Çarşamba, 16 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Türkiye’nin gözyaşları


Oğlunun şehit olduğu haberini teskin edici bir ilaç verdikten sonra anlattılar. Zaten konu komşunun ansızın çıka gelmesi, kocasının tuhaf davranışları bir şeyler olduğunu sezinletmiş buna rağmen aklının ucundan bile oğlunun şehit olabileceği geçmemişti. Daha dün konuşmuşlardı telefondan ve oğlu:
“Anacığım bugün şafak 30! Hakkârili arkadaşların misafiri olacağım.”Demişti.
Memelerini emdiği bebekliğini, apalayıp ilk ayağa kalktığı, okula başladığında bol gelen okul önlüğü için sızlandığı günleri anımsadı. Sonra bir düğüm tam yüreğinin olduğu noktaya oturdu, sıkmaya başladı.
Çaresiz çığlık çığlığa ağlayacaktı. Öyle yaptı. Ağıtlar yakarak, saçını başını yolarak, dövünerek ağlamaya başladı.
***
Emekliliği çoktan gelip geçmişti. Yolda belde karşılaştığı arkadaşları:
“Artık dinlenmelisin.”Deseler bile çaresiz çalışacak, askere dualarla uğurladığı oğlu şafak sayarken o da emekli olacağı tezkere gününü bekleyecekti.
İş yerinden önce kaynı, ardından mahalleden bir-iki komşu girdi. Kaynının elleri titriyor, konuşurken dili dolanıyordu. Ancak:
“Enişte! Verende Allah, alanda... Yaratanın yazısına sual olur mu?”Diyebilmişti.
Komşuları koluna girerken hissetmişti kara haberin geleceğini. Kemikten yoksun bir et kütlesi olup yığılıp kalmıştı. Biricik oğlunu şehit vermişti. Son duyduğu sesler:
“Metin ol! Vatan sağ olsun de!”Telkinleriydi. Sonrası hiç tükenmeyecek gibi akan gözyaşıydı.
***
İki işten birde çalışarak okutmuştu kızını. Kraliçesiydi o. Bir dediğini iki etmemişti. Çalışkandı kızı hem de çok azimli. Hiç takılmadan liseyi oradan da Üniversiteyi bitirdi. Ne var ki yüksek lisansını bitirse bile bir iş bulamamıştı.
Akşamları birlikte televizyon izlerlerdi. Ama son günlerde odasına çekiliyordu genç kız. Sanki dili alınmış, gülümsemeleri çekip gitmişti. Verdikleri harçlık da masasının üzerinde kuruşuna dokunulmadan duruyordu. Annesine:
“Babama söyle bunca yıldan sonra onun eline bakmak, sırtında hala yük olmak utandırıyor, eziyor beni.”Demişti. Sonra da o büyük sessizlik devam etmişti. Bir sabah kahvaltı için kalkmadığında odasına giren annesi, kızını ağzı, burnu, yüzü köpükler içinde bulmuştu. Cankurtarana aldıklarında hayatta değildi. Gözyaşları sel olup akmıştı.
***
İşsizlik, terör kara belasıydı ülkemizin.
İşsizlik üretim ilişkilerindeki akılcı planlamalarla yok edilebilirdi. Ancak terör, iç ve dış temellere dayandığında kan ve ölümdü...
Soy kimliğimiz ne olursa olsun... Dinimiz, mezhebiz her neyse... Bizler asırların suladığı Anadolu çınarının dalları, budakları, yapraklarıyız. Kökümüzü tutan toprakta ananelerimiz, örf ve adetlerimiz, sevinçlerimiz var. Biz Türkiye’yiz... Gözyaşlarımız için haykırıyoruz:
“Sebep ey!” Diye.
Nedensiz kardeş kavgalarının tohumunu saçanlar; sorumluluk almaktan korkup tırsanlar, kardeş kavgası getirimine sırtını dayayanlardır. Bilsinler ki Türkiye’nin gözyaşlarının yüzde yüz sebebi de onlardır.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...