Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Hiçbir şeyden ders çıkarmıyor, ibret almıyoruz Sevgili Uğur Dündar!


24 Kasım 1976 yılında Van’da 7,5 ölçekli bir deprem olmuş ve yine Van gölü’nün kuzey ve kuzey doğusunda yer alan Muradiye, Çaldıran ilçeleri ve köyleri ile Ağrı’nın Diyadin ilçeleri yerle bir olmuştu.
Yine kıştı ve her yer beyaz örtüyle kaplanmış, dondurucu soğuklar hüküm sürmeye başlamıştı.
Van CHP Gençlik Kollarındaki biz gençlere görev verildi.
DİSK’in gönderdiği yardımları DİSK işçileriyle dağıtacaktık ve onlara rehberlik yapacaktık.
İşçilerin konakladığı yer Van Bayram Oteliydi.
Küçük bir toplantı yapıldı ve DİSK’in gönderdiği işçilerin lideri Zeki ağabey:
“Bakın gençler. Gideceğimiz yerlerin ne halde olduğunu hepimiz aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz. Bizimki insani yardım. Ola ki içinizden biri parti veya görüş propagandası yaparsa kesinlikle ekipten dışlarız. Devrimci İşçileri Sendikasının yardımını ihtiyacı olan köylere bırakıp döneceğiz. Biz şu örgütüz, buyuz demek yok. Halk gerçek dostlarının kim olduğunu arar, bulur. Buna inanın.”Dedi.
Biz gençlerin ayağında işçi babalarımızın zor bütçelerinden taksitleyerek aldığı Sümerbank işi ayakkabılarımızı gören lider arkadaşlarına hemen bize birer çift çizme verilmesini söyledi. Ve yaklaşık iki saat sonra Çaldıran ve Muradiye yönündeki köylere yardım ulaştırmak için hareket etik.
İnsanlar perişandı. Deprem sırasında yanan tezek sobasının devrilip yangına yol açtığı toprak damlı, kerpiçten yapılmış evden çıkan cesetlerin yanık kokusu genzimizi yakıyordu. Yiyecek ve içecek yardımını köyde dağıtıp yola koyulurken bir köylünün koluma yapışıp:
“Çadır yetişmezse hepimiz donarız, hayvanlarımız telef olur!”Sözleri yüreğimizi yaktı ve hemen lidere durumu bildirerek not almasını sağladık.
Yardım dağıtan Disk işçilerine rehberliğimiz sürerken Uğur Dündar’ın deprem yerine uçakla geleceği haberini aldık. Yerel gazetelerde köşe yazıyor, o zamanın Demokrat, Politika, Vatan Gazetelerine karınca kararınca haberler gönderiyordum.
O gün en müsait olan Dursun Konuk (Karayollarında bir işçi arkadaştı) ile beraber Van Havaalanına gittik.
Uğur Dündar ve arkadaşları uçaktan inip yolcu salonunun çıkışına yürürlerken koşup konuştuk.
“En önemli gereksinimleri ne?”Diye soran Uğur Dündar’a; koluma yapışıp çadır ve hayvanları için yer isteyen vatandaşı anlattık.
O akşam Uğur Dündar televizyon akşam haberine anlattığımız sorunla giriş yaptı. Yaklaşık dört bin insanı yaşamından eden Van Çaldıran depreminin ardından basit, derme çatma konutlar yaptırdı devlet. Hayvancılıkla geçinen insanlara başlarını sokacak tuhaf deprem konutları verilirken, hayvanları düşünülmemişti. Bunu da Uğur Dündar’a iletip, haber olmasını sağladık.
Peki, o yıllarda vatandaşın gidip içinde bile oturmadığı tek katlı konutları kimler yaptı biliyor musunuz? O tarihteki iktidarın Van Milletvekillerinin yeğenleri, akrabaları yaptı. Sonuç, depremzedeyi aç, açıkta bırakmayacağını söyleyen devlet politikasının iflasıydı.
Ve yıl 2011!
Van ve Erciş yerle bir olmuş durumda. Ayakta duran binalar da hasarlı ve artçı şoklara dayanacağı veya dayanamayacağı belirsiz yapılar.
Ağır kış şartlarını, yağan karın altında kalan deprem çadırlarının ekrana gelen görüntülerinde izliyoruz.
Elini yüreğinin üzerine koyup karınca kararınca deprem bölgesine yardım gönderen vatandaşlarımız şaşkın... Depremzede ne yapacağını bilmez durumda... Ağzını açıp:
“Hani yardım?” Diye çığlığı kopardığında, çadır almak için havaalanına gelen yardımlara koştuğunda biber gazı ve tazyikli suyla karşılaşmakta.
“Van’a gönderilen yardım kentin üç yıllık ihtiyacını karşılayabilir.”Denilmesine rağmen nedense tıkanan yardım organizasyonu yağan bu yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktan aciz. İşte böyle Uğur Dündar!
1976’da ki tablo aradan otuz beş yıl geçmesine rağmen 2011’de de değişmedi.
Yardım yerine bir kaç kışkırtıcı yüzünden biber gazı ve tazyikli su alan Vanlı depremzede, tıpkı 1976 yılındaki Muradiye Yatılı Bölge Okuluna duvarları depremden çatladığı, yarıldığı; kolonları patladığı için giremeyen öğrenci ve veliler gibi korku ve çaresizlik içine düştü.
Depremin vurduğu Vanlı yurttaşa şimdi kış vurmaya başladı!
“Sahipsizlerin sahibiyiz!”Diyenlerin gece gündüz çalışarak Van depreminden geriye kalan insanların kardan, buzdan, soğuktan donarak ölmesinin önüne geçmelidirler.
Başbakan Yardımcısı Vanlı Sayın Hüseyin Çelik bir saniye bile olsa Van’dan ayrılmamalı, yardım organizasyonunda görevli olanları denetlemelidir.
Japon doktorun ölümüne yol açan aymazlık skandalına yeni skandallar eklenmemelidir!
1976 yılındaki deprem yardımından sonra dönen DİSK işçilerinin bize armağan ettiği çizmelere gelince Sevgili Uğur Dündar... Görevimiz biter bitmez Bayram otelindeki canla başla çalışan işçilere bırakıp, Sümerbank kundurularımızı yeniden ayağımıza taktık.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...