Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Pişt mirat

Bir okurum yazdığı mesajda serzenişte bulunmuş:
“Hocam memleketle ilgili onca yazdığınız hatırlarınızda pişiğe yer vermemişsiniz. Hiç mi pişikli bir yazı okumayacağız.”Demiş.
Çok önceleri yazmıştım kedilerle ilgili bir yazı… Okumamış olmalı diye düşünerek hadi kahramanı Van kedisi olan bir yazı kaleme alayım dedim.
Bizim memleketin en önemli imajlarından biri de kedidir. İki farklı göz rengine sahip olan Van Kedisi yaşam alanlarının en sempatik yaratıklarındandır.
Kedi deyip geçmeyin. Mısır uygarlıklarında kedi Hindistan’daki kutsal inekler kadar değer görmüştür. Mısır müzelerindeki tarihi yapıtlarda kedi figürleri hemen göze çarpar. Mısırlı aileler kedilerine ailenin bir ferdi gibi davranır. Diyelim evin kedisi hayatını mı kaybetti işte o zaman ev halkı yas tutar. Öyle sıradan bir yas değildir… Acılarını göstermek için kaşlarını tıraş ederlermiş.
Mısır’daki bu geleneğin sosyal temeli bir zamanlar yaşanan kuraklıkla ilgilidir. Tarlalardaki, bağ ve bahçelerdeki ürüne saldıran fareler her şeyi yok ederlerken, dönemin bilgeleri bu saldırının önleminin tek yolunun kediler olduğunu anlatırlar halka. Ve doğanın kendi içindeki dengesinin bir parçası olan kediler farelerin cirit attıkları ortamları bir süre sonra düzene sokarlar. Bu da onları süreç içinde kutsal canlıya dönüştürür.
Van Kedisi, Van Gölü havzasının canlıları arasında özge bir yere sahiptir. Vanlı, kedisine tıpkı Mısırlılar gibi ailenin bir ferdi gibi değer verir. Arada bir yaramazlığından usansa da ve ardından terliğini:
“Pişt mirat!” Diye fırlatsa da ondan vazgeçemez.
Bizim de bir kedimiz vardı. Adı Pamuk’tu. Bembeyaz uzun ve yumuşak tüyleriyle, farklı göz renkleriyle konu komşunun sevip, okşadığı şirin Van Kedisiydi.
Bir tek olumsuzluğu, gözleri görmeyen Tavus teyzemizle yıldızı barışmazdı. Güneşli zamanlarda duvar dibine uzanıp mırıl mırıl şekerleme yaptığında ve Tavus teyzemizin bilmeden kuyruğuna bastığında; bacaklarına atılır, tırnaklardı. O da her fırsatta Pamuk’a beddualar okurdu.
Pamuk, evin büyük oğlu olarak bana verilen küçük odanın karyolasının altındaki kitap sandığını mekân tutardı. Mart ayına doğru artan huzursuzluğundan anlardı ki yine karnında can taşıyor. Doğum anında kitap sandığının kapağını aralık koyardık. Usulca oraya yerleşip, pisiciklerini doğururdu. Sonra pişicikleri gözlerini açıp, hareketlendi mi, tek tek dişine takarak evin kömürlüğe taşırdı. Tavus teyzemiz her kavga ettiğinde:
“Her yer Pamuğun eniğiyle dolu… Koca mahalleye yedi sülalesini yaydı!”Diye yakınırdı.
Pamuk ve yavruları odamda misafir olduğu günlerde; derin ve huzurlu bir uyku uyurdum. Sonradan öğrendim ki kediler yaşam alanlarındaki negatif enerjiyi bünyelerinde toplarlarmış.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...