Cuma, 18 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Uyum

Yaşam şifrelerle örülüdür. Mutluluğa giden yol ancak bu şifrelerin çözülmesiyle bulunur.
Zor bir Sonbaharın içinden kışa doğru var gücüyle koşan doğduğum toprakların insanıyla daha sıkça görüşüyorum. Yaşadığımız kente göçüp gelenlerle söyleşirken akıllarının geldiği yerlerde olduğunu anlamamak hiç de zor olmuyor.
Büyük bir marketin kapısından tam çıkmak üzereyken kenarda duran kirli sakallı adamın bakışları üzerimde odaklaşınca dikkatlice bakıp, belleğimi zorladım. Bu oydu… Ta ortaokuldan arkadaşım. Ne çok severdi köpekleri. İki köpeği bir araya getirdi mi kapıştırırdı.
“Fahrettin hoş geldin. Geçmiş olsun.”Dedim.
Bakışları yumuşadı, heyecanla elini uzattı el sıkışıp sarıldık:
“Tanıyamayacak bu!” Dedi. Ayaküstü söyleşip, uzunca görüşeceğimiz bir günün tarihini ve yerini belirledik.
Fahrettin’de deprem sonrası çoluk çocuğunu kapıp Antalya’ya gelen hemşerilerimdendi.
Sadece Fahrettin değildi gelen… Artık her sokakta, caddede, pazarda hemşerilerim vardı. Yaşadıkları korku ve korkunun üzerine yığılıp kalan kara kış mecburi göçün içine sokmuştu onları. Ancak akılları dünyanın en güzel coğrafyasına sahip Yüksek Deniz Van Gölü Havzasındaydı.
“Kış en büyük engelimiz. Bahar gelince göçmen kuşlar misali yurdumuza, yuvamıza döneceğiz.”Diyorlar.
Van kedisini anlatmış mıydım? Dünyanın en tuhaf kedi cinsidir.
Hamileyken aş erer, inanılmaz evcildir ve yaşadığı ortamda aile bireyleri stresliyse o da o stresi yaşar. Bir başka kente götürülen Van kedilerinin ancak yüzde beşi yaşamını sürdürür, diğerleri kahırdan yaşama gözlerini yumar.
Van kedisi böyle naif iken bir de Van Gölü insanını düşünün. Kolay kök salmaz, kök salıp dalını budağını yeşertemez. İlla yurdum der. Van onun ana rahminden sonra en kolay yaşayabildiği ortamıdır. Aksi takdirde mutsuzlaşır.
Doğal felaketin zorunlu göçü büyük olasılıkla bütün bir kış mevsimi sürecek… Dağlarına bahar geldiğinde memleketimin yola revan olacak hemşerilerim. Ve bir büyük Van yaratacaklar. Daha sağlam yapıları olan, müteahhit (yüklenici) üçkâğıtçıların oyununa gelmeden yepyeni bir Van!
Onlar kökleri kar suyuyla beslenen Nergisler, zeringadekler (laleler) gibidir. Rüzgârları, nemleri, toprak kokuları farklıdır.
Ama hiç unutmayacaklar… Hayatları boyunca ve asla!
Türkiye’nin onları yüreğine bastığını, ikinci kazağını gönderen işçinin vefasını, yaşıtlarının hiç olmazsa ayağı sıcak olur diye patilerini poşetleyip yollayan üniversiteli kızı, mübarek bir anı gibi yüklükte saklı tuttuğu çeyiz yastıklarını gönderen o hanımefendiyi, uzak denizleri aşıp gelen ve hayatı pahasına acılarını paylaşan Japon kardeşlerini hiç ama hiç unutmayacaklar.
Şimdilik yaşama tutunma, uyum içinde güç toplama sürecindeler. Yüreklerimizi yaralarına sarmaya devam edelim…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...