Cumartesi, 24 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

İnadı bırakın! Eski ulaşım sistemine geri dönün!


Saygıdeğer Mustafa Akaydın hocam:

“İnat murattır!”Derlerse de siz sakın inanmayın. İnat bazen kaybetmeye giden yolun başlangıcıdır.

Bakınız, ilk yazılarımda ulaşımdaki köklü düzenleme için herkesten sabır ve hoşgörü dilemiştim.

Ancak! Uygulama öylesine Arap saçına döndü ki; o yazıları unutup, yeni bir yazı yazmanın vatandaşa karşı boynumuzun borcu, sorumluluğu olduğunu düşündüm.

Bu işin yürümediğini ve halkın sabrının kalmadığını kent ulaşımının içine girdiğinizde anlıyorsunuz.

Vatandaş mutsuz!

Dolmuş ve her gün yolcunun sert tavrıyla karşı karşıya kalan halk otobüs şoförleri sıkıntılı, kaygılı, korkulu...

Bir tek taksici esnaf keyifli, o da alabora olan ulaşımda tek alternatif olarak görüldüğü için.

İller Bankası tarafındaki dil kursuna giden genç bir kızımız öfkeyle anlattı.

“Kursa gitmek için iki ayrı araç bile yetmiyor. Yürümem, ağır trafikten geçmem gerekiyor. Durum böyle olunca taksiye binmek zorunda kalıyorum. Taksi, Çallı’dan, Öğretmen evi’nin olduğu noktaya 10.TL’ye götürüyor. Dönüşü de düşünürseniz etti yirmi lira... İşsiz üniversite mezunuyum. Kurs yükümün yanı sıra ulaşımdaki bu yıkıcı gider, dolayısıyla yirmi liralık bir yük daha getiriyor. Beni bir kenara bırakın. İşine gidip gelemeyen o kadar mutsuz ve bir o kadar huzursuz insan var ki hepsi mağdur, bir o kadar kızgın ve öfkeli. Bu işkence yönteminden geri dönülmeli. Başaramadılar deme inadına kapılmamalı. Olabilir. Uygulanmaya sokuldu ancak Antalya’nın özgün şartlarına uymadı denilebilir. Ancak diretmek tepkileri doğal olarak isyana dönüştürür.”

Bir emekli öğretmenle söyleşiyorum.

O da dertli.

“Yazın her sabah Orman Bölge Müdürlüğünün karşısındaki duraktan tek bir otobüsle plajlara iniyordum. Şimdi plaja gidebilmek için iki gidiş, iki geliş araç kullanmak ve iki katı zaman harcamak zorundayım. Araç değiştirirken dolmuştan halk otobüsüne aktarmada iki bilet ücreti vermek zorunda kalıyorum. Etimiz ne, budumuz ne? Hoca hiç mi düşünmez emeklinin nasıl geçindiğini?”Der.

Devlet hastanesine hemen hemen her gün gitmek ve kontrol yaptırmak zorunda kalan yaşlı bir teyze de dertli.

“Ulaşımdaki bu garip uygulama yüzünden sinir sistemim harap oldu. Geçen gün otobüs şoförüne çattım. Efendi delikanlıymış sinirlenmeme sabır gösterdi. Ya beni terslese, frene basıp dursa ve in aşağı deseydi ne yapardım? İtfaiye müdürünün oğlu Nazif de mi hata yaptı? Akıllı ve tecrübelidir. O nasıl böyle bir kargaşanın oluşmasına izin verir. Düzeltsinler bu karman çorman düzeni.”Diyor.

12 Eylül akşamı saat 17 sularında Sigorta durağından bindiğim tramvayda inanılmaz bir ağız dalaşı vardı.

“Hoca çuvalladı!”Diyene bir başkası bağırarak:

“Sizin yüzünüzden... Adam gibi hafif raylı yerine metroyu yapsaydınız, hoca çuvallamazdı.”Dedi.

Bir hanımefendi ise:

“Hoca sizin yanlışınızı düzeltiyor.”Diye atışmaya müdahil oldu.

Delikanlının biri hemen lafı yapıştırdı:

“Yanlışı yanlışla mı düzeltiyor?”Sorusunu sordu.

Arada bir küfürler karışıyor sözlü sataşmalara. Vatandaş fitili tutuşmuş bomba gibi!

Tartışma alevlendiğinde, Emniyet durağına ulaşan tramvaydan kan ter içinde ve ruh hali perişan olmuş bir vatandaş olarak indim. Doğrusu durum çekilecek gibi değil. İyisi mi; ne o kalabalıkla cebelleşmek, ne de birbirini dövercesine tartışanların geriliminin ortasında kalmak... Ve iyisi mi mesafe ne olursa olsun sadece yürümek... Peki, uzak semtlere gidenler de benim gibi yürüme kararı alabilecekler mi? Ya yağmur ve fırtına zamanı?


Bana yansıyanlar bunlar. Dilerdim, Sayın Akaydın hocamızın basın danışmanları gazetelerin dert köşelerine yağan e- postalardan bir dosya oluşturup kendisine sunsunlar. Vatandaşın yazdıkları öylesine öfke dolu ki on iletiden on bire geçemeyeceklerine iddiaya girebilirim.

Sayın Hocam lütfen çıkın bir sokağa... Dolmuşa, halk otobüsüne, tramvaya binin... Duraklardaki vatandaşla konuşun. Bırakın kızsınlar, bağırsınlar. Siz sadece anlatılanları can kulağıyla bir dinleyin.

Bakınız, tramvay tıka basa, hınca hınç ve kapasitesinin çok üstünde yolcu taşıyor... İnsanlar adeta balık istifi durumunda. Görüntü, Hindistan kırsalındaki 1950 model otobüslerde hayvan taşır gibi insan taşımasını anımsatıyor. Teknik olarak da yarın ciddi bir sorunlarla karşılaşma riski de yaşanabilir. Hafif raylı hat bu normalin üzerindeki yükü taşıyamayabilir.

Taşıma güzergâhlarındaki esnafla ilgili sorunlara gelince. Onlarda doğal olarak bu değişimden etkilendiler. İnsan dolaşımı ticari hayatlarını da olumsuz yönde etkiledi.

Memnuniyete gelince... Bir büyük kentin ulaşımındaki köklü değişimden sizce sadece taksiciler mi mutlu olacak?

Şu ana kadar ulaşım kartlarından fazla kontörü alınan vatandaşlarla kul hakkını gidermek, aradaki farkın hesabını görmek için bir planınız var mı?

Lütfen Sayın Akaydın... Gurur yapmak, inatlaşmak halkın mutsuzluğunu dolayısıyla sizlerin de huzursuzluğunu çoğaltır. Zararın neresinden dönülürse kârdır hesabıyla hareket ediniz. Sizden önceki belediye başkanlarının sırf ulaşımdaki başarıyı sağlayamadıklarından dolayı halkın seçme iradesinden dışlandıklarını sağır sultan bile duydu.

Ulaşım sistemindeki kargaşanın kariyerinizi paramparça ettiğini ve mensup olduğunuz partinin başarı hanesine koskocaman bir eksi yazdığını üzülerek belirtmek isterim.

Unutmayın;

“Dost doğru söyler, dostu acı çekse de.”

Yani kral çıplak Sayın Akaydın Hocam!

Kral çıplak!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...