Pazar, 25 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Millet ve devlet!

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ey oğul!” Şeyh Edebili

Ulus olarak millet ve devlet olgusunu her zaman karıştırmışızdır. Bir polis memuru ile BDP’ li milletvekili arasında kafa kafaya meydana gelen o sert tartışmanın sonucunda konuya açıklama getirmek gerekir diye düşündüm.
Bakınız ansiklopedik bilgilerde devlet nasıl anlatılıyor.
“Özetle devlet: Bir coğrafya üzerinde tarihî bağlarla bir arada bulunan insan kümesinin üzerinde egemenlik haklarının uygulandığı kurumlar üstü yapıdır; halkın örgütlenme biçimlerinden birisi ve halkın örgütlenmiş bütününün temsili. Devletsiz toplumlar da vardır. Devletli toplumlar M.Ö. 5000’li yıllarda Sümer kent devletleri biçiminde görülmeye başlanır ve yeryüzünü kaplar. Her devlet kendi tarihini yazarak kendini sembolik olarak tarihte kurgular. Bunlardan dolayı tarihî bütünlükler gösterilmez ve devlet tarihi vatandaşları için ideolojiktir. Daha detaylı anlatırsak:
Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.

Hukukî açıdan devlet, genellikle unsurlarından hareketle tanımlanır. Buna göre devlet; "Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir."
Bu tanımdaki unsurlar şunlardır:

İnsan unsuru: Halk ya da millet unsuru olarak da adlandırılabilir. Belirli bir alanda birlikte yaşayan ve çeşitli bağlarla ortak yaşama iradesi gösteren insan topluluğudur. Bir devleti oluşturacak insanların sayısı hakkında bir alt sınır olmamakla birlikte devletin niteliğine göre makul bir alt sınır kabul edilebilir. Modern yaklaşıma göre millet unsurunun kurulabilmesi için manevi nitelikte bağlar yeterli olup bu manada birlikte yaşama iradesinin doğması yeterlidir.

Egemenlik unsuru: Siyasal iktidar unsuru olarak da adlandırılan bu unsur, Devletin esas kurucu unsurudur. Belirli bir yeryüzü parçası üzerinde yaşayan insan topluluğunun üstün irade çerçevesinde örgütlenmesidir. Egemenlik kavramı otoriteden farklı olarak ülke içinde biricik meşru güç kaynağı olmayı ifade ederken ülke dışında (uluslararası alanda) bağımsız olmak anlamına gelmektedir.

Ülke unsuru: Ülke, coğrafi anlamda bir bütünlük teşkil eden ve sınırları belirlenebilir bir kara parçasını ifade eder. Ancak devletin sınırları konusunda bir tartışma bulunması mümkündür. Ancak devlet sınırları öngörülebilir bir toprağa sahip olmalıdır. Devletin ülkesi kara ülkesi, deniz ülkesi ve hava ülkesi olarak üçe ayrılır.Devlet şekilleri

Üniter (Tekli) Devletler
Siyasi otoritenin tek merkezde toplandığı, merkezî otoritenin tek bir anayasa ile sağlandığı devletlerdir. Yasama organının yaptığı kanunlar bütün ülkede uygulanır. (Örnek: Danimarka, Fransa, İngiltere, İsrail, İtalya, İrlanda, Norveç, Yunanistan, Türkiye)

Karma (Bileşik) Devletler
Birden fazla devletin kendi aralarında gerçekleştirdikleri bir anlaşma ile birleşmeleri sonucu oluşan devletlerdir. İki şekilde olabilir:

Konfederasyon:
Bağımsız devletler tarafından egemenliklerini koruma şartı ile oluşturulan ve üye devletlere diledikleri zaman ayrılma hakkı tanıyan karma devlet biçimidir. (Günümüzde örneği yoktur, eski İsviçre, Almanya ve ABD)

Federasyon: Ortak bir anayasa altında birleşen devletlerin oluşturduğu devlet biçimidir. Bu tip devletlerde ayrıca her federasyonun kendi anayasası, yürütme ve yargı organları vardır. (Örn. Almanya, ABD, Kanada, Avusturya, İsviçre, Avustralya, Rusya)Egemenliğin kaynağına göre devletler

Monarşik Devlet
Egemenliğin tek kişiye ait olduğu devlettir. (Örn.: İspanya, İngiltere)

Oligarşik Devlet
Egemenliğin belli bir sınıf veya gruba ait olduğu devlet biçimi.

Teokratik Devlet
Egemenliğin kaynağının dine dayandığı devlet biçimi. Din adamlarının sözü geçer. Her şeye din adamları karar verir.

