Pazar, 17 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Zaaflarımız...


Devlet zayıf göründüğü an tepesine binen çok olur. Özetlemek gerekirse devlet asla gardını indirmemek, duruşunu bozmamak zorundadır. Bu değerlendirmeyi yaparken:
—Devlet, vatandaşın tepesinde Demokles’in kılıcı olup sallansın!” —Baskı aracı olsun! Demek gibi bir muradım veya niyetim asla yoktur.
Devlet dediğin korur!
Sosyal hak ve özgürlükleri genişletir!
Ayırmaz, kayırmaz, ötekileştirmez, bölüp, parçalamaz!
Önemlisi de:
“Devlet baba!” Tanımlamasına ters düşmez.
Yani devlete baba diyen vatandaş gün gelip elini yanağına koyup düşünürken:
“Acaba devlet baba benim için üvey baba mı?”Sorusunun çengeline takılmaz!
Devlet devletliğini bilir, saygın duruşunu bozmaz! Ne var ki devleti eline geçiren yönetme erki, kendi dünya görüşüne göre devleti biçimleyebilir, yönlendirebilir, yeni kalıplara yaratabilir. Bunu yaparken, anayasal tüm kurumların işleyişini değiştirmek, muhalefeti hiçe sayıp, ekarte etmek zorundadır. Ve sonuçta başarılı olduğu takdirde ortaya çıkan totaliter düzenin iğrenç noktası faşizm olur!
Faşizmi tanıyoruz. İkinci dünya paylaşım savaşında insanlığa ölüm tırpanı olup savrulduğunu da...
İnsanlık onurunun her şeye rağmen faşizmi alaşağı ettiğini de biliyoruz.
Liderleri dokunulmaz daha net bir sözle Tanrı yapan ne yazık ki halktır!
Liderlerini her şeyi kusursuz yaratan olarak görüp, eksiksiz, yanlışsız olarak değerlendiren yığınlar, eleştirme mekanizmasının ellerinin arasından kayıp gittiğini fark ettiklerinde ise; iş işten geçmiş, zulmün zokasını yutmuş olurlar. Ve ne yazık ki duygusallıkları, sığ düşünme yetileri yüzünden koyun ve çoban olgusunu da beraberinde yaratırlar. Şu an yeryüzünde ve tarihin geçip gitmiş zaman dilimlerinde bu anlattıklarımın örnekleri çokça görülmüştür.
Sizi bilmem ama kara düzen, çarkı dönmeyen yönetim sistemi denildiği zaman aklıma hep zaaflarımız gelir.
Zaaflarımızdır bizi kullaştıran! Namerde muhtaç edip onursuzlaştıran... Erdemlilikten soyutlayan...
Bireylerin kıramadığı, söküp atamadığı prangaları, en kalın zincirleri aslında zaaflarıdır.
Bakın şöyle bir olup bitene... Geçip giden dünya düzenine... Haksız olmadığımı göreceksiniz...
Şaşırmayınız... Zaaflarınızı aklınızın ışığı altında değerlendiriniz.
Önceki yazılarımdan birinde Şeyh Edibali’nin Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Bey’e ettiği nasihatlerden birinde geçen devlet olgusundan söz etmiştim. O söz hala dipdiri ve anlamını bugün bile koruyor. Dilerseniz hepimize ders olacak bu sözü bir kez daha anımsayalım:
“Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...