Salı, 22 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Uşkunlar olan da gel

Toprakkale ve Erek dağının göğsünde kar sularıyla beslenen turşiği toplayarak görmüştüm de uşkunun kök saldığı yerleri görmek nasip olmamıştı.

Şanlıurfa’nın Harran ovasının bir sınır köyünde başladığım öğretmenlik görevim sırasında öğleden sonra okul paydos zilini çaldığı an yazılara toklularını yayan çobanların yanına koşardım.

Çobanlar akşam dönüşü geldi mi yanlarında taşıdıkları yarım metrelik ağzı sivriltilmiş demir çubuğu yeşil bir bitkinin dibine daldırır, bir hamlede soğansı kökünü çıkarırlardı. Topraktan sökülüp alınmış soğanımsı yumru gün ışığını görür görmez renk değiştirirdi. Kabukları soyulduktan sonra yenilen o bitkinin adı Helivan’dı.

Helivan’ı Yediyol (Yedikardeş) Köyünün çocukları çok severdi. O bitkinin ömrü Mayıs ayına kadardı. Yaz sıcakları ortalığı kavurduğunda toprakta boy vermiş yeşil uçları kuruyup rüzgârda savrulup gittiği için dibindeki soğansı yumruyu bulmak da zorlaşırdı.

Çobanlar Harran’ın bitkilerini anlatırken ben de onlara Van dağlarının turşiğini anlatırdım. Sıra uşkuna geldiğinde zorlanırdım. Sadece çarşı pazara getirilmiş ucu püsküllü, dipten kesilip destelenmiş hallerini tarif ederdim.

Harran Ovasından Van’a nakil olduğumda yeni görev yerim Van’ın Gürpınar Akbulut Köyüydü.

Van-Hakkâri istikametindeki yolun uzun ve derin vadisinde yer alan Gürpınar’ın kuzeyinde bir tepe üzerinde kurulu olan köyün güneyinde ise Hindistan ve Pakistan adlı köyler vardı. O köy okullarındaki öğretmenler ve öğrencilerle karşılıklı gezi planlamaları yapılır, öğrencilerimizin sosyal çevre bilincinin gelişmesini sağlardık.

Öyle bir ortak gezi sırasında keşfettim uşkun bitkisini. Toprağın yüzeyinde geniş ve yeşil yaprakları arasında ince boyunu uzatarak yetişiyordu. Öğrencilerin piknik ortamını sağlayıp çevreyi gezdiğimizde gördük ki Nisan ve Mayıs arasında bu bitki her yanı kuşatıyordu. Beyaz püsküllerini incelediğimizde ise onların uçkunun çiçekleri olduğunu ve ilerleyen zaman içinde o çiçeklerin tohuma dönüşüp rüzgârda dört bir yana savrularak türünün ömrünü yaşattığını anlıyorduk.

Uşkun, uçkun, ışkın ya da yayla muzu…

Özellikle Doğu Anadolu’nun sayısız bitki türü içinde özge bir yeri olan uşkunun kanser hastalığına iyi geldiği de son yıllarda iddia ediliyordu.

Ekşimsi ya da mayhoş bir tadı olan uşkunun dış kabukları muz gibi soyularak yeniliyor. Bahar aylarında dağlardan toplanan bu bitkinin ömrü; Nisan ve Mayıs aylarının günleri kadar…

Ege’yi anımsatan:

“İncirler olanda gel.” Şarkısını ise bugünlerde Van ve çevresinde yaşayanlar:

“Uşkunlar olanda gel.” Olarak söylüyor.

İnternet ortamındaki başarılı çalışmalarını izlediğim Van Pazarı’nın yetkililerini arayarak:

—Onca pazarladığınız ürün arasında uşkun da var mı? Sorusunu sorup ardından da:

— Çıktıysa lütfen birkaç demet kargoyla gönderin. Diyeceğim.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...