Çarşamba, 24 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Rahmetin yol kesen Deli Dumrulları!


Rizeli Mehmet Haberal’ın; Amerika’da, Amerikan Cerrahlar Koleji tarafından şeref üyeliğine seçildiğini biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum... Bu yazıyı yazarken küçük bir araştırma turuna çıkınca öğrendim. Ama 1970’li yıllarda canlı bir donörden böbrek nakli yaptığını ve hatta 1978’de bir kadavradan böbrek nakli yaptığını biliyorum. Haberal hoca bu ülkenin yüz aklarından biriydi. Birden son siyasi dalgalanmalar içinde kendisini 2009 yılında Ergenekon üyesi olarak toplumu derinden etkileyen bir davanın ortasında buldu.

İşte bu değerli tıp profesörünün annesi geçtiğimiz gün hayata gözlerini yumdu.

Annesini son nefesinde ziyaret edip helalleşemedi.

Özgür değildi ve yasalar bağlayıcıydı, orta yerdeki bin bir söylencelerden birisi de:

“Haberal annesinin cenazesinden sonra meclise götürülecek ve milletvekili yemini etmesi sağlanacak.”Söylencesiydi.

Mehmet Haberal Hoca annesi merhume Medine Hanımın cenazesi için izinli olarak hapishaneden çıktı ve her olasılığa karşın güvenlik kordonu altında görevini yerine getirdi.

Daha önce yani annesi yaşarken izin verilseydi belki de rahmetliyi son bir defa görme muradı yaşayacaktı.

Ama şu kahrolası intikamcı ve fesat ve de garezden nasırlaşmış yüreklerin inadı yüzünden iznin gerçekleşmesi çok gecikmişti.

Mehmet Hoca’nın haber görüntüleri ekranda yansırken sanki kulaklarımda rahmetli Ahmet Kaya’nın Şafak Türküsü çalınır gibi oldu:

“Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama
Kaç zamandır yüzüm tıraşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim
Kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice”

Daha fazla dayanamadım gözyaşlarımı eşimden ve kızımdan kaçırarak balkona kaçtım.

Üzeri yeni örtülmüş mezarı bilirim.
Babamın hastalığıyla ilgili henüz bir hafta geçmeden gelen haber ağır hasta olduğu üzerineydi. Uçak yerine otobüsü yeğleyince, son nefesine yetişememiştik. Mahalledeki hocanın da işgüzarlığı yüzünden biz memlekete yetişmeden toprağa verilmişti.
Bahardı... Üzerine örtülen ince toprağı avucuma aldığımda sanki yağmur yemişçesine kokuyordu. Oysa ne çok görmek isterdim son kez onu. Bir kez olsa bile elini tutmayı ve fısıltıyla bile olsa hayır duasını alıp hellaleşmeyi.

Mehmet Haberal Hocanın Medine annesine son görevini ancak ölümünden sonra yapabilmesi görüntüleri bu yüzden iki defa vurmuştu yüreğimi. Ona bir iki günlük izin verme konusunda ayak diretenlere de fena halde içerlemiştim.

Ve birde Şafak Türküsü’nün dizleri belleğimde canlanıp, sanki kulaklarımın içinde çalınıyor gibi olunca çözülüp gittim.

Bu ülkeyi yönetenler ya da yönetmeye talip olanlar her akşam başlarını yastığa koyduklarında bütün bunları düşünmelidirler. Kısasa kısas bir politikanın içinde durup direnmek; iktidar getirse bile, insanlığımızı alıp götürür!

Mehmet Haberal Hocamıza ve yakınlarına başsağlığı ve sabır, hoşgörüsüzlere de cenabı haktan merhamet ve iyi tıynet dilerim.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...