Perşembe, 22 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Bir usta bin usta…


“Yaşamak unutulmaya yüz tutmuş bir zanaat deseler de siz kulak asmayın.” Eskiden meslek sanat okulları mı vardı? Peki, onlarca zanaat nasıl günümüze dek uzanıp gelmiş ancak sonradan bir kenarda unutulmaya bırakılmıştı.
Geçen gün Antalya Cumhuriyet Meydanında yaşı turistlere rastladım. Bay ve bayan ki her hallerinden evli oldukları anlaşılan yaşlı turistlerin ellerinde bastona benzer metal sopalar vardı. Tutma kısmı yumuşak plastiktendi.
Kendime sordum:
“Dünyanın en güzel bastonunun Zonguldak’ın Devrek İlçesinde yapıldığını bilselerdi, o metal aksamları taşırlar mıydı ?” Bakır işlemecilik de; Erzincan, Antakya...
Oltu taşından yapılan tespihler ve takılar Erzurum, Oltu...
Kütahya’da çini... Eskişehir’de lüle taşı...
Mezurasını duvara asıp yenilgin askerler gibi köşesine çekilmeye başlayan terziler.
Unutulmaya yüz tutmuş ayakkabı tamircisi saraçlar...
Yorgancılar... Yün eğiriciler... Ağaç kakma (işleme) zanaatçıları...
Lehimciler...
Ve sayısız zanaat dalları birer birer kaybolup gitmesinler diye bir sigorta şirketi tarafından:
“Bir usta bin usta projesi” İle işinin ehli, erbabı, ustası olanlar göreve çağrılıyor.
Eski zanaatları yaşatan ustalık, kalfalık, çıraklık geleneği, daha modern ortamda yeni kuşakların sorumluluğuna veriliyor.
Bakınız bu sosyal sorumluluk projesi için emek verenler neler söylemiş:
“Beş şehir, beş usta... Bursa, Edirne, Eskişehir, Gaziantep ve Trabzon’da, kaybolmakta olan el sanatlarının beş ustası mesleği yeni nesillere aktarıyor. Bursa’nın tasvirleri, Edirne’nin edirnekârileri, Eskişehir’in lületaşları, Gaziantep’in kutnuları ve Trabzon’un kazaziyeleri, beş ilde düzenlenen atölyelerle yeni ustalarını arıyor.Bursa’yla özdeşleşen tasvir sanatını yeni usta adaylarına Hayalî Şinasi Çelikkol tanıştırıyor. Karagöz’ler, Hacivat’lar, Bebe Ruhiler, önce atölyede hayat buluyor; sonra perdede... Öğrenciler önce karakterleri tanımayı, çizmeyi, boyamayı, kesmeyi ve tasvirleri hazırlamayı öğreniyor; sonra perdede Karagöz oynatmayı. Atölyenin sonunda, Bursa’nın köylerine gezici bir kumpanya olarak giden Hayalî adayları, Bursalı izleyiciler karşısında ilk sınavını veriyor.Edirne’deyse usta Mehtap Sönmez, şehrin adıyla anılan bir geleneksel sanatı, edirnekâriyi Edirneli gençlere öğretiyor. Öğrencilerin zengin hayal dünyası, ahşap yüzeylerde hayat buluyor; kutular, çerçeveler klasik motiflerle bezeniyor. Edirne köylerinde orijinal edirnekâri örnekleri arayan usta adayları, bu el sanatının geleceği için yeni bir umut ışığı oluyor.Anadolu Sigorta’nın 100. yıl etkinlikleri kapsamında, 10 yılda 1000 usta yetiştirme hedefiyle yola çıkan projenin ilk adımları, İZ’de ekrana geliyor. Mesleğin önde gelen ustaları, kameraların tanıklığında, paha biçilmez miraslarını gençlere devrediyor. Usta adaylarının hayatları, hayalleri ve umutları, yeni tanıştıkları geleneksel sanatların diliyle ifadesini buluyor.” Usta öğretmen, İşinde yetkinliğe ulaşmış emekçi demektir. Usta Anadolu halkı için en değerli olgulardan biridir. Tıpkı öğretmen gibi...
Çocuğunu ustaya teslim eden ana ve baba bilir ki emanetine hıyanet olmayacaktır. Usta da sorumluluğunun bilincindedir. Emaneti gözünün bebeği gibi korur, ona şekil verir. Önce emeği, işe saygıyı ve dürüstlüğü öğretir. Taptuk Emre’nin dergâhındaki Yunus Emre gibi çalıştırır. Asla izin vermez eğriye. Çırak da baba gibi sarılır ustasına. En iyiyi öğrenmek için pür dikkat kesilir öğretilene.
Doğrusu: ”Bir usta bin usta.” Projesi heyecanlandıran, saygı duyuran bir proje...
Bu büyük proje için emek verenleri alkışlıyorum. Mesleğinde zirveye ulaşmış, ancak akan zaman içinde yorulmuş ustalardan yeni ustalar yaratanlara selam olsun!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-20

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...