Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Doğan Cüceloğlu dayağı alkışlatırsa ne düşünürsünüz?


Birkaç gündür Doğan Cüceloğlu Antalya’nın, Antalya’da yaşayanların konuğuydu.
15 Aralık 2011 günü Özel Toros Kolejinin konferans salonunu hınca hınç dolduran eğitimciler arasında onu dinledim.
Yine tatlı üslubu, koltuklara mıhlayan örnekleriyle büyüledi. Ama öyle bir an geldi ki salonu dolduranlara anlattığı örneğin ardından dayak olgusuna alkış isteyince...
Biliyorsunuz Cücenoğlu’nu hepimiz Savaşçı yapıtıyla tanıdık. İçimizden çok insan onun anlattıklarıyla ayakları üstünde durmayı, zor yaşama karşı direnmeyi öğrendi.
Silifkeli bir esnaf ailenin on birinci çocuğu olan Doğan Hoca bir gün liseden mezun olur. Aile öylesine kalabalıktır ki babası kimin hangi sınıfta olduğunu sıkça karıştırırmış.
“Ben mezun oldum.”Demiş. Babası da:
“Gel seni imam yapalım hiç olmazsa öldüğümde mezarıma gelir yasin-i şerif okursun.”Diye takılmış.
Ancak insan yüreği ve belleği kim ne derse desin bazen yazgının da üstüne çıkar ve irade dediğimiz yeti onu hep olması gereken yere taşır.
O da öyle olmuş. Ve psikolojiyi İngilizce ile iç içe öğrenerek bugünkü konumuna gelmiş. Amerika’da çeyrek yüzyıl psikoloji alanında dersler vermiş. Şimdi de Türkiye2nin aydınlık yüzünü daha da ağartmak isteyenlerin projelerine destek olmak için davet edildiği taşra kentlere dur durak bilmeden koşuyor ve üstelik SKY Televizyon kanalında haftada bir izlenirlik oranı yüksek bir programda görev alıyor.
Dayağa alkış istedi demiştim... Ancak birazcık daha sabır isteyerek onun hayatın kökleriyle ilgili anlattıklarına değinmek istiyorum.
Şu sıralar Doğan Hocamız “Anlamlı Yaşam Üstüne Sohbet” konulu bir yolculuk yapıyor ve kendinin dinlemek için zaman ayıranları da iki saat boyunca soluksuz bırakarak bu yolculuğun gönüllü yolcusu yapıyor.
Hayatı bir ağaca benzetiyor Cücenoğlu... Siz sadece toprağın üzerindeki gövdeyi, dalları, yaprakları görmekte ısrar ediyorsanız; o sizi ağacı ağaç yapan, yaprakla donatıp, meyveye durduran köklere indiriyor.
Ve diyor ki önemli olan köklerdir.
Anlamlı yaşamı da bu doğrultuda geliştirip size sunuyor.
Yaşam dört ayak üzerine kuruludur. Bu dört ayak yaşamın kökleridir. Birincisi ekonomi, ikincisi akıl gereksinimleri, üçüncüsü gönül ve dördüncüsü manadır... Bunlardan birisinin eksikliği veya yetersizliği anlamlı yaşamı zora sokar, insan mutsuz olur, var olma değerini ortaya koymakta zorlanır.
Doğan Hoca engellilerle ilgili düşüncelerini de hayatın içinden örneklerle sundu.Bir engelliyi siz hayata hazırlayabilmeye inanmışsanız engelli sizin performanssızınızın iki katı performans harcar diyor.
Dayak alkışlanır mı?
Doğan Cüceoğlu bakınız dayak olayını nasıl bir örnek sunarak alkışlattı.
Engelli okullarının henüz olmadığı veya geliştirilemediği yıllarda bir sınıfta görme yetisini kaybetmiş bir öğrenci de vardır. O gün sınıftaki tüm öğrenciler öylesine yaramazlıklar yaparlar ki sınıfa giren öğretmen gördüğü manzara karşısında cetvele sarılır ve gürler:
“Her kes sıraya geçip elini uzatsın.”Der.
Öğretmen tüm sınıfı sıra dayağından geçirirken görme engelli öğrenci içinden yalvarmaktadır:
“Allah’ım ne olursun, öğretmenim benim de elime cetvelle vursun!” Doğan Cüceloğlu Hoca işte bu noktada durup pür dikkat kendisini dinleyen bizlere bakıyor.
“Görme engelli öğrencinin korkusu durumundan dolayı öfkeli öğretmenlerinin kendisine acıyıp cetvelle eline vurulmayacağı kaygısı taşımaktadır.”Açıklaması yapıyor. Salonda bizler nefessiz kalmış durumdayız....Anlatmasını sürdürüyor Cücenoğlu...
Öğretmen tek tek cetveli yaramazlık yapan öğrencilerinin eline vuruyor ve tam görme engelli öğrencinin yanına geldiğinde onun eline de vuruyor.
Görme engelli öğrenci kendisinin de diğerlerinden farksız olduğunu düşünen öğretmenine içinden sessizce teşekkür ediyor.
İşte bu an Doğan Cüceloğlu salondaki bizlere dikkatlice bakarak:
“Ben böyle öğretmenin ellerinden öperim... Cetvelinden de.” Diyor. Ve alkış istiyor... Engelli öğrencisini engelsizden ayırmayan o müthiş duyarlı öğretmen için ve alkışlıyoruz.
Dün bu köşede bir bilge kişiden, sevi adamından söz ettim... Mevlana’dan...
Bugün de Doğan Cüceloğlu’nu yazıyorum... Ne güzel bir rastlantı değil mi? Ve umudum tazeleniyor... Sanki Doğan Cüceloğlu’da, Üstün Dökmen’de çağdaş bir Mevlana olup yol gösteriyor gölgelikler üzerimizden kalksın, silinsin diye hepimize.
Konferans salonundan çıkarken bu anlamlı günün düzenleyen; BİM’e, Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Özel Toros Koleji yöneticilerine, Lokman Ayvacı’nın da içinde olduğu Türkiye Beyaz Derneği’ne ve sevgili Doğan Cüceloğlu’na yürekten teşekkür ediyorum.
İnanınız o iki saatte bize öyle iyi ve güzel şeyleri hatırlattılar ki dışarıya çıktığımızda hayata bakış açımızın farklılaştığını anladık.
Sevgili Doğan Cüceloğlu Hocam! Sakın durma... Yorulma ve anlatmaya devam et lütfen... Anlamlı bir yaşam için yol göstericiliğine o kadar gereksinimi olan insanımız var ki!
Doğan Cüceloğlu’nun Eserleri

Bir Kadın Bir Ses
Başarıya Götüren Aile
'Mış Gibi’ Yaşamlar
'Keşkeksiz Bir Yaşam İçin İletişim
Savaşçı
İçimizdeki Biz
Yetişkin Çocuklar
İyi Düşün Doğru Karar Ver
İçimizdeki Çocuk
İnsan ve Davranışı

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...