Salı, 22 Ekim 2019
Sevim AKDENİZ

KELEBEKLER UÇUYOR KALBİMDE

Bahara, kapılarını açtım kalbimin. Kara kışı kovaladım. Zemheri soğukları kapı dışarı attım.

Akşam güneşi tüm sevecenliğiyle, camdan içeriye bana gülümseyerek girdi odama. Akşam sefalarının kokusuyla birlikte sarsın sarmalasın istedim beni. Heyecanla doğruldum koltuğumdan.Sonuna kadar açtım penceremi. İçime çektim sokağın kokusunu. Ahh bu bende tutuklu kalmış koku… Ahhh bu bende saklı kalmış akşam güneşi…

Telaşla döndüm içeriye doğru. Sallanan sandalyemi telaşla getirdim pencerenin kenarına. Şimdi ki şu anı. Sokağın bu akşam telaşını, kaçırmak istemiyordum.

Odanın en güzel köşesinde; ayakları oymalı ve yer yer sedeflerle süslenmiş ceviz ağacından yapılmış sehpanın üzerine, ihtişamla yerleşmiş gramofonuma doğru yöneldim. Sık sık hatta hep dinlediğim plağımı yerleştirdim. Gramofonun sağ tarafında olan kolu elimle buluştu. Her zaman olduğu gibi avucumun içinde nazlı nazlı çevrildi. İğnenin plakla buluşmasıyla birlikte, davetsiz çat kapı gelen gençliğim, gelip oturmuştu yüreğime. “Gençliğim,ahhh gençliğim” demekten kendimi alakoyamadım.

Bir ihtimal daha var

O da ölmek mi dersin

Söyle canım ne dersin

Vuslatın başka alem

Sen bir ömre bedelsin

Sükut etme nazlı yar

Beni mecnun edersin.

Müzeyyen Senar’ın sesi, açık olan pencereden, baharla buluşmaya çalışan yeşermeye başlamış ağaçların arasından akarak sokağa iniyordu. Gözlerimde tıpkı anılarım gibi, taş plağın sesiyle aktıı geçti gençliğimin baharındaki sokağımıza.

Gözyaşlarının hapsolduğu gözlerini açtığında, gecenin ayazının tüm bedenini sardığını hissetti. Sol omuzuna düşmekten bitap olmuş boynu da ağrıyordu, saçlarına beyazın en güzel tonları düşmüş yaşlı adamın.

Pencereyi kapattı. Gece perdesini de sokağa karşı örttü. Gramofonun cızırtı yapan sesi gülümsetti. İğneyi plaktan ayırdı.

Duvarda gri renkte,işlemeli kalın çerçeve içinde kendisine bakan sevdiği kadının siyah-beyaz fotoğrafıyla göz göze geldi: “Biliyormusun Mefkure, sen benim baharımsın. Vuslatımsın. Bu gece seninleydim yine. Kalbimdeki kelebekler uçuyor hala,seni sevdiğim ilk günkü gibi.”

Soğuk,kimsesiz,yalnız yatağına uzandı. Kulaklarında Müzeyyen Senar’ın sesi:

“Bir ihtimal daha var

O da ölmek mi dersin

Söyle canım ne dersin?”

Sevim AKDENİZ

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...