Perşembe, 14 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Musa’nın (asabi) çocukları!


Otuz yıl önce İstanbul Karaköy’den tramvayla Tünel’e çıktığınızda şık dükkânların olduğu ve en çok optik, elektronik aletlerin satıldığı butik tipi dükkânlarla karşılaşırdınız.

O yıllarda İstanbul’a üniversite sınavına girmek için gidiyoruz ve gitmişken bir de fırsat bulmuşken amcaoğlu Tayyar’a fotoğraf makinesi alacağız. Girdiğimiz dükkânın sahibinin pazarlık yaparken Yahudi olduğunu fark ediyoruz.

Yahudilerin ticaretteki üstün yeteneklerini, zekâlarını her kes bilir.

Doğu’da küçük kentimiz Van’da Yahudi Moşe adlı tüccar bundan otuz beş-kırk yıl önce uzun ve ağzına kadar, tıka basa dükkânında her şey satardı. Adeta bir süper marketti. Aspirinden, çiviye, testereden, baltaya, defterden, kaleme ne ararsanız bulurdunuz. Moşe amcanın (Ki bize ona Yahudi Mişo derdik) sattığı malların fiyatı standarttı. Üç aşağı beş aşağı pazarlık yapma şansınız yoktu. Ancak ne alırsanız alın; mutlaka en iyisini ve sağlıklısını alacağınızı bilir, kazıklanma düşüncesinin “k” sını bile aklınızdan geçirmezdiniz.

Moşe amca ile çok pazarlıklarımız olmuştu. Darılıp, gücenmez dinlerdi. Sonra da onca çabama rağmen onun koyduğu fiyattan sattığını alır, kös kös dükkânından çıkardık.

Biz yine İstanbul’a dönelim...

Fotoğraf makinesi için Tünel çıkışındaki dükkânda da sıkı bir pazarlığa girişmiştik. Yahudi tüccar, pazarlık inadımızdan etkilenmiş olmalı ki:

“Yaman delikanlılarsınız. Hadi size makinenin çantasını da armağan vereyim.”Diye ortayı bulmuştu. Ve biz iki delikanlı dükkândan çıkarken, Yahudi bir tüccarla baş ettiğimizin gururunu yaşamıştık. Van’a döndükten sonra aldığımız makinenin İngilizce tercümesini yaptırdığımızda armağan diye verilen askılı çantanın fotoğraf makinesinin kendi fiyatı olduğunu anlamış, yolumuz İstanbul’a düştüğünde kendi kendimize Yahudi tüccarla hesaplaşmanın sözünü vermiştik. Oysa dış pazarlara açık ekonomilerde İngilizcenin dünya dili olduğunun bilincine varmış olsaydık ve İngilizceye vakıf bulunaydık O uyanık Yahudi tüccarın çelmesine takılmış olmayacaktık.

Yahudiler, İkinci Dünya Paylaşım Savaşında Faşist, sapık ruhlu Hitlerin baş hedefiydi. Gaz odalarında, toplama kamplarında yok edilmeye çalışıldılar. Kaçan yüzlerce Yahudi’ye savaşa girme riskini bile göze alarak Atatürk’ün Türkiye’si kucak açtı, hayata sımsıkı tutunmalarını sağladı, onları bağrına bastı.

Sayısız ödül sahibi Hayat Güzeldir filmini izleyenler, Yahudi soykırımının nedenleri hakkında kolayca fikir edinirler. Dilerdim o ve Yahudi kıyımlarını konu edinen çok önemli filmleri İsrail halkına ve onların dünyanın dört bir yanındaki lobi üyelerine bir kez daha hatırlatılır. İkinci Dünya Savaşının en çok acı çeken ulusu olarak savaşın kanlı yüzünü bir kez daha duyumsarlar.

Ancak, Yahudi Mişo diye sevdiğim, Karaköy’de dükkânında alışveriş yaptığım Yahudilerin sempatik yanı birden bire son otuz yıl içinde değişti. Filistin topraklarında tek egemen güç olduklarını dünyaya göstermek için kıyım üstüne kıyım yaptılar. Haksız toprak işgalleriyle çoluk çocuk demeden kıyım yaparak İsrail nefretinin büyümesine neden oldular.

