kez daha gözden geçirmeli. Kayıplarının ve kazanımlarının nerede olduğunun tahlilini yapmalıdır.
Bu nedenle Nisan ayında yapılması kararlaştırılan EVET ve HAYIR referandumu kadınlarımız için de hayati bir gündür. Çok düşünüp bir kere ve en iyi kararı vermeleri gerekmektedir.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...