Demokratik Devlet
Egemenliğin halka ait olduğu devlet biçimi.

Bir birimin devlet olarak nitelendirilebilmesi için diğer devletler tarafından tanınmasına gerek yoktur. Zira tanıma sadece uluslararası alanda ilişki kurmak için gerekli bir işlemdir.

Bugün anladığımız anlamda devlet (Modern Devlet) 16. yüzyılda ortaya çıkmıştır.

Bütün toplumlar, bir devletin varlığı ile nitelenmezler. Avcı ve toplayıcı kültürler ve küçük tarım toplumlarında devlet kurumları yoktur. Devletin doğuşu, insanlık tarihindeki ayrıcı bir geçişi göstermektedir, çünkü devlet oluşumunda söz konusu olan politik gücün merkezileşmesi, toplumsal değişim süreçlerinde yeni dinamikleri ortaya çıkarır.

Devlet siyasal bir birliktir. Bunun için her şeyden önce devleti kuran bireyler arasında kültürel bir birlik lazımdır. Ancak kültürel birlik devletin yaşaması için yeterli değildir. Tarihte görülen birçok iç savaşlar kültürel birliğin devlet kurulmasında yeterli olmadığını göstermektedir. Amerikan iç savaşının anayasal düzenin kurulmasının ne kadar gerekli olduğunu ortaya koyması ve savaş kültürü yerine hukuk devlet ilişkisinin kavranması açısından önemi büyüktür.

Devlet, çağdaş toplumlarda en önemli kurumdur. Siyasal kurumların en iyi örgütlenmiş olanıdır. Üstün bir yaptırım gücü, zorlama olanağı vardır. Polis, jandarma, ordu yalnızca devleti yönetenlerin emrindedir.” Bu ansiklopedik açıklamadan sonra Türkiye’nin devlet biçimi olarak Üniter Devlet yapılanması içinde yer aldığını görüyoruz. Rejimi ise hepimizin bildiği gibi Cumhuriyet... Türkiye Cumhuriyeti...
· 1· · 6 Tarihte Türk Devletlerinin yıkılış nedenleri:· Tarih boyunca Türkler tarafından birçok devlet kurulmuş ve bu devletler kısa bir süre sonra yıkılmışlardır. Türk devletleri birlik ve beraberlik içinde oldukları zamanlarda, en kötü şartlarda bile olsa, daima toparlanmasını bilmişler; ancak birlik ve beraberliklerinin bozulduğu, birbirlerine düştükleri zamanlarda da çok çabuk yıkılmışlardır. Türk düşmanlarının birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak, bizi zayıf düşürmek için fırsat aradıkları günümüzde, iç birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek, daha bilinçli bir dayanışmaya girişebilmek için milletimizin geçmişini bilmek zorundayız.



Mustafa Kemal Atatürk, olağanüstü tarihi bilgisine ve yaşadığı hayatın bu birikime kattığı üstün tecrübe sonucunda Ey Türk Gençliği diye başlayan nutkunda (söylevinde) herkesin kulağına küpe olacak nasihatlerde bulunmuştur. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğunu kuran Osman Beyin Hocası Şeyh Edibali’nin “Milleti yaşat ki devlet yaşasın ey oğul.” Gibi.
Mustafa Kemal Ey Türk Gençliği söylevinin son bölümünde şöyle seslenir:
“Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyet imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!”Devlet kavramına bir göz attıktan sonra ulus veya millet kavramını yine ansiklopedik bilgilere bağlı kalarak değerlendirelim.
Ulus (Millet) Nedir?
Ulus ya da Millet, çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, duygu, gelenek ve görenek birliği olan insanların oluşturduğu topluluk.
Bir topluluğun "ulus" olarak adlandırılabilmesi için;Toplulukta ortak bir dilin konuşulması, Topluluğun tarihsel geçmişe sahip olması, Şimdi bir arada yaşayan bu topluluğun, gelecek için de bir arada yaşama inancında olması, Topluluktaki bireylerin birlik ve beraberlik içinde, ortak duyguları paylaşması, Toplulukta kültürel ortaklık bulunması gereklidir.