İkinci Dünya Savaşında sanki kendileri kıyılmamış, acı çekmemiş, soykırımlara uğramamış gibi Filistin halkının ümüğünü sıkmaya devam ettiler. Kaypak ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesini bütün hücrelerinde taşıyan Arap ülkeleri Filistin’e yapılan zulüm karşısında ses çıkarmayınca; Musa’nın çocukları daha bir azgınlaştı, kan dökmeyi sürdürdü.

İsrail için politik isim çoktan dünyanın diline düşmüştü bile.

”Ortadoğu jandarması!

Şimdi Amerika, Ortadoğu topraklarında İsrail’e karşı alternatif jandarmalar yaratmaya çalışıyor.

Taliplileri çok...

Wikileaks belgelerinde yapılan açıklamalar sonrasında bütün dünyayı etkileyen olayların en önemlileri Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde meydana geldi. Amerika’nın hışmına uğramamak için sayısız ülke biat ya da kukla politikasına döndü. İktidarı elden gider diye korkan hükümetler gelişmeler karşısında susta duran maymuna döndü, hazır ola geçti.

Şimdi bugüne bakalım.

Boyun eğmez bir Türkiye ile mağrur ve geri adım atmaz İsrail arasındaki düşmanlık giderek büyüyor. En küçük bir çıtırtı bile fırtınaya gebe sessizliği bozabilir. Araya dinler arasına nifak yani Müslüman-Yahudi çatışması sokulduğunda sayısız kadim kültürlere yurt olmuş coğrafya ateş topuna dönüşebilir.

Düşmanımın düşmanı benim dostumdur ilkesinden yola çıkacak her iki ülkenin düşmanları, alternatif yandaşlar edinerek savaşın tek yol olduğu düşüncesini devreye sokabilirler. Ve tam bu gelişmeler karşısında çıkacak en küçük bir kıvılcım ise, durdurulamayacak bir Büyük Ortadoğu Savaşına cehennem kapısı aralayabilir.

Türkiye ve İsrail ortak çıkarlarını düşünerek savaş rüzgârlarını durdurup barış meltemleri estirebilir. En önemlisi Türkiye geçmişte ordularını savaş meydanlarında yalnız bırakan, Mehmetçik’i sırtından vurup, İngiliz saflarını tercih eden petrol şımarığı Arapların gazına gelmekten kendini uzak tutabilir.

Mavi Marmara ile başlayan inatlaşma, İsrail’in sivillere saldırmanın büyük ver affedilmez yanılgısını kabul ederek ve Türkiye’den, ölenlerin ailelerinden özür dileyerek son bulabilir.

Ya da tarih, binlerce insanın yok olup gideceği bir Türkiye ve İsrail Savaşını yazmaya başlar. Bu savaşın da yalnızca Türkiye ve İsrail arasında kalacağını düşünenler yanılır. Yahudi lobisi, savaşın bütün dünyayı etkisi altına alması için elinden geleni ardına koymaz.

Bu kaygılar içinde seslenmek gerekirse:

“Ey Musa’nın çocukları! Tahriklere kapılmayın! Hitler2in faşist ordularına karşı size kucak açmış Anadolu insanına tavır almayın!”

“Ey Türkiye! Zaten içinde çıbanbaşına dönüşmüş sorunların var. Bir İsrail’e, bir Libya’ya, bir Suriye’ye babalanıp tehdit unsurlarını çoğaltarak coğrafyanda yalnız kalma hatasına düşüp dünyayı başına bela alma!”Diyoruz.

Ve birlikte, bütün Ortadoğu halkları olarak:

“Savaş rüzgârlarına; binlerce, milyonlarca kez hayır!”Demek için yüreklerimizi birleştirmekte geç kalmayalım temennisinde bulunuyoruz.

Unutmayalım!

Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya insanlığın tek ve son barış umududur.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...