Perşembe, 22 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

MEVLANA ve Şeb-İ Aruz (Düğün gecesi)


Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma...
Benim için ağlama, yazık, vah vah deme;
Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır,
Cenazemi gördüğün zaman firâk, ayrılık deme,
Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır,
Beni toprağa verdikleri zaman, elvedâ elvedâ demeye kalkışma,
Mezar, cennet topluluğunun perdesidir.
Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gurûbdan hiç ziyân gelir mi?
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun?
Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf’u ne diye kuyuda feryad etsin?
Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç.
Zîrâ senin Hayy u Hû’yun, mekânsızlık âleminin fezâsındadır.
(Mevlana)


Her 17 Aralık Mevlana’yı ve onun insancıl felsefesini anma günüdür.
Bu yılda öyle olacak… Gelecek yıllarda… Ve Mevlana’nın düşünceleri, sözleri, şiirleri kuşaktan kuşağa dillerden düşmeden söylenip gidecek
Hiç düşündünüz mü?
Mevlana sevginin evrensel boyutu yerine kavganın ve sömürünün bayraktarlığını yapsaydı bugün böylesine saygı görür müydü?
Mevlana sadece Anadolu’ya ışığını bırakıp sessizce göçüp gitmemiştir. Bugün dünyanın en uzak noktalarında bile anılıyor, düşünceleriyle var oluyorsa ömrü boyunca insanlığa saçtığı sevi tohumunun kök salmasındandır.
Sizce bu bilge ve sevgi adamı kıymetini bilemediğimiz sayısız bilgeler gibi hak ettiğini görüyor mu? Sadece diğer anma günleri hatırlanıp geçilmiyor mu? Onun hoşgörü felsefesi, o hep özlemini duyduğumuz savaşsız ve kavgasız bir dünyanın barış anahtarı değil midir?
Bakın nasıl sesleniyor hançeresini yırtarak:
Surette kalırsan putperestsin. Her şeyin suretini bırak, manaya bak.
Hacca giderken hac yoldaşı ara. Ama ha Hintli olmuş, ha Türk, ha Arap.
Onun şekline, rengine bakma; azmine ve maksadına bak.
Rengi kara bile olsa değil mi ki seninle aynı maksadı güdüyor, aynı senin rengindedir, sen ona beyaz de.
Ya onca güzel sözleri hiç yabana atılır mı:

Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.
Bal yiyen, arısından gocunmaz.
Bir mum diğerini tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez.
Ne mutlu o kimseye ki kendi ayıbını görür.
Yeşilliklerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıldan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir.
Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.
Nice kişiler vardır ki dizimin dibindedirler, ama benim için sanki Yemen’dedirler. Yemen’de olan niceleri de vardır ki sanki dizimin dibindedirler.
Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, hiç aramamak demektir.
Tuzağa saçtığın taneler cömertlik sayılmaz.Yerinde saymaz Mevlana…Işığını yıldızlar gibi büyütür…Ve tüm insanlığa seslenir…İşte bu sesleniş onun kabına sığmaz dünya görüşüne dönüşür:

"Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
İster kâfir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
Bizim bu dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir
Yüz defa tövbeni bozmuş olsan da yine gel."
Geçtiğimiz gün Sayın Adil Gürkan Türkiye’nin tanıtımına dönük müthiş bir öneri sunmuştu 11.12.2011 tarihli “Bir tanıtım mucizesi” Başlıklı yazısında:

“Bu coğrafyaya ait olduğu için bence Mevlana. Hayatı ve öğretisinin harmanlandığı, gerilimlerin ve usta işi analizlerin, okuru, uzun bir hayali yolculuğa çıkardığı, getirip Konya'ya bıraktığı bir roman... Torosların ötesindeki yüzlerce yıllık manevi miras ile sahilleri, doğal güzelliklerimizi, tarihsel mirasımızı, kültürümüzü yoğurup okura lezzetli bir baklava tadında sunan bir roman. Okuru meraktan çıldırtan, kitabı bitirir bitirmez hemen Anadolu'ya uçak biletini ayırtacak kadar yakıcı ve tahrik edici bir roman. Bu romanın mesajlarının, Dünyadaki Mevlevi örgütlerinin gücü ve manevi etki alanı ile kaynaştığını düşünüyorum. Amiyane tabirle tadından yenmez. Bir yıl sonra da, romanın senaryolaştırılması ve Spielberg Usta'nın dehasının değdiği ve Vangelis hemşerimizin Akdeniz kokan ezgileri ile bir film. Bu romanın ve filmin yaratacağı merak ve gezip görme arzusunu ustaca değerlendiren bir organizasyon. Bu merakı ve arzuyu kalıcı bir Anadolu bağımlılığına dönüştürecek usta işi gezi programları. Muhteşem olur.” Diyordu. Dilerim bu çağrısı Kültür Bakanlığı nezdinde de duyulur. Neden olmasın değil mi? Mevlana’yı andığımız şu günlerde Sayın Gürkan’ın önerisi duyulabilir. Hadi gari…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-20

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...