Çarşamba, 23 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Erk’ler çatışması!


Erk’in sözcük anlamını biliyorsunuz... Güç, kuvvet, yetkili organ demek...
Yasama erki...
Yürütme erki...
Yargı erki...
Hepsinin bir araya geldiği dizilimin adı; “Yasama, yürütme, yargı” Olarak dillendirilir.
Bu olguların içinde millet ve hukuk gücü vardır... Bir araya geldiklerinde devlet dediğimiz olgu ortaya çıkar.
Üçü bir arada olmadı mı devlet olmaz! Devlet ve pek tabi ki demokrasi olmayınca da ortaya büyük bunalımlar çıkar. Sonuç yıkım olur!
Yasama erki; adı üstünde, yasalar geçirme, değiştirme ve yürürlükten kaldırmadır.
Yasama organınca oluşturulan yasalara hukuk ya da kurallara denir. Yasama organının somut adı parlamentodur. Halkın seçtikleri parlamentoda yasamayı düzenler ve hayata katar.
Yürütme erki; yasama erkinin çıkardığı yasaları uygular.
Yürütme erkinin başında devlet başkanı, hükümet başkanı bulunur. Yasaları nasıl uygulayacağını kararlaştırır.
Yürütme erkinin başındaki devlet başkanı; dış politikayı belirler, ülkelerde görev yapacak elçileri seçer, orduyu komuta eder ve dilediği zaman veto(değiştirme, düzeltme, reddetme) yetkisini kullanır.
Yargı erki; anlaşmazlıkları, çatışmaları egemenlik ve hukuk adına düzenler. Yargı erkinin içinde sorumluların çok dikkatli olmasını gerektiren; Yüce Divan ve Anayasa Mahkemesi organları bulunur. Burada amaç yanlış ve hatalı düzenlemelerin Anayasa Mahkemesine gidilerek yeniden ve doğru olarak yapılandırılmasıdır. Yüce Divan ise kasıtlı olarak yanlış yönlendirme ve şekillendirme yapma cüretini gösterenlere karşı adeta bir sigorta görevi yükümlülüğündedir.
Geçtiğimiz gün TÜSİAD Genel Başkanı Sayın Ümit Boyner’in:
“Devlet içindeki erkler kavgasını dehşetle izliyoruz!”Açıklaması sarsıcıydı.
O haberi aynen aktarıyorum:
“Etrafımızdaki coğrafya bir yangın yeri” diyen Boyner "Demokrasi hukuksuz olmaz. En önemli referans hukuk devleti ve adalete duyulan güvendir. Devletin görev sınırlarının belirlenmesi ve adaletin güvencesi için hukuk şart. Eşitlik ve özgürlük ile devletin görev alanı belli değil... Mevcut sistemde hukukun üstünlüğü konusunda MİT ve diğer devlet kurumları hakkında yasa çıkarmak durumsal bir süreç ve yeterli değil" dedi.

Sözlerini önümüzdeki dönem için TÜSİAD’ın ana vizyonunu tekrarlayarak bitiren Boyner, “Gücün hukukunun değil hukukun gücünün hâkim olduğu, müreffeh bir Türkiye” istediklerini söyledi.(Vatan Gazetesi İnternet Sitesi 14Şubat 2012) Peki, bu durum nelere yol açar diye sorarsanız kısaca şunları söylemek isterim. Türkiye zor bir coğrafyanın en dikkat çeken ülkesidir. Batılı ülkelerin Ortadoğu Projesinde eş başkanlık yükleyecek kadar güvendiği veya dünya üzerindeki stratejik ve ekonomik yerlerini sağlamlamak için kullanmak istedikleri ülkelerden en önemlisidir. Bu nedenle, Türk İşadamları Derneği Başkanının çığlığı dikkat çekici ve uyarıcıdır. Hukukun dışında hareket edecek ihtiras dolu bir güç, Türkiye’yi gerçekten dehşetengiz bir atmosferin içine çeker. Güçler dengesi bozulduğunda ise, aysberglerle dolu olan bir dünya denizinde devlet denen dümenine kasıtlı olarak balans ayarı verilmiş geminin nereye çarpacağını hiç kimse kestiremez. Aman dikkat! Bu ülke hepimizin... Kaptanıyla, çarkçısıyla, tayfalarıyla, miçosuyla adı Anadolu olan geminin yolcularıyız... Bu nedenle kusursuz fırtınalarla baş edebilmek için, kusursuz kararlar vermek gerek. Ancak hukuktan asla ve asla ödün vermeden ve uzaklaşmadan...

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...