Salı, 10 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

Ulusal ruhu yok etme paranoyasına düşmeyelim!


Ulus ruhunu anlamalı, anlatmalı önce… Elle tutulamayan… Sevgi gibi, aşk gibi… Ve kutsal!
Görünmeyen, ancak yürekleri bir araya getirip sımsıkı yapıştıran…
Deniliyor ki gençlerimizin okul zamanından çalınıyor… Soğukta, sıcakta bir günlük gösteri için haftalarca bir provadan diğer provaya koşturuluyorlar.
Doğrudur…
Ancak verilmek istenen hinlik mesajı yanlıştır.
Görkemli bir bayramın elbette ki hazırlık dönemi olacaktır. Gençlerin gösteriye hazırlanması mutlaka ki zaman ve emek gerektirecektir. Eğer ziyan olan zaman varsa bu anlar kılı kırk yaran titizlikle planlanmalıdır.
Özgürlük mücadelesi için emperyalist yedi düvele baş kaldıran bir ulusun tarihine bakınız… Daha dün Genel Kurmay Başkanlığının arşivinden çıkarılan Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bir video internette dönmeye başladı. Yaklaşık yirmi dakikalık gösterimde canıyla, kanıyla cephedeki Mehmetçik’e silah ve mühimmat taşıyan anaların görüntüleri vardı. Buz gibi havada evladının sırtı yerine kağnıdaki top mermilerine battaniyeyi saran anneler, özgürlük ordusu zafere ulaşsın diye daha bıyığı yeni terlemiş gencecik evlatların görüntüleriydi tarihin içinden çıkıp gelen o siyah ve beyaz kareler.
O acı yaşanmışların sonunda kazanılan zaferleri kutlamak bir ulusun hakkı değil midir?
Eğer gençlerimiz gerçek anlamda ders kaybına uğruyorlarsa çözüm yolları vardır. Cumartesiler ve Pazar günleri çuvala mı girdi? Üstelik yaptıkları tümüyle bedensel… Yani spor! Gençler 19 Mayıs gibi bir büyük bayrama hazırlık yaparken gerek ruhsal ve gerekse bedensel olarak güç kazanırlar.
Ben yaştakiler hatırlarlar… Eskiden 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramına toplumun diğer meslek grupları da katılırdı… Kışladaki asker, emniyet teşkilatındaki polis…
Stadyumlarda gençliğin muhteşem birliği gösterilere dönüştüğünde halk coşkuyla alkışlar, yerinde duramazdı.
Bakınız 23 Nisan Ulusal ve Egemenlik Bayramı kutlamalarında dünyanın dört bir yanından yurdumuza konuk gelen çocuklar ve öğretmenleri ülkelerine dönerken Türkiye’nin birer fahri elçisi olmuyorlar mı? Bu mükemmel bir tanıtım değil de nedir? Milyonlarca Dolar harcansa böylesine duygu yüklü ve değerlerimizi bünyesinde taşıyan bir reklâm yapılabilir mi?
19 Mayıs’ın işlev ve etkinliğini artırmak, tıpkı 23 Nisan Bayramındaki gibi uluslar arası biçim ve içerik kazandırmak dururken; neden içini boşaltıp, çürütmek yöntemlerine başvuruyoruz, neden?
Milli bayramlarımızın ve dini bayramlarımızın değerini kavramalıyız.
Bayramlar bir ulusun heyecanı, sevincidir, coşkusu bugüne ve yarına dönük umutlarının güvencesidir.
Memleketimizde onca sıkıntı, eğitimimizde çözüm arayan sorunlar varken kafayı ulusal bayramlarımıza takmayalım.
Gücümüz yetiyorsa bayramları bayram gibi kutlayamayan yoksul çocuklarımızı, gençlerimizi içinde bulundukları sıkıntılarından çıkarma yollarını düşünelim.
Ve son söz…
Her bayram öncesi sizlere seslenip; balkonlarınızı, pencerelerinizi bayraklarla donatıp, çoluk çocuğunuzla, ellerinize bayraklarınızı alıp tören yerlerine koşun diye yazarken haksız değilmişiz değil mi?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...