Çarşamba, 24 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Hayatımızda olması gereken üç paha biçilmez sözcük!

Hayatımızda olması gereken üç paha biçilmez sözcük!
“Eleştiri, özeleştiri ve takdir “
(Selim Erol Antalya SGK İl Müdürü)

Anımsayacaksınız... Bir hafta önce, 11 Ocak 2012 tarihli yazımda güzel bir sinema filminden John O’yu yazmış, Amerika Birleşik Devletinde toplumda kendini hissettiren sağlık ve sosyal eksikliğin akıcı bir sinema diliyle nasıl eleştirildiğini yazmıştım. Sonra da sözü ülkemizdeki 1 milyon 700 bin gibi önemli sayısallıktaki sosyal güvencesi olmayan insanımız için başlatılan çalışmalara değinmiştim.
Derler ya söz sözü, yerinde söylenmiş bir sözde hiç açılamayacak gibi görünen kapıları açarmış. Öyle de oldu ve çalışmalarını her gün yakından gördüğüm Antalya Sosyal İl Güvenlik Kurumundan da söz ettim. Kurumdan söz ederken, yönetici ve personelinin özverisini yazmamak olur muydu? Yazdım hem de kıvanç duyarak!
Sevgili Cevat Alp ağabeyimin yönettiği Antalya Ekspres Gazetesinde günlük yazılar yazdığımda da Antalya için çalışan insanları gözleyip, izler ve başarılarını yaratan püf noktalarıyla birlikte örnek görülsünler diye gururla yazardım.
Bu kez Antalya SGK İl Müdürümüz Selim Erol’un emek ve özveriyle yarattığı kurumdan söz ettim.
Sayın Selim Erol yazımı okumuş ve mutlu olmuş. Telefonla arayıp teşekkür etti.
Telefon görüşmesinden sonra oturup düşündüm. Bazen eleştiriye öylesine daldığımız oluyor ki küçük bir eksikliği nedenlerini araştırmadan ve bazen de duygusallığımız ağır bastığından olmalı ki abartarak yazıyor, yorumluyoruz. Karşı tarafa sormadan, neden ve niçinlerini irdelemeden adeta hedefimizdeki insanı abandone ederek hırpalıyoruz. Onlara savunma veya özeleştiri hakkı tanımıyoruz. Ortaya çıkan sonuç ta ne yazık ki kırılan kalpler, zedelenen onurlar, tuz buz edilen şevk ve heyecanlar oluyor
Çok doğru bir sözdür... Eleştiri, özeleştiri ve takdir sözcükleri yaşadığımız hayatın üç sihirli sözcüğüdür. Bu üç sihirli sözcüğü gerektiği gibi uyguladığımızda çok daha yetkin ve başarılı çalışmalar yapmamız kaçınılmazdır.
Nasıl yanlışları ve eksikleri görüp eleştiriyorsak; başarıları da öylesine alkışlamalı, takdir etmeliyiz.
Takdir ve alkış, olgun yöneticileri ve ekibini çok daha ileri hedeflere taşır.
Takdir ve alkış hayatın her kesimi için geçerlidir.
Defterinin sayfa uçlarını kırıştıran bir öğrenciyi azarlamak yerine nasıl düzgün tutacağı yöntemini anlatır gösterirsek yaratma becerisini ortaya çıkarırız. Her sabah yanı başından geçtiğimiz temizlik emekçisine günaydın, kolay gelsin diyerek işini daha çok benimsemesini ve sevmesini sağlarız. Rutin bir işimiz için yanına yaklaştığımız memura, bahçesinde çiçekleriyle uğraşan yaşlı adama, tarlasının yanından geçtiğimiz çiftçiye merhaba, yediğimiz güzel yemeğin ardından eşimize veya annemize eline sağlık diyeceğimiz gibi.
Ben eskiden olduğu gibi böyle düşünmeye ve yazmaya devam edeceğim.
Bütün bunları bir kez daha bana düşündüren telefonu için işinin erbabı Selim Erol Müdürüme ve onu başarılı kılan ekibine bir kez daha teşekkür ederim.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...