Pazar, 21 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Öldürmeden yaşatmak!


Trafik kazalarında hep duyarız:
“Kazazede kurtarma sırasında öldü.” Kaza yerine koşan vatandaşların bilinçsizliğinden, ilk yardım bilgisi olmadığından yaşanır bu durum.
Şimdi bu kural Van’daki 7,2 şiddetinden sonra gelen günlerde yaşanmaya başlandı.
Van’ın kent yaşamındaki ilk büyük otellerinden biri uzman incelenmesi olmadığı ve 7,2 şiddetindeki ilk büyük depremden aldığı hasar yüzünden çöktü ve deprem için Van’da görevli bulunan gazetecilerin, Japonya’dan yardım için koşup gelen doktorun ve otuzu aşan insanın hayatına mal oldu.
“Bu bir cinayettir!”Diyenlerle,
“Sorumlulardan mutlaka hesap sorulacaktır.” Diyen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı haklıdır.
Ya haksız olanlar?
Deprem sonrası ivedilikle hasar gören binalarda araştırmayı sonuçlandırmayan veya üstün körü araştırma yapan uzmanlar…
Her belayı, afeti ve kazayı Allah’a havale edenlerdir.
7,2 şiddetinin ardından yeni artçı şoklar olacağı ve bu şok artçıların hasarlı konutları yıkabileceği dillendirilmesine rağmen üst yetkililerden gelen:
“Geçti… Fay kırıldı, enerji boşaldı… Gönül rahatlığıyla hasarsız evlerinize dönebilirsiniz.”Çağrıları mercek altına alınmalı ve tam anlamıyla bir cinayete dönüşen son depremin mutlaka hesabı sorulmalıdır.
Şu an Van bir kâbus kentine dönüştü…
Kara kış olanca ağırlığıyla deprem kentinin üzerine çöreklendi.
Kenti bırakıp kaçamayanlar, yakın kentlere ve uzaktaki kentlere sığınamayanlar için yaşamı tehdit eden beyaz örtünün arkasından dondurucu soğuklar yaşanacak.
Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Fatma Şahin’in:
“Dileyen depremzedelerin devlet konukevlerinde geçici olarak barındırılmaları, ılıman bölgelerdeki turistik tesislerin bu insanlarımıza kucak açması.”Önerisi en mantıklı öneridir. Zira Van ve çevresindeki iklim koşulları çadırda ve benzeri barınma araçlarında yaşamaya uygun değildir. İlla bu koşullara katlanılmalı mantığı bu kez donma ölümlerini beraberinde getirecek, acılar katmerleşecektir.
Tüm bunlar yaşanırken; Van’da yardım dağıtımında tepkiler gösteren, devlet yetkililerini protesto edenler yaşanan olaylar akılcı olarak düşünülerek yatıştırılabilirler. Ama çok okuduğu, araştırdığı özgeçmişinde yazılı olan Sayın Beşir Atalay gibi üst yetkililerin deprem yaralısı vatandaşların bağırıp çağırmalarına anlayış göstermesi gerekirken:
“Bağırmaya devam ederlerse bizde gideriz.”Gibi tavır takınması, devletin şefkat olgusunu yok eder ve tepki büyümekle kalmaz güvensizliğe dönüşür. Bu nedenle deprem yerinde bulunan ve ziyaret eden devlet erkânı tepkilere anlayış göstermeli, sade vatandaş depremzedelerle, kışkırtıcıları ayrıştırabilmelidir.
Türkiye Van Depremiyle ciddi bir özeleştiri vermekle karşı karşıya kalmıştır. Yardım bağışı için bütün bir halk ayağa kalkmışken, deprem yerindeki görevlilerin beceriksizliği, teknik yetersizliği özeleştirinin ana hatlarını oluşturmuştur.
Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün:
“Deprem bölgesini ziyaretimi ertelememin nedeni çalışmaların yavaşlamasına yol açacağı düşüncesidir.”Derken aslına depremin yüreğinde çalışanlara çok önemli bir mesaj vermişti. Oysa haberlere yansıyanlar, depremzede tepkileri bu mesajın alınmadığını göstermektedir.
Yinelemek istiyorum… Şu an depremzedeler için en akılcı öneri Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Fatma Şahin’indir ve bu öneri mutlaka yaşamlaştırılmalı, korku ve panik halindeki insanlar devlete ait misafirhanelere, Akdeniz ve Ege kıyılarındaki ölü sezona giren turistik tesislerde kalıcı konutları oluşturuluncaya kadar barındırılmalıdır.
Depremin ardından hayatta kalanların ölmeden yaşatılmasının artık tek sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti Devletidir… Türkiye sosyal devlet olduğunun sınavını mutlaka bu süreçte başarıyla verebilmelidir.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...