Salı, 17 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

ANADOLU KARDEŞLİĞİ


Düşünce yolculuğuna birlikte çıktığımız okurlarım bu yazı başlığını anımsayacaklardır. Cevat Alp’in sahibi olduğu Ekspres Gazetesinde yazdığım yıllarda, yine kanayan, kanatılan Anadolu için yazmış:

—Hiçbir çıkış yolumuz yok kardeşlikten öte. Anadolu hepimizin bin yıllık yurdu. Dilimiz, dinimiz ayrı olsa da türkülerimiz ciğerden ve tek. Türkülerimiz kardeşlikten yana. Demiştim.

Doğduğumuz yer nüfus cüzdanında. Köklerimiz belli. Doyduğumuz yer de belli. Tek fark arada binlerce kilometrenin olması... Ancak yürek; ne ıraklık dinler, ne de ayrı, gayrilik. Bastığımız toprak, göbek bağımızın da düştüğü kutsal Anadolu!

Tam yirmi altı yıldır doğduğum kentin ötelerinde görev yapıyorum. Her sorguda içimizi, dışımızı tanımak isteyenler sorar:

“Hoca nerelisin?”

Bazen sorgularda iyi niyet hâkimdir, bazen de hinlik ve aşağılık ötekileştirme. Ama her verdiğimiz yanıt, anamızın ak sütüne bulanmış vefanın dupduru can suyudur!

Şimdi siz söyleyin...

—Doğduğu yer midir insanın vatanı, doyduğu yer mi?

Bence her ikisi de... Ve daha ötesi; mutlu olduğunuz, huzur bulduğunuz, hürriyeti hissettiğiniz yerdir!

Bazen bunaltılırsınız.

“Ben kimim!” İkilemi arasında dönüp durursunuz. Cam kırıkları gibi yalnızlık düşürürler içinize, acılar içinde kalırsınız!

Ama sağlamsa yüreğiniz, namerdin ağusu bulaşmamışsa aşınıza, ekmeğinize, ben kimim sorusuna bulursunuz:

“Ben Anadolu’ yum!” Net cevabını.

Dağ, taşla buluşur ve yankılanır sesiniz:

“Ben Anadolu’ yum! Ben Anadolu’ yum! Ben Anadolu’ yum!”

Bu ülkeyi paramparça etmek isteyenlere...

Bu ülkede eti tırnağından sökmeye çalışanlara...

Bu ülkede nifak yaratmaya çalışanlara...

Bu ülkedeki insanların; Allah’ını, kitabını, peygamberini seçim sandığına yönlendirmeye çalışıp, emperyalist barbarlara peşkeş çekenlere...

Bu ülkedeki her biri bir cihan parçası evlatları birbirine düşürmeye çalışanlara, bakınız nasıl sesleniyor Ahmet Arif! Yüreği yetenler bağıra bağıra okusunlar her dizesini... Okusunlar ki cam kulelerde oturduğunu sanan sağır sultanlar duysun!


ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadolu yum ben,
Tanıyor musun?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah, ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettin’i.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Servi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarıda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne cellâdın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile diş ile
Umut ile sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Her biri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...