Cuma, 6 Aralık 2019
Nevriye UĞURLUEL

ANNE OLMAK...



Dünyaya geldik, çocuktuk, büyüdük...
Biz kendimiz bildik yaşadıklarımızı aklımız başımıza geldiğinden bu yaşa kadar...
Bir de bizi dünyaya getiren anamız ve babamız...
Ama analar bir başkadır her zaman...
O acımasızca incittiğimiz bazen...
Düşünmeden ettiğimiz laflarımızla...
Bir gün yok olacağını düşünemediğimiz ama bir türlü zaman ayıramadığımız analarımız...
Babamın bizi bir gece yarısı geçirdiği mide kanamasıyla korkutmasının ardından hayat bir başkalaştı benim için...
Ölümle burun buruna gelmenin nasıl bir korku olduğunu...
O an ne kadar çaresizleştiğimi...
Kollarımda son nefesini vermemesi için dua ettiğimi...
Yaşadığı kriz ve rahatsızlık ömrümüzden ömür yitirtti hepimize...
Babamı bir başka severim... Hele anam.. Hala sabahları kalkıp bize kahvaltı hazırlar... Sözlerimizle bazen incinir ama şöyle bir baktı mı ne büyük eşeklik ettiğimi anlatır o bakışlarla...
Yokluklarının korkusuyla karşılaştığım andan itibaren annesi babası hayatta olmayan çevremdeki tüm insanları çok daha anlamaya çalışıyorum...
Baba evin direği... Ama anne evin kendisi zaten...
Mailime güzel bir yazı gelmiş, kaynağını yazarını bilemiyorum, etkilenmemek elde değil.. Okumanız için paylaşıyorum... Ve ekliyorum:
"Anne ve babaların kıymetini zamanında bilelim... Çok şey istemiyorlar bizden, saygı ve sevgi... Tüm annelerin ömürleri sağlıklı ve uzun olsun... Buyurun yazıyı okuyalım...


ANNELİK

(1) yaşındayken sizi şefkatle kucaklayıp, elleriyle doyurdu.. Bütün gece ağlayıp, onu uyutmayarak teşekkür etiniz..
(2) yaşındayken elinizden tuttu, size yürümeyi öğretti size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz..
(3) yaşındayken size özenle yemekler hazırladı tabağınızda ne var ne yok masanın üstüne boca ederek teşekkür ettiniz..
(4) yaşındayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu evin bütün duvarlarına resimler yaparak teşekkür ettiniz..
(5) yaşındayken sizi en güzel kıyafetlerle giydirdi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz…
(6) yaşındayken okuldan o kadar korkuyordunuz ki, ilk gün sizi o götürdü sokaklarda “gitmiyceeeeeeem” diye ağlayarak teşekkür ettiniz…
(7) yaşındayken size bir top hediye etti komşunun camını aşağı indirerek teşekkür ettiniz
(10) yaşındayken arkadaşlarınızın doğumgünlerinden okulunuza kadar sizi her yere o götürdü, elinden fırlayıp giderken arkanıza bile bakmayarak teşekkür ettiniz
(11) yaşındayken sizi arkadaşlarınızla sinemaya götürdü “sen bizimle oturma” diyerek teşekkür ettiniz...
(15) yaşındayken sizi şehir dışına yaz kampına gönderdi bir kerecik bile aramayarak teşekkür ettiniz.
(17) yaşındayken arkadaşlarınızla yemeğe gitmenize izin verdi bir telefon bile etmeden gece yarısı eve dönerek teşekkür ettiniz.
(19) yaşındayken üniversiteyi kazandınız; okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kalacağınız yere kadar götürdü. Sonra da özenle hazırladığı eşyalarınızı taşıdı arkadaşlarınız alay etmesin diye kapıda vedalaşıp göndererek teşekkür ettiniz..
(21) yaşındayken hiç yanlış yapmayasınız diye size hayatla ilgili fikir vermek istedi “merak etme ben senin gibi olmiycam” diyerek teşekkür ettiniz..
(22) yaşındaydınız; mezuniyet töreninizde ışıl ışıl gözleriyle sizin yanınızda oldu siz, sizi siz yapan o elleri öpmeden arkadaşlarınızla eğlenmeye giderek teşekkür ettiniz..
(24) yaşınızdayken evlenmeyi düşündüğünüz insanla tanışmak istedi “zamanını ben bilirim” diye tersleyerek teşekkür ettiniz..
(25) yaşınızdaydınız evlendiğinizde. Sizi kaybetmenin hüznü bir yana düğününüz için gecesini gündüzüne kattı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz..
(30) yaşınızdayken bir bebeğiniz oldu. Bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi “artık bu ilkel yöntemleri bırak” diyerek teşekkür ettiniz..
(40) yaşınızdayken sizi arayıp kardeşinizin doğum gününü hatırlattı “anne işim başımdan aşkın” diyerek teşekkür ettiniz..
(50) yaşınızdayken o çok hastalandı, bir hafta sonu görmeye gittiniz; çocuklar gibi sevindi. Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz..

Derken bir gün; ki yaşınızın aklınızdan silindiği bir gündü….. O öldü!

O güne kadar söylemediğiniz ne varsa gelip boğazınıza düğümlendi o an.Onun için yapmadığınız herşey kalbinize yıldırım gibi düştü…İlk adımınızdan tutun da kaşığı ilk elinize alışınıza, kalemi ilk tutuşunuza kadar her anınızı düşündünüz.
Her anınız yaş oldu süzüldü gözlerinizden.
Ve belli belirsiz fısıldadınız:
-Teşekkür ederim ,herşey için..Teşekkür ederim..
Ama maalesef o sizi duymadı…

ANNENİZ İÇİN BİR KALP BIRAKIR MISINIZ...
OKUYUP PAYLAŞIN Kİ HERKES ANNE KIYMETİNİ BİLSİN.

Nevriye UĞURLUEL

Diğer Yazıları

Yorumlar

  • paşa yorumu:

    23 Şubat 2013 Cumartesi 12:30

    ANA GİBİ YAR!..
    Analar için ne söylense azdır. en güzel en muhteşem sözü de hz. peygamber söylemiş "ana'ların ayakları altına cenneti.."sererek. Onlara "öff!..bile demeyiniz" sırtınıza alıp kabeye götürüp "tavaf" ettirseniz bile!..haklarını ödeyemezsiniz! daha söyleyebiliriz ki?!..

  • tiryaki yorumu:

    22 Şubat 2013 Cuma 23:09

    anne ve babası sağ olan evlat hiç ihtiyarlamazmış.allahım anne ve babanızla birlikte uzun ömürler versin .nevriye hanım gönlünüze sağlık kaleminize sağlık ayrıca teşekkürler ...

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...