Salı, 17 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

İğrenç bir olayın içselliği

Van Cezaevinden doğum izniyle çıkan genç bir anne… Ve henüz bir aylık bir bebenin uğradığı cinsel taciz ve ölümü…
Kaç gündür bu olay ülkemizde şok etkisi yarattı. Sosyal medyada haber olunca ardı ardına yazılan yorumların yüzde seksen beşi:
“İdam!” Olarak yazıldı.
Yani toplum çaresizliğini ve ötelediği sorumluluğunun nihai noktasını infaz olarak değerlendirdi.
Elbette ki suç büyük! Suçu işleyenlerin insanlık değerlerini kaybetmiş birer cani olduğu inkâr edilemez.
Ama bu caniliğin nedenlerini araştırmak gerek…
Bir anne neden cezaevinde?
Cezaevinden çıktığında nasıl madde bağımlılarla bir araya gelebiliyor?
Sahipsiz mi?
Geçmişi ne?
Onu madde bağımlısı yapan sorunların temelinde ne var?
Sosyal Yardımlaşma Kurumlarında bulunmuş, devletin esirgemesi altında tutulmuş mu?
Cezaevinden izin alırken suç dosyası yetkili tarafından olası risklere karşı bir kez daha gözden geçirilmiş mi?
Madde bağımlılığıyla ilgili devletin himayesinde tedavi edilmiş mi?
Eğer bir toplumsal suç yüreklerimizi dağlıyorsa ve zanlıları birer canavar olarak teşhir edilip, bizler de çözüm olarak cezaları idam diyerek hükmediyorsak, ölümle cezalandırılmaları dışında hiçbir çare üretemiyorsak, toplumdaki irin bağlayan yaraların cerahatini nasıl akıtacağız, iyileştireceğiz?
Hangi yok etme örtüsü insanın suçlarının saklayabilir? Hangi yara merhemsiz iyileşebilir?
O anne hangi korkunç olayların fırtınasında uyuşturucu bataklığına saplandı? Bebesine tecavüz edenlerle hangi ortamlarda bir araya gelip, canavarlık yolculuğuna çıktı? Biz onların bu yolculuğunu nasıl göremedik?
Anne, baba olarak…
Akraba,komşu olarak..
Öğretmen olarak…
Muhtar, polis olarak nasıl fark edemedik?
Fark edipte görmezden mi geldik?
Aman bana neciliğe mi seçenek olarak gördük?
Hani bizim:
“Kimsesizlerin kimsesiyiz.” Duyarlığımız.
Bakınız her sosyal suçtan birey, toplum olarak bizler de sorumluyuz.
Birbirimizle dayanışma yerine çatışmayı seçtiğimiz için…
Komşumuzun ağlarken, feryat ederken sesine kulak kapadığımız için…
“Belasını bulsun!” İlkelliğine sığındığımız için.
Van’da ki olay toplumun yüreğinde patlayan bir el bombası gibidir.
Bu Van’da değil başka bir kentte de olabilirdi.
Kim bilir bu tip canice olaylar ne çok işleniyor da üstü kapatılıyor.
“Kimseler duymasın.”Aymazlığında ne yürekler yanıyor, ne yuvalar dağılıyor, ne canlar yok oluyor.
Dedim ya hepimiz toplumun içindeki yaşanan acılardan sorumluyuz.
Eğer en basit bile dediğimiz bir durumun içselliğini tahlil edip; çözüm üretemiyor, önlem alamıyorsak; sarsıcı, utanç verici, kan dondurucu olayların önüne geçemeyiz.
Bir damla kanın içindeki hastalıkları akıllı telefonların ekranında görüntüleyip çözüm üreten bir dünyada; biz hayatın içinde boy veren suç dikenlerinin nedenlerini araştırıp bulamıyor ve tedbirler alamıyorsak Van’da yaşanan o tüyler ürpertici ölümlerin ve benzerlerinin önüne de asla geçemeyiz.
Son yıllarda cinsellik suçlarının bu denli çoğalması ve sapık boyutuna ulaşması bir bakterinin yarattığı facialar değil, toplumsal karmaşaları çözemeyişimizdendir.
Bugün binlerce işsizin içindeki yüzlerce gençlerin çoğunluğunun psikoloji ve sosyoloji bölüm mezunları olduğunu biliyor musunuz?
Biz hala “ Bir defadan bir şey olmaz.” Vurdumduymazlığının yaşandığı bir ülkede “sosyal” sözcüğünden korkuyor ve bütün bu sorumlulukları kendimiz çözeceğimiz yerde alın yazısına havale ediyorsak eğer çoktan canice işlenen suçlara teslim olmuşuz demektir.
Van’daki bebek faciası alarm niteliğindedir. Bu yaşanan elim olay için üç maymunu oynamak yeni suçlara davetiye çıkarmaktır.
İğrenç bir olayın içselliği için idam höykürmesinden başka fikri olanlar buyursunlar çözüm alternatifleri sunsunlar da bilgilenelim…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...