Çarşamba, 23 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Dibe vuran görüşler!


Değerlere saldırmak sıradanlaştı.
Şimdi de Atatürk’ün gençliğe söylevi üzerine kilitlenildi:
“Atatürk’ün gençliğe hitabesi ayet mi?”Diyorlar.
Değil elbette... Ancak küçük akıllara sığmayacak kadar dev bir nasihattir. Bakınız gençliğe söylevde geçen şu tümceler yeni yetişen kuşaklar için ne kadar net bir uyarıdır
“Memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevilerin siyasi emelleriyle tevhit edilebilirler. Millet fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. İşte bu ahval ve şeriat içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.” Ve devam ediyorlar eleştirilerine:
“Atatürk’ü kanunla sevdiremezsiniz. Atatürk’ü Koruma Kanunu ne büyük hüsran ve garip bir durum. Peygamberi bile koruma kanunu yok.” Bu sözler sapına kadar demagoji içermektedir. Yani lafazanlık! Yani lafebeliği!
Atatürk’ü kanunla korumaya gerek yok. Burası doğru. Ancak Atatürk bu ulusa zorla sevdirilmedi. Dayatma yok! Atatürk tarihin içinde akıp giden bir ışık huzmesidir. Kırılmaya uğramayan, kirlenmeyen... Öyle olduğu içindir ki namuslular, yurtseverler tarafından baş tacı edilen, izbelik bekçilerince de düşman sayılan!
Şöyle bir belleğimizi zorlayalım lütfen.
Her yıl Atatürk’ün anıldığı On Kasım günü milyonlarca insan zorla mı yürütülüyor Anıt tepe’ye?
Ellerinde çiçekler ve al bayraklarla çoluk çocuğun, gencin yaşlının ensesine silahlar mı dayatılıyor Atatürk’e saygı gösterilsin diye?
Ulusal bayramlarda balkonlara, pencerelere asılan Atatürk posterleri kolluk güçleriyle mi astırılıyor?
Bir düşünce içinde “Atatürk kanunla korunuyor.” Göndermesi savı ne kadar sığ ve çiydir.
Sevgi ve saygısı kendi ülke sınırlarını aşan bir liderin elbette kanunla korunmaya gereksinimi yoktur.
Bazı aklıevvellerin körpe beyinleri karıştıran Atatürk putlaştırılıyor düşüncesi ile yola çıkanlar, O’nun hatırasına saldıranlar, suni gündemler yaratanlar tarihin çırılçıplak gerçeği altında kalıp ezilmeye mahkûmdurlar.
Özellikle:
“Peygamberimiz bile kanunla korunmuyor.”Gibi sözler söylemek kışkırtmak, dinsel ve tarihsel şahsiyetler arasında uçurumlar yaratmak demektir.
“Laf ola beri gele.” Felsefesiyle hareket edenler çok iyi bilmelidirler ki entrikalarına rağmen insanlarımızın gönlündeki tahtlarından iki Mustafa’yı söküp alamayacak, iki Mustafa ikilemi yaratarak akıllarda buhran yaratacak fırtınalar koparamayacaklardır.
O iki Mustafa mı?
İkisi de yaşadıkları sürecin devrimcileriydi.
Birisi Hz. Muhammet Mustafa...
Diğeri Mustafa Kemal...
Düşünce ve inançlarından ödün vermedikleri için de ölümsüzleştiler! Ve ne garip çelişkidir değil mi?
Kimileri güvenini ve umudunu yüklemek istedi gelecek nesillere söyleviyle...
Kimileri de o söylevlerin sahibini küçümsemek istiyor sövgüleriyle!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...