Perşembe, 14 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Sultan



Güneydoğu yaşamından kesitler sunan bir dizi daha televizyon izleyicisiyle buluşturuldu.

Hikâye sağlam... Ancak Diyarbakır halkını sadece Diyarbakır şivesiyle anlatmak hikâyenin inandırıcılığını etkiliyor.

Sultan Şehmuz adlı zatın Güneydoğu’da Mardin- Diyarbakır yolu üzerinde bulunan türbesi yöre halkının değer verdiği, saygı duyduğu kutsal türbelerden biridir. Bebeği olmayan gelinlerin ziyaret ettiği Sultan Şehmuz, söylencelere göre İbrahim Geylani’nin öğrencisidir.

Doğu ve Güneydoğu’yu gezenler, araştırıp inceleyenler hemen hemen her ilçede, kentte bir yatır, şeyh (şıh) türbesinin var olduğuna tanık olurlar.

Bir televizyon kanalımızda gösterime sunulan Sultan dizisinin kahramanları Sultan ve Şehmuz’da isimlerini öykücünün deyimi ile Sultan Şehmuz hazretlerinden almışlar. Sultan Şehmuz türbesi bölgenin sosyal ve kültürel açısından çok önemli bir özgeçmiştir.

Ülkemizde nüfus müdürlüklerindeki istatistiklere bakıldığında çocuklara konan isimlerin ilk sıralamasında Mustafa, Muhammet, Kemal, Süleyman, Mehmet, Ahmet, Ali, Ayşe, Fatma yer alır...

Şehmuz ismini de Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt’te bir Pazar içinde seslendiğinizde:

“He babam!”Diye ne kadar çok insanın başını size çevirip baktığını, yanıt verdiğini görür, duyarsanız şaşırmayın derim... Şehmuz ismi de Güneydoğu’nun şah erkek isimleri arasındadır.

Daha önce gösterime giren Firar dizisinin ilk bölümleri dünya kültür merkezlerinden bir olarak bilinen Mardin’de çekilmişti. Ancak dizinin üç dört bölümünden sonra hikâyenin konusu gereği dizi çekimleri için İstanbul mekân olarak alınmış ve bu hatadan izlenirlik oranı etkilenmiş, sıradanlaşan aksiyon sahneleriyle dizi ilgisini önemli derecede kaybetmişti.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde çekilen Sultan dizisi dileriz Firar dizisinin yapımcı ve yönetmeninin yanlışına düşmez, hikâyenin bütünü Diyarbakır ve çevresinde özgünlüğünden ödün verilmeden çekilir.

Seçici izleyiciler gibi benim de dikkatimi çeken önemli eksiklikler oldu.
Birincisi, Diyarbakır kentinde en çok kullanılan dil Kürtçedir... Senarist ve yönetmen bunu nedense es geçerek tümüyle Diyarbakır şivesine sığınmış. Hakları yenilmemeli tüm oyuncular hem mükemmele yakın bir oyun sergiliyorlar hem de şiveyi çok iyi kullanıyorlar. Diyelim ki senaristler Kürtçe repliklerden (konuşmalardan) uzak durmayı yeğledi. Ama hiç olmazsa sahne çekim planlarının gerisinden veya kahvaltı salonlarının olduğu tarihi hanlardan duyulacak Kürtçe bir ezgi dizinin özgün karakterine değer katabilir düşüncesi kulak ardı edilmeseydi. Gönül Yarası gibi çok az sahneleri Doğu’da geçmiş Şener Şen’in başrol oynadığı bir sinema şaheserinde Aynur adlı sanatçının sesinden dinletilen Kürtçe parça gibi. Yani tüm sanatlarda olduğu gibi görsel sanatlarımızda da sanatçılarımız korkaklığı söküp atmalı yüreklerinden. Hayatın içindeki fotoğrafta gördüklerini görmezden gelmemeli.

İkincisi de kahvaltı kültürü. Kahvaltı kültürü Doğu ve Güneydoğu için çok önemlidir.

Doğu ve Güneydoğu’nun ansiklopedilere sığmayacak zenginlikte mutfak kültürü vardır. Ancak Sultan dizisinde kahvaltı salonları olgusu ön plana çıkarılarak Van’ın bu alandaki hakkı Diyarbakır’a mal edilmiş. Oysa kahvaltı kültürünün şanı Doğu ve Güneydoğu’da Van’a aittir. Oysa Sultan ve Şehmuz’un hikâyesi için Diyarbakır’da o kadar çok zanaat dalı vardır ki birinden biri hikâyenin kahramanı ailelere düşünülebilinirdi.

Sultan dizisinde ön plana çıkan Kerim karakterindeki çocuk Hüseyin Karaca’ya dikkat çekmek isterim.

Bence Sultan dizisinin seyirciyi ekrana çivileyen oyuncularından biri Kerim... Yapımcı ve yönetmen tarafından çok iyi bir seçim yapılmış. Söyleyebilirim ki ilk iki bölümünü izlediğim Sultan’ın en etkili tiplemesi oldu. Milyonlarca insanımızın izlediği Vizontele filmindeki Deli Emin’in tadında bir oyun çıkarıyor.

Diğer oyunculara gelince... Hepsi başarılı... Nur Sürer, Nurgül Yeşilçay, Şahin Irmak ve diğerleri... Dilerim başarılarını dizinin özgün senaryosunda abartıya kaçmadan devam ettirirler.

Dizideki sosyoloji öğrencisi Pınar rolünü üstlenen Merve Altınkaya’yı senarist ve yönetmen ülkemizdeki sosyal devinim gerçeklerine göre oynatmalıdır. Yaşananların mesaj içeren her kesiti Pınar’ın bakış açısı unutulmadan verilmelidir.

Kısacası Sultan dizisinde, Anadolu kadınının, işine geldiğinde; canım, cicim, yârim diyen, işine gelmediğinde, hak ve hukuk söz konusu olduğunda ölümlerden ölüm beğen diyen geleneklere, göreneklere, törelere ve dolayısıyla erkek egemenliğine cesur bir başkaldırış var...

Bu yazıyı yazarken Demokrat Gazetesi’nin Doğu ve Güneydoğu muhabirliğini yaptığım sırada Diyarbakır’da Özgürlük Yolu siyasi çizgisinin Diyarbakır Belediye Başkanlığı seçimlerindeki halkla bütünleşen liderleriyle tanıştığım günler geldi aklıma.

Hastanede tutuklu hasta iken ayağından zincirle yattığı karyolaya prangalanan Nazif Kaleli, DİSK Genel İş Sendikası Diyarbakır İl Başkanı Zeki Adsız ve Mehdi Zana... Üçü de Diyarbakırlının sevgili liderleriydi. Mehdi Zana’nın hayatta olduğunu duydum ancak
Halo Nazif ile Zeki kardeşler yaşıyorlar mı bilmiyorum. Yaşıyorlarsa selam olsun, rahmete gittilerse de nur içinde yatsınlar. Gazetecilik günlerimde tanıdığım en düzgün ve cesur insanlardı.

“Diyarbakır senin keko! Öyle bir araştırıp irdelemelisin ki, Diyarbakırlı kendini senin yazacaklarının aynasında çırılçıplak görebilsin.”Diyen Nazif Kaleli, Ahmet Arif’in şiirlerinden çıkıp gelmiş yaralı bir aslan gibiydi.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...