Perşembe, 22 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Engelleri kaldıralım!

Dünya Engelliler Gününde bir adım daha atalım. Engelleri kaldıralım!
Biliyorsunuz 3 Kasım Dünya Engelliler Günü… Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 2 Kasım Günü, Milli Eğitim Müdürlüğü Başöğretmen Konferans salonunda Antalya’da ki engelliler için bir sempozyum (bilgi şöleni) düzenleyip, 3 Kasım’ı okul yönetici ve öğretmenlerini bu salonda buluşturarak kutladı. Antalya İl Milli Eğitim Müdürü yaptığı konuşmada (2 Kasım 2011 Cuma) Antalya’da engelli eğitimi için özverili bir çalışma sunduklarını, engelli öğrenciler için evlere öğretmen gönderilerek eğitim eşitliği ve fırsatından mahrum bırakılmadıklarını anlattı. Ramazan Savaş adlı hayırsever bir vatandaşımızın da engelliler için yaptıracağı okulun temelinin de yarın (3 Kasım 2011Cumartesi) atılacağının müjdesini verdi. Bilgi şöleninde en arkadaki koltuklardan birindeydim. Ve yanımda sıralanıp giden koltuklarda Sefa Akın İlköğretim Okulunun görme engelli öğrencileri vardı. Sol koltukta Hatice adlı şirin bir görme engelli kız vardı. Her tümcesinde İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay’ı alkışlıyor, içi içine sığmıyordu. Onun o coşkusunu paylaşırken, sonradan görme engelli olduğunu öğrendim. On yaşında yanlış bir tedavi ve yapılan iğne sonucunda görme yetisini yitirdiğini söyledi. Hatice’nin minik yaşam öyküsünde anladım ki; her an bir kaza ve hastalık sonucunda engelsiz birinin de engelliler grubuna katılabileceğiydi… İl Milli Eğitim Müdürü bir dizi toplantısı olduğunu söyleyip, toplantıya katılan konuklarından izin isteyerek salondan ayrıldı. Programın devamında engelli sporlarıyla ilgili bilgi sunumuna geçildi. Başarılı bir engelli okçu olan genç bir kızımız mikrofona davet edildiğinde heyecanlıydı. Heyecanını kontrol ettikten sonra toplantıyı düzenleyen İl Milli Eğitimi Müdürlüğüne teşekkür etti ancak böylesine anlamlı bir günde salonda bulunamayan Antalya Valisi ve Belediye Başkanlarına sitem etti. “Burada olsalardı bize güç katacaklardı.”Dedi. Program yönlendiricisine bu konuşma sonrası salonda bulunan yetkiliden gelen bilgi, engellileri daha da üzdü. “Sayın Valimizin yoğun bir iş günü var. Şu an kentimizde bulunan üç bakanımızın çalışmalarına da eşlik ediyor. Yarın ki temel atma töreninde sizlerle birlikte olacak.” Sempozyumda ki sahneye programda konuşma görevi alan engellilerin basamaklardan çıkarken zorlanmaları da dikkat çekti. Zira oluşturulacak portatif rampalarla engellinin bu sıkıntısı çözümlenebilirdi. Bu kez de aklımıza engelliler için yaşam alanlarındaki engelli araçlarının kolayca tırmanabileceği özel geçiş hatları, lavabo ve tuvaletler geldi. Bu konuda sorunsuz bir kent olmak için yaşam alanlarının iyi bir fizibiliteden geçirilmesini ne kadar önemli olduğunu düşündük. Program; doktor, fizyoterapist (fizik tedavi uzmanı) ve engellilerle bire bir çalışan uzmanların gösterileriyle devam etti. Salondaki haber kameramanı arkadaşa, geçtiğimiz yıl gözlemlediğim ve köşemde Antalya Valiliği dikkatine sunduğum yazımda söz ettiğim: “Başbakanlık Antalya Valiliği özürlüler Derneği” tabelasından söz ettim. Görüntü muhabiri arkadaşa durumu detaylı olarak anlattım: “Özürlüler sözcüğü artık dünyanın hiçbir yerinde kullanılmıyor. Gözden kaçan bu durum ne yazık ki Güllük Büyük Postahanesinin altındaki Yavuz Özcan parkında küçük bir yapının duvarında duruyor. Acaba oradaki yanlışlığı kaldırdılar mı?”Diye sordum. Antalya bugün engellisi olan aileler tarafından iklimi ve yaşam düzeyi açısından en çok tercih edilen kent. İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Osman Nuri Gülay da bu saptamanın altını çizmişti konuşmasında. Sayın Gülay’ın konuşmasında geçen engelli çocukların evine kadar öğretmen götürülmesi, hastanelerde bu yönde tedavi olan çocuklara koşulması doğrusu yüreğimizi ısıttı. Bu konularda olağanüstü duyarlılığı olan Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak’ın çabaları, hayırsever yurttaşlarımızın sorun paylaşan girişimleri ile bir araya geldiğinde Antalya kentinin engelli sorunlarını çözmüş bir kent olacağına inancımın tam olduğunu söyleyebilirim. Salonda yan yana oturduğumuz görme engelli Hatice kızımıza Âşık Veysel’den kısaca söz etmiştim. Âşık Veysel de çiçek hastalığı sonucunda görme yetisini kaybetmişti. “Hatice lütfen sen de Âşık Veysel’in gönül gözüyle görme gücünün ne olduğunu arkadaşlarınla paylaş.”Dedim. Hatice bir tek tümce ile oturduğum yere adeta çiviledi beni: “İnanmayacaksınız ama sizi görüyorum öğretmenim.”Dedi. Hayat güzeldir… Engeller kalkınca çok daha güzel! Not: Ramazan Savaş ve ailesi Antalya’da okul yapan, eğitim için varını yoğuna katan hayırseverimiz.İlk fırsatta kendisiyle tanışı ellerinden öpeceğim ve onun bu insan yanının sırların öğrenip siz okurlarımla paylaşacağım.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-20

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...