Milletlerin Oluşumuna Dair Tezler
Millet'in oluşumuna dair tezler kabaca iki ana yaklaşım altında toplanır: 1. Özcü yaklaşım 2. İnşaacı yaklaşım Özcü yaklaşıma göre, milletler toplumsal tarihin doğal ürünü olan birimlerdir. Bu birimlerin temelini kanbağı, dil, din, ortak tarih gibi bir takım kültürel elementler oluşturur. Bu kimlikler birey veya topluluğa doğuştan verilmiştir; bu nedenle birey veya topluluk tarafından reddedilmeleri çok zordur. Bu ortak özellikler kitlelerde doğal olarak bir birliktelik hissi veya milliyetçilik oluşmasını sağlayarak milletin harekete geçmesine ve kendi devletini kurmasına neden olur.
İnşaacı yaklaşıma göre, milletler tarihsel sürecin görece daha geç döneminde ortaya çıkmış bir olgudur; ayrıca kapitalizmin ortaya çıkışı, sömürgecilik, modern devletin yapılanması ile yakından ilgisi vardır. Başka bir deyişle, milletin oluşumu insan toplumunun ortaya çıkmasıyla birlikte ortaya çıkmış bir olgu değildir. Toplumsal gelişimin belli bir safhasında meydana gelmiş bir üründür. Her şeyden önce bir milletin oluşumundan önce bir milliyetçilik akımının ortaya çıkmış olması gereklidir.

Atatürk'ün Millet AnlayışıTürkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir. (Gazi Mustafa Kemal)Türk milleti
Atatürk'e göre, Türk milletinin teessüsünde müessir olduğu görülen tabiî ve tarihî vâkıalar şunlardır:a) Siyasî varlıkta birlik
b) Dil birliği
c) Yurt birliği
d) Irk ve menşe birliği
e) Tarihî karabet
f) Ahlâkî karabetMilletin Umumî Tarifi
Atatürk'e göre, her millete uyabilecek bir tarifi şunlardır:a) Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan;
b) Beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimî olan;
c) Ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden vücuda gelen cemiyete millet namı verilir. *** Şimdi tüm bu bilgilerin ardından o polis ve milletvekilinin: “Ben devletim!” “Ben milletim!” Diyen kavgalarının fotoğrafını gözlerimizin önüne getirerek düşünebiliriz.
Yukarıdaki alıntı bilgiler ışığında yaşadıklarımız günlere farklı yorumlar yapabilir, tartışabiliriz. Elbette ki bilimsel ve sosyolojik kavramlar yollarımıza aydınlıklar katacak yanlışlardan, sapmalardan kurtulmamıza olanak sağlayacaktır. Yeter ki düşünmesini ve düşündüklerimizi irdelemesini, tarihte yaşananlara başvurmayı unutmayalım. Bugün Türkiye’de dayatan realitelerden önemlisi Kürt meselesidir. Siyasi ortamda her türlü tartışma olanağına sahip Kürt kökenli milletvekillerinin yanı sıra dağları tercih eden ve silahlı mücadeleyi tek yol olarak seçen PKK ve uzantıları... Legal ortamdaki Kürt Milletvekillerinin silahlı mücadele içinde olanlara destek verdiklerinin iz düşümü ise artık toplumun şaşmaz aynasındadır. Açık ve net olarak söyledikleri de: “Dediklerimizi yapmazsanız Türkiye kanamaya devam eder.” Mesajıdır. Gelinen bu nokta antagonizma yani uzlaşmaz çelişki sürecidir. Peki, kimlerin işine yarar? Türkiye Cumhuriyeti’nin parçalanmasını isteyenlere... Atatürkçü düşünce düşmanlarına... Anadolu’da kukla devler yaratmayı uğraşanlara. Terör denen laneti ayakta tutmak isteyen silah kaçakçılarına, savaş sektörü ve uyuşturucu tüccarlarına. Kimler kaybeder? Türkiye’de yaşayan her kes kaybeder. Peki, ne olacak bu gidişatın durumu? Silahların sustuğu bir ılıman zamanda akil adamlarının Türkiye’yi politikalarıyla temsil eden iktidar, muhalefet ve irili ufaklı parti liderlerinin tümünün bir araya gelmesiyle. Yaşanları tahlil edilmesi; bilimsel ve sosyal anlamda karar almalarıyla kanlı gidişat sona erdirilebilir. Böyle bir barışçı oluşuma engel olacak güçler var mıdır? Emperyalistler! Türkiye’nin iki yakasının bir araya gelmesini istemeyen iç ve dış Türkiye düşmanları! O düşmanları tanıyor muyuz? Farkında olmaya çalışırsak eğer; yaşadığımız güncel hayat; onların adını, şanını her gün bir bir ve çığlık çığlığa açıklıyor! Yakında, Doğulu ancak kökeni Kürt olmayan bir yurttaş olarak, Kürtler başlıklı yazımla Kürtlere bakış açımı hayatımdan kesitler sunarak okurlarımla paylaşacağım. Kimler kimleri nasıl ötekileştirdi, gelinen uçurumun yaratıcıları kimler oldu?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...