Çarşamba, 23 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Ulusal refleks!


Kara bulutlar karartınca Akdeniz’in üzerini yanı başımdaki genç kızlar gelincik renkli bayrağımızı bir kez daha salındırdılar başımızın üstünde:

“Gök kubbe çökse de, yer yarılsa da yürüyeceğiz!” Dediler.

Çok miting ve eylemde kol kola olmuştuk kalabalıklarla. Ama bu yürüyüş daha bir anlamlıydı.

Konyaaltı’nın varyanta açılan yolu her dakika biraz daha kalabalıklaşıyordu. Minik çocuklu gencecik anneler vardı saflarda. Ve bayraklar daha bir anlamlaştırıyordu kalabalığı. Gözlerde meydan okumanın yakamozları ta denize vuruyordu şavkını. Akşamın gölgesi yağmur bulutlarıyla biraz daha koyulaşıyordu.

Türkülerle yürümeye başladığımızda ve türkülerimiz marşlarla yer değiştirmeye başladığından varyantın ilk kıvrıntısını dönmüştük bile.

Emekli bir ağabey titreyen sesiyle koluna sımsıkı sarılarak girmiş hayat yoldaşı eşine şöyle fısıldıyordu:

“Birileri yollar yürümekle aşınmaz demişti. Doğru sözdü. Ama yollardı kalabalıkları kenetleyen ve inançla ateşleyen. Yollar aşınmadı ama onlar milletin yüreğinden aşınıp düştü.”

Tek tük düşen yağmur taneleri çoğalınca yaşlı emekli ağabeyin eşi fısıldadı:

“Hürriyet’te ne güzel yazmış Yılmaz mavi gözlü devin Samsun yolculuğunu. Ne çok engeller yığmışlar özgürlükçülerin yoluna. Deniz fenerleri bile icat etmişler kıyılara. Ola ki şaşıra Bandırma gemisi, toslaya kıyılardaki bıçak ağzı kayalıklara.

Yağmur sanki 16 Mayıs 1919 gününün yağmuruydu. Bandırma gemisinin denize açıldığı gün. Kasavetli bir hava, neredeyse patlayacak bulutlar. Ama inancın kınında kaldılar. Mavi ışıklı yolcular Karadeniz’i avuçlarının içi gibi bilen o yürekli kaptanın ve mürettebatın yol göstericiliğinde Samsun’a vardılar.
Yürüdük Antalya’da... Ellerimizde bayraklar, dudaklarımızda en sevdiğimiz türküler ve marşlarla. Sadece yürüyen biz değildik. Balkonlarda yürüyordu. Ve çok uzaklardan Nazım’ın davetkâr sesi duyuluyordu sanki:

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!

Sonra da bir dua gibi sevdiğimiz Ali Ulvi Elöve’nin gençlik marşı çınlatıyordu her yanı:

DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ

Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar

Sesimizi yer, gök, su dinlesin
Sert adımlarla her yer inlesin

Bu gök, deniz nerede var
Nerede bu dağlar taşlar
Bu ağaçlar güzel kuşlar
Yürüyelim arkadaşlar

Sesimizi yer, gök, su dinlesin
Sert adımlarla her yer inlesin

Dağlar taşlar güzel kuşlar
Ya bu insanlar insanlar
Güneş ufuktan bir gün doğar
Yürüyelim arkadaşlar

Sesimizi yer, gök, su dinlesin
Sert adımlarla her yer inlesin


Yurtseverlik için güzel bir örnek yaşanıyordu Antalya’da, İzmir’de, Samsun’da, İstanbul’da...

Şimdi o bildik yazarlar yazıp çizecekler:

“Ne güzel oldu, halkla buluştu 19 Mayıs.”Diyecekler.

Hâlbuki hep halklaydı 19 Mayıs... Rengârenk... Bazen çocuk cıvıltılı, bazen gür sesli gençlik olarak... Hiç dışlanmadı ki bu ülkede bayrak, vatan ve inanç duyguları! Yeltenenler, içini boşaltmaya çalışanlar oldu ama güçleri yetmedi. Çünkü o her zamanki birlik ve beraberliğin gür sesi, onların vicdanlarında da yankılanıp durdu... 19 Mayıs 2012 aklı karışanlara ulusal refleksti.

Hayatın içine düşen bu büyük resim çok iyi okunmalıdır...

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...