Cuma, 19 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Afatları aşacağız!


Depremin üzerindeki korku, panik kalkarken, yerini afetlere karşı alınacak tedbirlerin ne olacağı sorusuna yanıt aramamıza götürüyor bizi.
Öncelikle yapı sektörü büyüteç altına alınmalı diyor aklımız. Her gelen iki tuğlayı üst üste bırakıp yapı işçiliğine soyunmamalı.
Fizibilitesi yapılmamış zemin üzerinde konutlaşmaya gidilmemeli.
Van’daki depremde yıkılan koca binaların katilinin alt katlardaki kolonların kesilerek garaja, galeriye, iş yerine dönüştürenler olduğunu anlıyoruz.
Hala köylerdeki yapı araç gerecinin çamura karıştırılmış samanın beton işlevine dönüştürülerek kerpiç yapıldığını ve bu ilkel malzemeden konut yapıldığını görüyoruz. Ve anlıyoruz ki diğer katilin adı da bilinçsizlik ve fukaralık.
Sadece Van değil deprem tehdidi altında yaşayan. Anadolu’yu saran fay hatlarındaki tehlike bütün kentlerimizi ilgilendiriyor. Antalya’daki falezlerin doğal etkileşimler karşısındaki yıpranması Antalya için de S.O.S veriyor. Peki, Antalya’da ki yapılar ne durumda? Devasa apartmanlarda kullanılan demir, beton gerçek anlamda yüklerini taşıyacak nitelikte mi? Bu sorulara gönül rahatlığıyla olumlu yönde yanıt vermek çok zor.
Antalya’da gerçekçi bir araştırma yapılsa çok binanın üst katlarında çekme katlar olduğu görülebilir. Son kat dediğimiz dublekslerde balkon içlerinden başlatılan gizli duvar örmeleriyle kazanılmaya çalışılan küçük çaplı daireler o binanın temellerinde dinamit patlatmak kadar tehlikeli değil midir?
Uyanık dubleksçiler artı alan kazanmaya çalışırken var olan yükün üstüne yeni yükler koyarak hayatları tehdit etmiyorlar mı?
Ülkemizdeki belediyelerin fen işlerinde çalışanların uzmanlığı kadar namuslu olmaları da önemlidir. Görmezden geldikleri bir kaçak çıkma, fenni koşullara aykırı malzemelerden yapılan ucube yapıları kulak ardı ettikleri an tehlike çanları daha temelden itibaren çalmaya başlamaz mı?
Türkiye doğal afetlerden yüzü ak çıkmak istiyorsa eğer, alt yapı ve inşaat çalışmalarını devletin hayati görevi içinde değerlendirmek zorundadır.
Her depremde, sel felaketinde, yangında bu sıkıntıları yaşamamak için aldığımız derslere iyi çalışmalıyız.
İnsanımızın yazgısı hep gözyaşı, çaresizlik, doğal olaylara teslimiyet ve ağıtlar olmamalı!
Bir not: Van’dan görüştüğüm arkadaşlar Türkiye’nin doğal faaliyetlere karşı hantallığından söz ediyorlar. Onların moralini bozmamak için yorumlarına evet diyemedim. Ancak haklılar. Türkiye derlenip toparlanmada, organize olmakta başarısız... Bu da afetlere karşı örgütsüzlüğümüz. Ne yazık ki Van’da imdat bekleyenler eleştirilerinde hiç de haksız değil.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...